şükela:  tümü | bugün
107 entry daha
  • temel olarak, adil olmak adına eşitlik ilkesini kurban etmek. equity için equality'yi feda etmek.

    peki ama, bahsedilen ve evrensel (bu da gene kime göre, neye göre) olması beklenen adillik kriterlerine kim karar veriyor? pozitif ayrımcılık iktidara gelince sonuç tam anlamıyla adaletsizlikle sonuçlanıyor.

    bu ilkenin yarattığı fiili adaletsizlikleri pek çok konuda görebilirsiniz. pozitif ayrımcılık uygulamalarından biri olan "kadın beyanının esas alınması" ile ortaya çıkan örnekler için:

    (bkz: taciz ve tecavüzde kadın beyanı esastır/@toroslardir benim yurdum)

    pozitif ayrımcılık ve karşıtlığı, eşit davranmak ve adaletli (güya) davranmak arasında bir savaş aslında.

    pozitif ayrımcılık, eşitliğin adalet getirmemesine karşı uydurulmuş bir yaklaşım. başka bir çare bulamayınca meşrulaştırılan adaletsizlik ve ayrımcılık ideolojisi.

    örneğin, kadının beyanı esas alınsın diyenler ve bunu ispanya gibi uygulayan ülkeler, oluşan yeni çeşit mağduriyetleri görmezden gelerek sorunu daha da büyütüyorlar ve tepki hareketlerine yol açıyorlar. bir şeyi düzeltmeye çalışırken iyice karıştırmak gibi. belki izlemişsinizdir, jim carrey'in oynadığı bruce almighty filminde tanrı olan jim carrey tüm insanları mutlu etmek için dileklerinin hepsini toptan onaylıyordu, sonrasında piyango oynayan kişilerden büyük ikramiyeyi kazanmayı dileyen kişiler birbirine giriyordu. tam olarak böyle bir ahmaklık ortaya çıkıyor bu sosyal adalet projelerinden. işler iyice arap saçına dönüyor, adaletsizlik daha beter ortaya çıkıyor.

    bir saptama ve kehanet ile bitireyim:
    sosyal adalet projelerinin başatı feminizmin; özellikle batı toplumlarında iktidara, medya ve üniversitelere, yargı sistemi ve diğer sosyal kurumlara, hatta şirketlerin işe alım stratejilerine kadar işlemiş olmasının negatif sonuçları şu an bile hissedilir derecede çöküntü yaratıyor. feminizm kadınlara verdiği mutluluk sözünü yerine getiremedi ama batı toplumunun özellikle önümüzdeki 20-30 yıl içinde tamamen çökmesine (ataerkil toplumun nüvesi olan aile kurumunun baş aşağı edilmesi, ailenin ve aile bireylerinin toplumsal rolünün kasıtlı olarak bastırılıp hafifsenmesi sadece kadın değil erkeklerde de ahlak, toplum, yaşama amacı gibi değerlerin yeniden tanımlanmasına yol açıyor) neden olacağı aşikar. gerçi anti feminist hareket tepkiler gün geçtikçe artan bir ivmeyle doğal olarak yükseliyor, kim bilir belki de feminizm otokrasisini bu doğal tepki hareketleri örgütlenerek yıkacaktır.

    (bkz: pozitif ayrımcılık adaletsizliği)
3 entry daha