şükela:  tümü | bugün
48 entry daha
  • boşluğun yelpazesi
    "filancayı şu hedefin peşinde, falancayı başka bir hedefin peşinde gördüm; insanları, birbirini tutmayan konularla büyülenmiş, her biri aşağılık ve tanımlanamaz olan tasarı ve düşlerin sihrine kapılmış gördüm. israf edilen onca ateşliliğin nedenlerine akıl erdirmek için her durumu tek tek incelerken, her hareket ve her çabanın anlamsızlığını anladım. insanı yaşatan hatalardan etkilenmeyen tek bir hayat var mıdır? kökleri küçük düşürücü olmayan, sebepleri icat edilmiş olmayan, arzularla ortaya çıkmış mitoslara sahip olmayan tek bir berrak ve şeffaf hayat var mıdır? her tür yararlılıktan arınmış fiil nerededir? akkorluktan tiksinen güneşte mi? imansız bir evrendeki melekte mi? yoksa ölümsüzlüğe terk edilmiş bir dünyadaki aylak solucanda mı?
    kendimi bütün insanlara karşı savunmak, çılgınlıklarına tepki göstermek ve bunun kaynağını ortaya çıkarmak istedim; dinledim ve gördüm ve korktum: aynı sebeplerle ya da herhangi bir sebeple hareket etmekten, aynı hayaletlere ya da tamamen başka bir hayalete inanmaktan, aynı sarhoşluklara ya da tamamen başka bir sarhoşluğa gömülmekten korktum; son olarak da, ortaklaşa hayal kurmaktan ve son nefesimi bir vecd kalabalığı içinde vermekten korktum. bir varlıktan ayrılırken bir yanılgının daha elimden çıktığını, onda bıraktığım yanılsamayla yoksullaştığımı biliyordum... ateşli sözleri, kendisi için mutlak benim içinse gülünç olan kaçınılmaz bir gerçeğin mahpusu olduğunu açığa çıkarıyordu; onun saçmalığıyla temas ettiğimde, kendiminkinden sıyrılıyordum... aldanma hissine kapılmadan ve yüzü kızarmadan kime katılınabilir? ancak, her fiil için gerekli akılsızlığı tamamen bilinçli olarak alışkanlık haline getiren ve kendini kaptırdığı kurguyu hiçbir düşle güzelleştirmeyen kişi haklı çıkarılabilir; tıpkı ancak inançsızca ölen ve işin aslını sezdiği ölçüde kendini feda etmeye hazır bir kahramana hayranlık duyulabileceği gibi... âşıklara gelince, yüz buruşturmalarının ortasında, kafalarından ölümün önsezisi geçmeseydi çekilmez olurlardı. sırrımızı -yanılsamamızı- mezara götürdüğümüzü, soluğumuzu canlandıran esrarengiz hatayı atlatamadığımızı, hazların ve hakikatlerin hükümsüzlük açısından denk oldukları kestirilemediği için fahişelerle kuşkucular dışında herkesin yalana battığını düşünmek insanın aklını karıştırır.
    insanların var olmak ve harekete geçmek için sarıldıkları nedenleri, kendimde ortadan kaldırmak istedim. sözle anlatılmayacak kadar normal bir hale gelmek istedim, - şimdi de sersemlemiş bir halde, budalalarla aynı düzeyde ve onlar kadar boşum."
1 entry daha