şükela:  tümü | bugün
  • kadın egemen pr sektörünün çatısıdır bu ajanslar.
    her müşterinin her işinin müthiş muazzam acil olduğu, her müşteriye onun sanki ajansın tek müşterisiymiş gibi davranılmasının gerektiği ve müşteri kaprislerinin ss kuralı gereğince yüksek seviyede yenilip yutulduğu yerlerdir pr ajansları. her işte olduğu gibi acıları vardır, tatlı anları vardır. ekşileri ise orta karardır. bazen ağzınızda pas tadıyla ayrılırsınız buralardan, bazen de ayrılmak istemezsiniz.

    pr ajansları ikiye ayrılır; kedililer ve kedisizler. bu canlılar ajansa hayat katar. olmadık anlarda kediler ayağınızın altında dolanır, klavyenizin üstüne yatar ve çalışmazsınız, önünüzdeki yemeğe öyle bir bakarlar ki yemek boğazınıza diziliverir filan. canlandırırlar ortamı. iyi ki vardırlar.
    bir de seviyorsanız ortamınızı, değmesinler keyfinize.

    sağınız solunuz kadınlarla doludur bu ajanslarda. erkek çalışana çok az rastlanır. onlarca kadın arasında kalmış erkek çalışan zamanla kimliğini şaşırıp "ben de etek giymek istiyorum" diye haykırabilir. (bu olay yaşanmıştır) yazıktır o erkeğe.

    genelini düşünürsek, markaların ve marka olma hedefi güden şirketlerin eli koludur pr ajansları. olmazsa olmazıdır.
  • ajansın müşterileri zaman zaman "şu cümlenin sonuna da virgül koysak mı, sizce nasıl durur?" filan gibi sorular sormak için arayabilirler.
    hayır, elbette metinleri danışacaklar, yeri gelince noktalama işaretlerini de soracaklar ama "nasıl durur?" ne demektir canım müşteri?
    bu müşteriler aynı zamanda ajansın faaliyet alanını kavrayamayıp "şuraya konacak vinilin boyutu ne olmalı, ölçüleri burayı tutar mı?" gibi abuk sorularla da çıkabilirler karşınıza. her seferinde açıklarsınız, bu bizim işimiz değil dersiniz. bla bla ajansına sormalısınız dersiniz. sonra bunu sanki hiç söylememişsiniz gibi size döner ve der ki "peki sahneye konacak podyumun yüksekliği nedir?"

    ne kadar anlatsan da anlamazlar. sen sinir olduğunla kalırsın.
  • algı hep aynı yöndedir. güzel kızların çalıştığı, mail yoluyla tüm işlerin halledildiği, işe geç gidip erken çıkabilen, sürekli toplantı yapan ve bu toplantılarla gün öldüren insanların çalıştığı ajanslar. tamam belki bu düşüncelerin bir kısmında haklılar; ama yaratıcı iş yapıldığını da unutmamak gerek. emek veriyoruz. bir de bazen geç çıkabiliyoruz.
  • pr ajansı başkanı veya patronu her neyse, bir müşterisinin işbirliği yaptığı diğer bir x şirketinin ajansının hazırladığı basın bültenini değiştirebilmeyi kendine hak görür. proje aslında x şirketinin projesidir. ajansın müşterisi ise o projeye dahil olmuş paydaş şirketlerden biridir. yani işin sahibi x'tir ve bülten x'in işidir. ajans olarak sen yorum yapabilirsin, yanlış veya eksik bilgi varsa düzeltebilirsin ama x'in diline, içeriğine, cümlelerine karışamazsın!

    ben o x'in ajansı veya iletişimcisi olsam, işime karışanın, bana dışarıdan biri olarak işimi öğretmeye çalışanın alnını karışlardım. ben bilmiyorum da sen biliyorsun öyle mi... mal!

    bu ajans başkanları hazımsız efendim! her boku kendileri biliyorlar.
  • müşterisi olsam bu kadar seviyesiz bir ajans başkanı ile çalışmak istemezdim..
  • dilencilik ve spam mail büroları. buralarda kadın yoğunluğu vardır ve bunun sebebi tabii ki kadınları konsomatris gibi kullanmaktır. erkek egemen iş dünyasının yılışık konslarıdır bunlar...
  • 2 tip pr ajansı vardır..
    ..hizmet aldığı şirket çalışanlarını çözüm ortağı olarak görür ki doğru olan budur..(yüksek kalite ve duygusal zeka gerektirir)
    bir de hizmet aldığı şirketin hizmetiyle birlikte bu hizmeti veren kişiyi de satın aldığına inananlar vardır... onlarla karşılaştığınızda ''antiemetik'' takviyesi gerekir...
  • genellikle şişman yaşlı teyzelerin sahibi olduğu yalan dünyasıdır.
  • işini iyi yapanına denk geldiğinizde, şirketinizin sınıf atlamasına sebep olabilecek halkla ilişkiler ajansıdır. içlerinden bildiğim en iyileri, yandex ve pepsi gibi firmalara hizmet veren f5 pr, manifesto pr ve aristo iletişimdir.
  • sektör çalışanları da temellerini öğrensin diye: (bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/halkla_ilişkiler)