şükela:  tümü | bugün
  • dünyanin en absurd oyunu.. hayat..
    (bkz: godotyu beklerken)
  • bir müzisyen olan nasser ali khan tarının başına gelenlerden sonra ölmeye karar verir. marjane satrapi nin anlatımında doruk noktalarına tırmandığı bu çizgi romanın orijinali fransızca olup ingilizce çevirisi chicken with plums ismiyle temin edilebilir.
  • marjane satrapi'nin büyük dayısının son günlerini anlattığı, inanılmaz iç burkan bir şekilde biten çizgi romanı. 1958 tahranında geçmekte.
  • kitapta nasser ali iran'da yaşıyor ve tar çalıyorken, henüz izlemediğim filminde keman çalmaktadır ve büyük olasılıkla fransa'da yaşamaktadır. kitap, marjane satrapi'nin amcası veya dayısının yaşamından esinlenerek yazılmıştır. filmi ise hikayeyi kendilerine göre daha sevimli ve anlaşılır yapmak isteyen fransız ürünüdür. hollywood'un anlayamadığı kültürleri kendi yorumuyla film haline getirme işini bu sefer fransızlar, marjane satrapi'ye yapmıştır.

    bir de bu kitabı birileri türkçeye çevirsin, yapabilsem ben yapacağım da yapamıyorum arkadaş. broderies'i çeviren arkadaşlara buradan yalvarmak istiyorum, buna da bir el atıverin.
  • 31. uluslararası istanbul film festivali kapsamında bu gece 21.30 seansında seyrettiğim güzeller güzeli film.

    --- spoiler ---
    çalarken sevdiği kadınla arasında bağ kurduğu kemanı eline aldığı anlar da nassar ali'nin gözlerindeki yük çok şeyi anlatıyordu.
    --- spoiler ---

    marjane satrapi de her festivalde (ve eğer vizyona girerse, vizyonda) takip edilecek isimler arasında artık benim için.
  • 31. istanbul film festivalinde izlemiş olduğum filmler arasında en iyisi diyebilirim. gerek hikaye, gerek oyunculuklarla oldukça eğlenceli bir filmdi.
  • iff'te akbank galaları başlığı altında verildi, yakında vizyona girer diye tahmin ediyorum.
    ingilizcesi ve fransızcası "erikli tavuk" iken türkçesinin de "azrail'i beklerken" olması neşeli olmuş bence. iki isim de çok güzel, seçemiyorum arada kaldım.

    uzun uzun film yorumu yazmayı yersiz buluyorum ama tek bir noktaya değinmem lazım. karakterlerden biri bir noktadan sonra amerikada yaşamaya gittiği için film bir anda kısa bir süreliğine boktan eski amerikan sit-com'ları stiline daldı. hani şu 1940'lardan sonra ortaya çıkan, savaş sonrası amerikan rüyasının gazlandığı, iyi bir işi olan adam/evde onu bekleyen "mükemmel" kadın/mutlu ve çalışkan çocuklar/iki katlı ve bahçe içinde ev vs vs sit-com'ları stiline. film o kadar güzel giderken böyle bir dalış yapınca gerildim adeta. koltuğun kolçaklarını sıkmaya başladım, film kalitesiz diye değil tabii işte anlayın, kalitesiz bir şeyin bir çeşit parodisi olmasına rağmen marjane satrapi'nin bizi içine soktuğu o büyülü dünyadan çöttedenek böyle bir dünyaya düştüm diye.

    ayrıca filmden çizimlere geçişler nekkkadar güzel olmuş. afferim. çok beğendim. herkes izlesin.
  • festivalden sonra gösterime gireceğini öğrendiğim, keyifli bir fransız filmi. gidilip görülesi.

    ayrıca kendi kendime yazdığım, çizdiğim blogumda bir iki söz söyledim film hakkında aha bu da linki.

    http://aktifsinemarehberi.blogspot.com/…lerken.html