şükela:  tümü | bugün
  • "ayrımcılığın pozitifi negatifi olmaz" şeklinde devam ettirilebilecek önerme.

    ayrımcılık, bir ya da bir gurup insanı diğerlerinden farklı yere koymak, ona diğerlerinden eksik haklar vermektir. ayrımcılığın iyi bir şey olmadığı tüm entel - dantel sohbetlerde "evet azizim" şeklinde onaylanır.

    pozitif ayrımcılıksa, bir ya da bir gurup insanı diğerlerinden farklı yere koymak, ona diğerlerinden fazla haklar vermektir. yani bu ayrımcılık, "diğerleri" için eksik haklar anlamına gelmektedir. bu durumda diğerleri açısından bakıldığında "negatif ayrımcılık" ya da kısa şekliyle (az önceki tanıma da dayanarak) "ayrımcılık" olmaktadır. ilginçtir, pozitif ayrımcılığın iyi bir şey olduğu da yine aynı entel-dantel sohbetlerde "evet azizim" şeklinde onaylanır.
  • pozitif ayrımcılık bir kesimi ayırıp onu diğerlerinin önüne geçirmeyi değil eksik kalmış geride bırakılmış bir topluluğu toplumun geneliyle eşit seviyeye eriştirmeyi amaçlar. bir bakıma toplumsal denge ve eşitlik kurmaktır amacı. yoksa engelli bir vatandaşı engelli olduğu için şehre vali yapmak gibi bir amacı yoktur. vali olma meziyetlerini taşıyorsa ne ala vali de olur ama buradaki hedef engelli vatandaşımızın engeli dolayısıyla toplum geneline oranla eksik kaldığı maddi manevi değerlerin ona sunulmaya ve eşitlik saglanmaya calisilmasidir. bu bağlamda pozitif ayrimcilik alistidigimiz türde bir ayrımcılık degildir ama pozitif ayrimciliga karsi cikmak ayri tutulmus üstte kalmış vatandaslarin devamliligina tekabül ettiginden bu da ezilenlerin istikrarla ezilmesine yol actigindan ayrimcilik sayilabilir.
  • başına pozitif konunca ayrımcılık gibi görünmeyen ayrımcılığın en alasıdır. genelde cinsiyet ayrımcılığı bu isimle yumuşatılır toplumun gözünde.

    bir yerde bir yazı vardı aklıma onu getirir her seferinde bu; ilk önce kadınlar, yaşlılar ve çocuklar diye. neden böyle yazıldığı sorulunca pozitif ayrımcılık. erkeğin canı yok zaten ölsün erkek, emek verilmeden büyüdü o zaten, duyguları da yok. kısaca yazsanıza yetişkin erkekler dışında herkese öncelik var diye. bu tür sonradan görme ülkelerde erkek olmak azap. "sen erkeksin" diye uyutuladursun ülkemin saf erkekleri, burnun dibinde ayrımcılık meşrulaştırılırken.
  • eşitliği sağlamak amacıyla işe alım süreçlerinde yapılan tercihlerin ötesinde kullanılmaya ve bir sorun olmaya başladı bu pozitif ayrımcılık. çünkü her alanda kullanılıyor ve çarpıtılıyor. her türlü kayırma pozitif ayrımcılık adı altında toplanıyor.
    bu bahsettiğim çarpıtılmış anlamıyla bir insana pozitif ayrımcılık yapmak, ona “sen gerizekalısın, bir şeyi başaramazsın ama ben sana bunu bahşediyorum” demektir. bir insan sıradan bir şeyi başardığında onu inanılmaz tepkilerle tebrik etmek, ona gerizekalı muamelesi yapmaktır ki maalesef günümüz ebeveynleri çocuklarını bu şekilde yetiştirmeyi matah bir şey sanıyor. ne kimse kimseye pozitif ayrımcılık adı altında bir şey bahşettiğini sanmalı, ne de kimse kendisine pozitif ayrımcılık yapılsın diye gerinip pohpohlanmayı beklemeli. eşitsek gerçekten eşit olmalıyız. gerçekten hakettiğimiz hayatı yaşamalı, gerçekçi cümlelerle varolmalıyız. birbirimizin gönlünü yalandan hoş etmeye çalışmak problemli bireyler olmamıza neden olur, başka da bir işe yaramaz.
  • özellikle kadınlar için uygulandığında erkekler tarafından öne sürülen önermedir.

    örneğin istatistiklere göre;
    2018 yılında 440 kadın sevgilisi veya eşi tarafından öldürüldü, son 20 yılda 600 kadın, polis gözetiminde cinsel tacize, tecavüze uğradı. onlu yaşlardaki kızlar akrabalarının tecavüzüne uğradıktan sonra ailenin namusu temizlensin diye öldürülüyor. istanbul'da yaklaşık 100 bin, türkiye genelinde yaklaşık 900 bin kız çocuğu örgün öğretime kayıtlı değil, okul yüzü görmemiş. erkeklerin yaklaşık yüzde 70'i istihdam edilirken kadınların yüzde 30'u istihdam ediliyor. kadınların iş gücüne katılabilmeleri için yükseköğretim mezunu olmaları daha önemliyken erkeklerin herhangi bir yükseköğretim kurumundan mezun olmasa dahi istihdam edilebilirlikleri daha yüksek. "evi geçindiren erkektir" kalıp yargısı nedeniyle kadro hakkı önceliği erkeklere verilmektedir. çocuğunun bakımını sağlamakla mükellef görülen kişi kadın olduğu için çalışma hayatına katılmaları konusunda eğitimsiz kalmaları ve meslek edinememeleri dışında bir engel daha ortaya çıkmaktadır.

    pozitif ayrımcılık ifadesi zaten doğru değildir. ayrımcılık pozitif olamaz. artık pozitif ayrımcılık yerine pozitif aksiyon ifadesinin kullanılması tercih ediliyor. siz bir köleyle efendisinin eşitliğini sağlamaya çalıştığınızda nasıl köleyle efendiye eşit haklar verirsiniz? eşit olmayanlara eşit haklar vermek adaletsizlik üretir. eşitliğin sağlanması uzun bir süreçtir. yüzyıllarca sosyal, siyasal, ekonomik alanda ayrımcılığa uğramış imkansız ve yetersiz bırakılmış bir gruba diğerleri ile eşit hak verdiğinizde onlara ne eşitlik ne de adalet sağlamış olursunuz.
  • pozitif dedikleri ayrımcılık çeşidinin kadınlar için olanı, erkeklere karşı negatif ayrımcılığa dönüşüp artık amacını aşmış ve çok başka amaçlara hizmet etmekte olduğundan dolayı harfi harfine katıldığım önermedir.

    buyrun 1 temmuz 2020 van'da göçmen teknesi faciası başlığının an itibari ile şukela entry'sine bakın (bkz: #109605261) erkekler ölebilir alt metinli, "umarım kadın ve çocuk yoktur" entry'si.

    silerse: görsel

    "umarım kedi ve köpek yoktur"u da ekleseymiş vermek istediği mesajı daha iyi ifade edermiş sanki.

    ayrımcılığa karşılık maskesi altında ayrımcılığı besleme olimpiyatlarına hoş geldiniz. evet açılış konuşması için mikrofonlarımız yılmaz bir ayrımcılık savaşçısı olan kanzuk ve onun dava icon'u moderatör başkanında.
  • pozitif ayrımcılık mefhumu, ülkemiz gibi toplumsal cinsiyetin doruklarda yaşandığı memleketlerde eşitliğin sağlanabilmesi için gerekli olan bir uygulamadır.

    ancak hemen her şeyde olduğu gibi bunda da suistimaller söz konusu olabiliyor. bunun da en bariz örneği benim gördüğüm kadarıyla nafaka hususudur. birkaç ay evli kalıp boşandıktan sonra ömür boyu nafaka vermek zorunda kalan ya da benzeri durumda birçok vatandaş var. hatta bu işi bayağı dolandırıcılık şebekesi halinde sürdürenler dahi var.

    link koyacaktım ama gerek görmedim, google amcaya "nafaka dolandırıcılığı" gibisinden bir şeyler yazdığınız takdirde karşınıza birçok örnek çıkacaktır, şayet bu hususlardan bihaberseniz yazıp kendiniz görebilirsiniz.

    edit: ya da koyayım bir tane yaa. mesela şunu yapan bir öğretmen bakın, öğretmen...

    boşanma safhasında iş mal mülk para paylaşımı hususunda gelmişse, o evlilik zaten samimi bir evlilik olmamış demektir. insan parayı pulu düşüneceğine yıkılan aileyi düşünmelidir.

    bakın her hususu kapsamıyor bu söylediğim. sonra bana özelden "kadın dayak yiyorsa da parayı pulu düşünmeyip ailesini mi düşünmeli" gibisinden bir şeyler yazmayın sonra. herhalde o tür şeyleri kastetmiyorum.

    velhasıl, nafaka mevzusunda eşitlik kesinlikle ama kesinlikle sağlanamadığı gibi dolandırıcılığa da muazzam bir fırsat sunuyor.

    bir de tabi buna paralel olarak yeni medeni kanunla değiştirilen boşanma neticesindeki mal paylaşımı... yine bunun da etkili bir biçimde dolandırıcılığını yapan insanlar var. "çocuğumuz olacak" argümanı altında hiç çalışmadığı halde erkeğin evi arabayı büyütmesini sağlayıp hemen peşine şiddetli geçimsizlik kıvılcımı yakıp boşanan ve tüm malların yarısına konan tipler var mesela.

    bu nafaka ve mal paylaşımı mevzuları istismara son derece açık. bunların gerçekten daha adil şartlar sağlayacak ve istismara mahal vermeyecek hale dönüştürülmeleri gerekiyor.
  • evet
  • %100 doğru önermedir. zaten bunun farkındayız ama adalet duygumuz bu ayrımcılığın yapılmasına hükmediyor. engelli park yeri olayı da buna örnek. engelli biri de diğer insanlar gibi aracını park edecek yer arayabilir.ama en yakın park yeri onlara aittir. adamın ne olduğu önemli değil engelli olması önemli bizim için. park yeri içi birbirimizi öldürebiliriz ama bu çoğu insanı rahatsız etmez. aslında bal gibi ayrımcılıktır.