şükela:  tümü | bugün
  • barut ficisi diye tabir edilen durumun ingilizcesi
  • bir insanı, hatta gördüğüm kadarıyla birden çok insanı 8 dakikalık bir kurgu içerisinde ağlatabilen, hem de bunu ticari amaçlar içinde yer almasına rağmen yapabilen mucizevi kısa film. una palabra isi insanlık tarihinin en dokunaklı seslerinden biri.
  • latin amerikalı yönetmen, amerikalı fotoğrafçının ağzından (bütün yıkıntı ve dehşeti gördükten sonra) yine amerika'ya lafı sokar: "what have we done to this country?" yani "biz bu ülkeye ne yaptık böyle?"

    filmin mantık örgüsü tek kelime büyüleyicidir: görmeyen bir annenin oğluna "sen gör" demesi yüzünden çocuğun fotoğrafçı olması.
  • ilk defa total eclipse of the heart şarkısı içeriğinde duyduğum, sanırım askeri açıdan teknik bir terim olmayan söz öbeği.
  • - why did you become a photographer?
    - because my mother taught me to see..
    6 dakikada gözyasi dokulebilecegine inanmayanlarin izlemesi gereken filmcik.
    edit: 20. izleyisimde bile dayanamayip gozlerimden yaslarin dokuldugunu izledigim..
  • una palabra gibi bir şarkıyı keşfetmeme aracı olması bir tarafa inarritu sineması hakkında ipuçları veren ve amores perros atmosferini birkaç dakikada yakalayabilmeyi başaran hoş bir kısa film.
  • "fifteen wars, man. fifteen wars. i've seen the shit holes. i've been there, seen the slaughtering, taking my pictures. click, click, click. snap, snap, snap. and i've had people wounded on their knees in front of me... begging me to help them. you know what i do? snap. take their picture. i've never saved anybody. fifteen wars. not a single one..."

    savaş muhabirliğinin tanımı bundan daha iyi yapılamazdı herhalde...

    http://intl.bmwfilms.com/…ry=mideast&film=powderkeg adresinden filmi degisik baglantı türlerine göre streaming olarak izlemek ya da 125mb'lık wmv formatındaki versiyonunu download etmek mümkündür.
  • alejandro gonzález iñárritu'nun ne harika bir yönetmen olduğunu bir kere daha görmemizi sağlamış bir kısa film.

    aynı konu mesela michael bay'e verilmiş olsa yaklaşık 2 buçuk saat uzunluğunda bir blockbuster ortaya çıkabilirdi. elde tüm malzemeler var nasıl olsa: savaşın ortasında kalmış muhabir, onu kurtarmaya giden gizemli şöför, gözleri görmeyen bir anne. üzerine biraz daha aksiyon, yarı yolda gruba katılan ama sonra ölen yan karakterler, fotoğrafçının memleketinde dönmesini bekleyen sevgilisi,ve belki daha mutlu bir son...buyrun size yaz döneminin hasılat rekortmeni filmlerinden biri. peki aynı etkiyi yaratabilir miydi? cevap açık sanırım.

    demek ki neymiş,iyi ve de işini bilen bir yönetmen,8 dakikada da mucizeler yaratabilirmiş.
  • kolombiya'daki kokain savaslarini goruntuleyen abd'li fotografcinin gorduklerinden sonra,
    - what have we done to this country? all this... so that our yuppies can have their daily line of coke.
    gibi parcalayan bir cumle kurdugu, keske kisa olmasaydi dedirten, 8 dakikalik film.
  • (bkz: bure baruta)