şükela:  tümü | bugün
  • hogwarts'a özel bir fiction kavram değildir "prefect", ingiliz eğitim sisteminde yeri vardır (en azından vardı, update edildiyse bilemiyorum).

    geçmiş zamanın english high school'u olan beyoğlu anadolu lisesi'nde birkaç sene öncesine kadar kullanılan bir sistemdi prefectlik sistemi. okulda kıdemli insanlar olan prefect'ler her sene lise ikinci ve üçüncü sınıflardan oylanarak seçilirler, ve okulda pek çok ayrıcalıktan faydalanma hakkı kazanırlardı. öğrencilere dağıtılan disiplin kartlarını imzalayan (3 imzada onur kurulunu ziyaret ediyordunuz), arka merdivenleri kullanma hakkına sahip olan, yakalarında gümüş bir rozet taşıyan hep bu prefect'lerdi. bunların bir de başı vardı ki "headgirl" denen bu şahıs öğrencilerin kralı idi (tabi bu head'in girl olması okulun aslen 'english high school for girls' olmasından kaynaklanıyor). böyleyken böyle.

    (bkz: those were the days)
  • evet, yaşayan bir tanık olarak bildiriyorum: ben de bir 'prefect'tim. düzen koruyuculuktan çok öğrenci yanlısı olmaya çalışanlarımız da vardı. evet, bir kişinin kartını imzaladım, yalan değil. evet, arka merdivenleri kullanmıştı.
  • bana ikinci köprüyü öğretebilmek için canını dişine takmış olan kişilik. götürüp göstermediği mi kaldı, gidip resim çekip yollamadığı mı kaldı bende yine tık yok, "ikinci köprü bu dimi" diye soruyorum yine, neyse üstünden de geçtik mi bi kez öğrenirim artık. romen ellerde köprüler kurduracağım kendisine boğazı götürüyorum heey hey...
  • şarkı paylaşımcısı, çiçeği burnunda dayı.
  • rivayete göre nefis salatalar yapan, bir kaç kelime rumenceyle şahsıma hava atan, artık buralara dönmüş olması gereken...*
  • battlestar galactica, lost ve heroes üçgeninde 180 derece olup sıyırmış zat-ı şahane, uzay çocuğu.
  • en tazesinden dayi insan, köprüyü geçince de aynı şekilde kalacak olan, gözümde yaş gördüğü anda beni neşelendirmek için elinden geleni yapıp, yaran hikayeler anlatan kişilik. masaların dinamosu, birbirinden alakasız insanların biraraya geldiği ortamların neşesi. istanbul onu da çok özleyecek.**
  • şükür, sabır, dua arasında kalmış, samanyolu tv izlemekten beyni sulanmış bucurestizede. tez zamanda vatan toprağını öpebilmesi dileğiyle...
  • minimal yaşamaktaymış, bir ayağı yurt dışındaymış, evliya çelebidir.