şükela:  tümü | bugün
6240 entry daha
  • ethem poyrazı rahata erdirmez.
  • defter olsaydı şu yazdığım yer, bu kadar sil baştan yazmaktan silgi biter, kağıt eskirdi..
    farkettim ki söz konusu oğuz atay ve poyraz karayel olunca tahminimden de çok bastırılmışlıklarım varmış da sağa sola sıkıştırmaktan "veda" zamanı gelince nereye çıkacaklarını bilememişler..
    türk dizileri hakkındaki iç içe olduğum tek vakit, türkiye ye aile ziyaretine gittiğimde ev ahalisinin, kaldığım 3-5 gün ki zaman dilimindeki akşam izledikleri dizilere ister istemez göz attığım anlardır .
    bi bu diziye göz attıktan sonra "du ben bunu bi şans vereyim" deyip izlemeye başlamıştım kaldı ki 2.sezon zorlamama rağmen yok gitmedi bıraktım. 3. sezon yine bakmaya başladıysam da bir ilk sezonla mukayese edilecek yoğunlukta değildi. 1>3>2
    izleme sebebimin ilk sıralarında, ayşegül yahut poyraz aşkından ziyade poyraz'ın edebiyata (ve atay'a) olan aşkı, akabinde de birbirlerine olan aşkları bulunmaktadır.
    gerçek hayatta birlikte olmaları mı bu kadar gerçek kılan yoksa sadece iyi oyunculukları mı bilemem.
    ha eksisi,eksiği yok mu? tonla! dizinin uzunluğuna vermek istiyorum ama mantık hataları, ölürken sırıtan figuranlar, detaylara verilmeyen özen, fizik kurallarını zorlayan hedeler,azıcık daha düşünsem çıkabilecek onlarca şey daha.. sebebinin "sadece" uzunluk olmadığını bas bas bağrıyor!
    dolayısıyla ben aldığım kısma bakıyorum, kalanını göz ardı etmeye çalışıyorum. edemediğim zamanlarda da izlemiyorum. herkesin kendi kararı, beğenisidir. özellikle şöyle iyi diye göklere çıkarıp yahut böyle kötü diye yerlere sokmanın da çok makul olduğunu düşünmüyorum..
    dönelim diziye,oyunculara.. 3. sezonu en izlenir kılan öğelerden biri çınar'a (sevemedim bi türlü) hatta fatih'e (!!) rağmen nevra nın varlığıdır! o nasıl bir oyuncluluktur! nasıl muhteşem bir kötüdür! hele o jestleri, mimikleri, alaycı bakışları, küstah tavrı, çıldırmaları.. oyunculuğun, deneyimden dolayı yaş ile alakalı olması kanısında değilim. mustafa alabora kadar ismi olan bir oyuncu bence epey amatör oynamıştı. ama begüm harikaydı! intikam sahnelerinde özellikle!
    songül beni çok güldürüyor kesinlikle çok başarılı buluyorum!
    ümran, despina.. grinin elli tonları, hep aynı çizgideler. isa'ya nazaran birinci bölümde sinan'ın yanılmıyorsam "efe" diye bir arkadaşı vardı (kesin salladım da, tombulcana bir çocuk yeşil gözlük kumral, sürekli gaza getiriyordu sinan'ı pelin mevzunda.. ) o çok daha oyuncu.
    zülfikar ve sema da çok başarılılar! hikayenin içine sürüklüyorlar. despina nın yeğeni defne, çiğdem.. karakterleri baya kötüydü..
    ha bence en iyi oyuncu ayşegül'dür orada! poyraz da bahri de elbette iyiler ama ayşegül'e "oyna" yerine "yaşa" diyorlar sanki!
    finale gelirsek..

    --- spoiler ---

    81. bölümden bildiğimiz ve yeni fragmandan gördüklerimiz ışığında, eğer bahri ölseydi poyraz ile ayşegül şöminenin önünde aşk tazelemezlerdi.
    ya da bahri öldü/ölecek ve o sahne gördüğümüzden farklı bir boyutta..

    "ayşegül: senin hikâyende mutlu son yok diye biliyordum?
    poyraz: bu sefer farklı, bu sefer sonunu biz yazacağız ayşegül "

    oğuz atay karakterlerinin hayatlarının "intihar" "delilik" yahut "kayboluş" ile son bulduğunu göze alarak, "sonunu biz yazacağız" beraber intihar mı edecekler acaba sorusunu akıllara getiriyor.
    elbette albay ile olan diyalogdaki biri ölecek diğeri delirecek kısmı da başka bir ihtimal. ama birinin ölüp diğerinin delirmesindeki "mutlu son" ve "sonunu biz yazacağız" kısmı tam olarak nereye nasıl oturacak bunu bize ethem gösterecek..

    --- spoiler ---

    toparlayacak olursak; gönül isterdi ki ethem'e,

    "tarih bir tahriften ibarettir. tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil." (s.231)

    ya da,

    "kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
    kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu."

    yerine

    "ya, tutunamayanlar
    sımsıkı tutunsalardı
    biribirlerine?"

    diyebileyim..