şükela:  tümü | bugün soru sor
  • anlatilirken mutlaka "cocuklar bu tensein turkcede kar$iligi yok o yuzden biraz zor kavrayabilirsiniz" cumlesi gecen tense.
  • ing. şimdiki mükemmel zaman*
  • iki gün önce katıldığım ingilizce öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitim seminerinde, semineri veren kişi bir ifadenin farklı şekillerde söylenebildiğini, öğretirken saf dilbilgisine yoğunlaşmamamız gerektiğini vurgularken arada şöyle bir diyalog geçti.

    - bildiğiniz gibi bir filmi izlemişseniz bunu "i have seen this film" diye söylersiniz ingilizcede. fakat amerikalılar bunu "i saw this film" olarak söyler. içimizde amerikalı var mı?

    farklı birimden bir amerikalı öğretmen anında atılır ve:

    - ben present perfect tense'i türkiye'de öğrendim!

    diyerek bütün salonu yarar geçer.
  • genelde öğretmenlerin bu konuya başlarken,sayı doğrusu çizdikleri ve zamanın nerde olup nerde devam ettiğini gösteren ve" bakın bu simple past değil anlamasıda biraz zordur.öğrencilerin en zorlandığı zamandır"diyerek baştan konu hakkında ürkütücü fikriniz bulunacağı bir tense dir.
  • "elimizdeki en şahane tense". bi an öyle göründü burdan.
  • öğrenilememesinin ya da sadece sınavlarda soruları cevaplamakla sınırlı kalıp gerçek hayatta kullanılamamasının nedeninin bunun bir "zaman" olarak öğretilmekte olduğu kanaatindeyim.

    perfect tense, her ne kadar isminde "tense" geçse de bir zaman değil, bir kavramdır. öğretilirken genelde kullanılan bir takım kalıplar vardır ki, neredeyse imkansız hale getirir öğrenmeyi. her şeyden önce bir klasik olarak "bu en zor tense arkadaşlar, bunu adam gibi öğrenemezseniz ingilizce konuşamazsınız, bundan sonraki tense leri de öğrenemezsiniz" saçmalığı vardır ki zaten kafadan kaybettirir öğrenciyi. "son 24 saati tarif için kullanılır" genellemesinin kaynağını hala çözememiş olmakla birlikte bazı gramer kitaplarında bile geçtiğini görmüşlüğüm vardır, ne desem boş. hele hele en çok kullanılan ifade olan "türkçede karşılığı yoktur" saç baş yoldurur. nasıl yoktur yahu? yani bu ingiliz milleti bizim yaşamadığımız anlar/şeyler mi yaşıyor da bizde karşılığı olmayan bir ifadeye/zamana sahip?

    özetle hadisenin türkçede kavram olarak karşılığı vardır. iki tane örnek cümle, 3 tane yerinde kullanımla hadise anlaşılabilir. hayatın sırrını veriyormuş, çok önemli bişey öğretiyormuş gibi ingilizce öğretince oluyor böyle. üstünde durmamak lazım.
  • kanimca sole aciklanabilir..
    i baked a cake -> kek pişirdim
    i have baked a cake ->daha yeni kek pişirdim

    did you see the film -> filmi gördün mü
    have you seen the film -> henuz filmi gördün mü

    (bkz: henuz)

    kullanmasi zevklidir esasen
  • bi de bunun past perfect,present perfect cont. seklinde türevleri vardır. ingilizce hocaları sormayi pek cok severler bunlari