şükela:  tümü | bugün
  • izlemekte gecikmiş olduğum, izlediğimdeyse gerçekten etkilendiğim film. pek çok eksiği var elbet. sosyal hizmetlerin ve devletin diğer kurumlarının işleyişi yeterince iyi verilmemiş olsa da, çocukluk çağı travmaları ve ensest olgusu güzel işlenmiş denebilir.

    ama okul yönetimindeki bir allahın kulu da bu çocuk bir bebek dünyaya getirmiş, ardından yine hamile, kimdendir, necidir, sorgulamaz mı? bunca olay çığıra çığıra ortada iken bu kadar geç kalınmış bir olgu aslında sistemin ne kadar kötü olduğunun da bir göstergesi. ayrıca eve gelen ve ayni nakdi yardımda bulunan sosyal hizmet uzmanının yüzeyselliği, salla başı al maaşı tavrı da bence eleştirel bir tavır katmış filme. en azından ben öyle hissettim.

    çocuğun yaşadığı ensesti flashbacklerle anımsadığı ve annesinin aşağlık tavırlarına maruz kaldığı anlarda yaşadığı dissosiasyonlarda güzel işlenmiş. bir kaçış olarak hayal dünyasına sığınan ve aslında sevilen, önemsenen, ünlü, şaşalı ve pek çok hayranı olan biri olarak kendisini hayal etmesi, erkek arkadaşı olmamasına olan açlığını şirin bir erkekle tamamlaması onu pek çok kötü hissiyattan bir nebze de olsa kurtarıyor.

    ama çocuğun bu zamana kadar durumunu fark edip yardımcı olmaya çalışan tüm insanlar (okul müdürü, sosyal çalışmacı vs) bir yere kadar çocuğa yardımcı yada yönlendirici olmasına rağmen, tam anlamıyla bir çaba içine girmiyor. bu nedenle çocuk aslında yine ve yeniden aynı berbat aile ortamına yani kendisi ile berbat bir rekabet içine girmiş olan annesine maruz bırakılıyor. böylece de çocukta ciddi bir öğrenilmiş çaresizlik mevcut. hiç kimse precious’a yardımcı olamaz, onu zaten kimse sevmiyor, o hiçbir şeyi beceremez algısı iyice pekişiyor. ta ki alternatif okula gitmeye karar verip, oradaki güzel hatunun elinden tutmasına kadar. keşke her zaman böyle herolar olsa hayatta, her kötü anda.

    --- spoiler ---

    “each one teach one”

    --- spoiler ---

    ensest olgularında özellikle çocuğa ensesti yapan baba ise, annenin kız çocuğuna karşı olan kıskançlığı ve rekabet algısı aslında sık olmasa da gözlenen bir durum. görmezden gelen, kör olan anneler de çoktur ama kıskanan ve mağdur olan çocuğu kurtarmaya çalışmaktansa kendine rakip olarak görüp, erkeğini elinden aldığını düşünen ağır patolojik vakaların çocuklarını tekrar tekrar nasılda örselediklerini, hayatlarını nasılda içinden çıkılmaz bir hale soktuklarını çok acı olarak gözler önüne sermiştir. hayat ne tuhaf ve ne kadar acı.
  • --- spoiler ---

    precious adindaki kizimiz harlemde tembel ve ruh hastasi bir anneyle yasayan ayrica babasi tarafindan surekli tecavuze ugrayan biridir. hatta filmin basinda babasindan 2. cocuguna hamiledir. daha cok genctir ve surekli kendince hayaller kurar. bu hayaller bozulmus psikolojisinin yarattigi urunler olabilir nitekim yasadigi seyleri reddediyor olabilir. annesi kizini kiskanmaktadir. babasi tarafindan tecavuze ugramamis da sanki onu tahrik etmis gibi suclamaktadir kizini. precious ikinci kez babasindan hamile oldugunun ortaya cikmasi uzerine okulundan kovulur. daha sonra atildigi okulundan bir ogretmeni ona okulu bitirmesi acisindan yardimci olacak bir kurum onerir cunku precious okuma yazma bilmese de matematikte cok iyidir yani onda bir isik vardir. burada miss rain adindaki ogretmenleri sayesinde yardim gorur. bu sirada sosyal yardimi kesilir. cunku oradaki yetkililere babasinin ona tecavuz ettigini soylemistir. butun gun sigara icip tv izleyen annesi bu durumu hos karsilamaz tabi. daha sonra miss rain'in dersindeyken dogum sancisi gelir. cocugunu dogurduktan sonra eve dondugunde annesinden dayak yer. evden kacar. miss rain ona sahip cikar. daha sonra dersleri biraz iyilesir. hayati da iyilesir biraz. annesi gelip ona babasinin oldugunu ve yine babasinda aids oldugunu soyleyene kadar. filme sans vermek isteyenler acisindan gerisini yazmiyorum. boyle bir film eksi sozluk'ten okuyup sonunu ogrenebiliceginiz bir film olmamalidir. su yazdiklarim tek bir kisiye bile ulassa yeterlidir. bu film, hayat ona ne verirse versin, daha 3 yasindayken, hicbir seyin farkinda degilken bile dunyanin en agir en igrenc seylerini verse bile hayata karsi dimdik durabilmenin filmidir. evet bombok seyler yasadim. tahmin edemeyecegin, ustesinden asla gelemeyecegin seyler yasadim. ama hala savasiyorum. belki olmek umrumda degil hatta olsem daha iyi olur rahat ederim. ama olene kadar vazgecmeyecegim diyen kizdir precious. amerikan ruyasinin hic olmadigini gosteren, buna ragmen cocuklari icin ugrasan, hayata yine de bir sans vermesi gerektigini vurgulayan guzel ama acikli filmdir. biz bunun ne kadarini yapabiliyoruz?

    --- spoiler ---
  • insanın içine çöken filmlerden biri.

    bu filmi izleyişimin üstünden aylar geçti ama hâlâ o karanlık evdeki et kokusunu duyuyorum, o dar merdivenlerden geçerken nefesim tıkanıyor, precious'la birlikte rengarenk rüyalar görüyor ama sonra yeniden kapkaranlık bir güne uyanıyorum...

    bu film insanlığa bir hediye, sinema varsa bu filmler sayesinde var. iyi ki var.

    uygun bir zamanda yeniden izledikten sonra daha uzun yazıcam.
  • değerini saklamak zorunda bırakılan "değerli"nin sarsıcı öyküsü. izleyene yaşadığı ortamın ve ailenin değerini bildiren, hattâ şükrettiren film.
  • --- spoiler ---

    precios'un kaderi klasik bir hollywood yapımcısına teslim edilmeliydi belki de . önce onu zayıflatır sonra hemşire "con con" un ona aşık olması sağlanır -belki ikisi evlendirilir-sonra tıpkı hayallerindeki ünlü bir televizyon yıldızı olup şıkır şıkır elbiseleriyle objektiflere poz verirdi. biz de peri masalına dönüşen bu dramın çirkin perisi vasıtasıyla bi güzel katarsisimizi yaşayıp dünyanın mükemmel bi yer olduğuna bi kez daha inanırdık.
    fakat o dünya üzerinde kimbilir kaç kız ense ve ensest kelimelerinin farkını bilemeyecek yaşta bu iğrençlikle ve sayısı istatistik verilerine geçemeyen gizli yaralarla yaşamak zorunda.
    oyuncaklarını taşıyamaz yaşta belki öz belki üvey babasının bedenini taşımak..
    taşıdıkları hiv'le incir reçeli naifliğinde yaşamadıkları da kesin . ondan ölmeseler açlıktan ölecekler gerçi . her bi yanı boklu değnek yani.

    --- spoiler ---
  • bir kez izledikten sonra ikinci kez izlemenin çok zor olduğu, insanın içine işleyen bir film. anlatacağını; duygu sömürüsüne kaçmadan, abartmadan, sade ve insanın yüzüe tokat gibi çarpan sahnelerle anlatan bir film.

    ikinci kez izledim ve yine aynı etkiyi bıraktı üzerimde.
  • --- spoiler ---

    filmde bir tuhaflık dikkatimi çekti.precious bakım parasını ilk almaya gittiğinde mrs. weiss'la tanışırken ona hitap ederken yanlışlıkla mrs. weiss diyeceği yerde mrs. white diyor ki, weiss alamancada white ingilişçe de beyaz demek.bilerek mi yapılmış anlamadım.
    --- spoiler ---
  • insanın boğazına düğüm düğüm bir şeyler oturtan film.
  • ‘precious’, küçücük yaşta, yetiştiği ortamdan dolayı hayata karşı güçlü olmak zorunda olan bir kızın (?) hikayesini anlatıyor. ‘hayat sizi elinde tutmamalı, siz hayatı elinizde tutmalısınız’ temasından hareketle, duygu sömürüsüne kaçmadan sarsıcı bir filme dönüşüyor. ağlatıyor, sinirlendiriyor, mutlu ediyor, acıtıyor... her türlü hissiyat içinde darmadağın ediyor!

    filmdeki her oyuncu çok iyi oynamış, mariah carey bile.. mo'nique ve gabourey sidibe ayrı bir olay. aşırı doğallar ve anlatılan hikayeyi sonuna kadar yaşamanızı sağlıyorlar.

    mo'nique'in ‘en iyi yardımcı kadın oyuncu’, geoffrey fletcher'in ise ‘en iyi uyarlama senaryo’ dalında oscar'a uzandığı film, çeşitli festivallerden kazandığı 113 ödüle sahip.
  • (bkz: moonlight)