şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: prag)
  • damien ricein bir şarkısı. önde mırıl mırıl başlayıp, sonra azıtan şarkılardan. kayır biraz daha iyi olsaymış keşke. ayrıca sözlerini de yazayım da tam olsun

    i pack my suit in a bag
    i'm all dressed up for prague
    i'm all dressed up with you
    all dressed up for him too...
    prepare myself for a war
    before i even open up my door
    before i even look out
    i'm pissing all of my bullets about...

    wrap myself in a bag
    i'm all wrapped up in prague
    i'm all wrapped up in you
    i'm all wrapped up in him too

    prepare myself for a war
    and i don't know what i'm doing this for
    trying to let it all go
    but how can i when you still don't know?

    i could wait for you
    like that hole in your boot
    waiting to be fixed
    i could wait for you
    what good would that do
    but to leave me bruised?

    cheers darlin'
    here's to you and your lover
    ...darling
    i got years...
    pack my suit in a bag
    pack myself in a bag
    pack my suit in a bag
    all dressed up for prague
    pack my suit in a bag
    all dressed up for
    all dressed up for
    all dressed up for
  • prag sehrine asik ve hayran biri olarak beni tam kalbiminden vuran süper bir damien rice sarkisi .
  • ayrica o albumunun en son sarkisi eskimonun ardindan calan hidden trackdir.
  • bir t-shirt yazısındaki güzelleme: "prague: czech this out."
  • şarkının üçüncü dakikasına kadar bavul hazırlanır, üçüncü dakikasında çoktan yola çıkılmıştır.
  • 1997 yapımı "sinan's wedding "in de yönetmeni olan 1965 doğumlu, bol ödüllü danimarkalı ole christian madsenin son filmi. 26. uluslararası istanbul film festivali'nde gösterime girdi.

    -- izlenim sonrası edit --

    kırkını geçmiş bir aile babasının, 25 yıldır görmediği, varlığıyla ilişi kuramadığı babasının ölümüyle çıktığı kendi yolculuğunu anlatır. film, prag gibi bir kentte çekilmiştir ama bir o kadar da herhangi bir kentte gibidir aslında. avukat christoffer'i canlandıran danimarkalı aktör mads mikkelsen çok başarılı bir oyunculuk örneği sergilemiştir, nazarımda. durağan, sade, çok acıtan, güldüren, şaşırtan bildiğin hayat gibi bir filmdi ya da bana öyle geldi.

    filmi bugün 13.30 seansında izleyenler için unutulmaz sahne ise; filmin en kilit ve romantik sahnesinde, dramatik bir replik söyleyen christoffer'a salondan cevaben gelen "bir istanbul masalı" cep melodisiydi. çalan telefon o kadar sessiz ve romantik bir anda saksafon soloyla girdi ki, salon dakikalarca güldü bu doğaçlama müdahaleye..
  • arka fonunda pragolan, duygusal ve hüzünlü sahneleri kadar, komik sahneleriyle de dikkat çeken bir film. sade, dokunaklı, şaşırtıcı... beni bu kadar güldürebileceğini ise tahmin etmemiştim. izleyici bazı yerlerde efkârlanıp düşünüyor, bazı yerlerde gülüyor, bazı sahnelerde de prag'a dalıp gidiyor... mads mikkelsen ise sinirleri alınmış adam rolüne cuk oturmuş. "bu adam hiç gülmez ya da herhangi bir duygusunu mimikleriyle belli etmez mi?" diye merak ediyor insan. ayrıca çeklerin konukseverliği (!) ve güler yüzü (!) üzerine yerinde tespitler içeriyor film.

    --- spoiler ---
    özellikle sürekli yanlış gelen siparişler ve ütü sahnesi...
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    adamın babasının doldurduğu kasedi barda dinlemeleri,
    adamın karısına sokuşturduğu laflar, kavgaları
    babasının solaryumlu avukatının, aslında onun sevgilisi olduğu öğrenmesi,
    babasının cenazesinin kaybolması,
    adamın oğluyla konuşması,
    çek kızla yanlış anlaşması (hatta anlaşamaması)
    --- spoiler ---

    en bomba sahnelerdi.
  • damien rice'ın her şarkısı ayrı bir vurur, ayrı bir hisli, ayrı bir güzeldir ama bu şarkı ayrı bir büyülü sanki. diğerlerinden sıyrılıyor, apayrı bir yer ediniyor kendine..
  • damien rice'ın belki de en kıyıda köşede kalmış, ancak en güzel şarkısı.