şükela:  tümü | bugün
  • iki gün önce katıldığım ingilizce öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitim seminerinde, semineri veren kişi bir ifadenin farklı şekillerde söylenebildiğini, öğretirken saf dilbilgisine yoğunlaşmamamız gerektiğini vurgularken arada şöyle bir diyalog geçti.

    - bildiğiniz gibi bir filmi izlemişseniz bunu "i have seen this film" diye söylersiniz ingilizcede. fakat amerikalılar bunu "i saw this film" olarak söyler. içimizde amerikalı var mı?

    farklı birimden bir amerikalı öğretmen anında atılır ve:

    - ben present perfect tense'i türkiye'de öğrendim!

    diyerek bütün salonu yarar geçer.
  • madem öyle, hayatın sırrını açıklıyorum (bkz: #7923387)

    kavramdır demiştik. kancık bi tense'dir de aynı zamanda. çok karın ağrısı olabilir. o zaman ne yapacaz? basit bakacaz. zaten dil dediğin nedir ki? insanoğlunun kullanırken en basitleştirdiği şey.

    3 temel kullanımı var bunun:

    1) içinde bulunulan dönem/süreç vs de bi şeyin kaç kez tekrarlandığını söylemek için. şöyle ki:

    - we've had 5 exams this semester/term/year/week/month (whatever).

    this term dediğimiz için henüz süreç bitmemiş, dönem tamamlanmamıştır. afiyetle kullanırsınız. "past tense kullanayım, bunu öğrenmeden hayatımı sürdüreyim" diyenlere - ki bol bulunur öğrenciler arasında bunlardan- buradan sesleniyorum. kullanamazsın kardeşim, kullanırsan dönem (term) bitti zanneder karşındaki.

    2) olmuş bitmiş bi hadisenin sonuçları hakkında yorum atarken. şöyle ki:

    farzedin ki siz yedi cücelerden birisiniz, pambık prenses geldi evinize, yedi içti yattı, daha bilmiyorsunuz hadiseyi, eve geldiniz. o da ne? birisi çorbanızı bitirmiş! "someone has eaten my soup" * demez misiniz? dersiniz. aferin. işte kullandınız bile present perfect'i. ama daha bitmedi. çıktınız odaya, yatağınız dağılmış, hepsine tek tek yatmış kaltak, yediniz, tekmili birden bağıracaksınız tabii: "someone has slept in my bed!" yaa, ara ki bulasın şimdi o someone'ı.

    cüce olmaktan hoşlanmadınız? o zaman farzedin ki, öğrencisiniz, yurtta kalıyorsunuz, anneniz memleketten yemekler, pastalar yaptı gönderdi, dolaba özene bzene yerleştirdiniz, sakladınız akşama, yurda dönünce şöyle adam gibi bi yemek yiyeceksiniz. siz yokken dombili arkadaşlarınız yedi bitirdi her şeyi, size de kutuyu bıraktı yadigar. o zaman kutuya baka baka "they've eaten all" derken present perfect'e kesin ihtiyacınız olacak. kafayı yediniz, dışarı çıkıp bi sigara tellendirip içinizden bine kadar sayıp sakinleşeceksiniz, ama gel gör ki bu arada kar yağmış, dışarısı bembeyaz, "aaa it has snowed" demenin başka bi yolu var mı ki?
    *

    3) işte en yaygın present perfect kullanımı: geçmişte yaşanmış ama zamanı hiç önemli değil, yaşanmışlık, tecrübe önemli. "benim amerikaya gitmişliğim var" demek istiyorsunuz, geçen sene gitmiş olmanız değil söyleyeceğiniz şey. "gördüm kardeş ben amerikayı" mesajı vermek istiyorsunuz. işte tam yeri tam zamanı. "i went to the usa" derseniz arkasına bi "last year" olsun, bi "last week" olsun, hiç olmadı bi "in 1995" olsun, bi zaman gerekir, "i've been to the usa" derseniz "bilirim ben oraları" demiş olursunuz. ya da ne bileyim, mesela "i've seen the da vinci code" derseniz filmi görmüş olduğunuzu, bildiğinizi, hakkında sözlüğe yazabilecek kadar fikir sahibi olduğunuzu ifade edersiniz de, "i saw the da vinci code" derseniz dün gece, geçen hafta sonu vs gibi bi zaman bildirgeciyle bilrikte söylemeniz gerekir. aynı şekilde shakespeare kişisinden bahsederken, kendisinin -hortlamadığı takdirde- artık eser veremeyeceğini bildiğinizden, bilmem şu kadar eser yazdı demek için past tense kullanırsınız da, mesela orhan pamuk kişisi için yazılmış olanlardan başka, daha hala yazma tehlikesi bulunduğundan şu ana kadar yazdıklarını söylemek için present perfect kullanırsınız. * böyle işte.

    görüldüğü üzere tam bi "zaman" sözkonusu değildir. "da vinci şifresini görmüşlüğüm var" anlamında bi cümle, geçmişe yönelik olmakla birlikte tam da -di li geçmiş anlamı taşımaz. eve gelen telefona cevap verdiğinizde, annen evde mi diye soran şahsa "annem bakkala gitti, komşuya kahveye geçti, vs" gibi bi cevabı verirken "annem gidik *" anlamı vardır beyanatınızda. annem beş dakika önce evden çıktı diyorsanız ne şahane, past tense çok işe yarar, ama annem evde değil demek isterken past tense değildir muhatabınız. kavramsal bakınız, rahat ediniz.

    çıkabilirsiniz...
  • ogrenilmesi ve ogretilmesi aslinda o kadar zor olmayan, ancak ogrenildikten sonra da ogrenciler arasinda asiri kullanima maruz kalan tense. ben bu zamani ogretirken 4 bolume ayiriyorum. hepsinin ortak noktasi, bitmeyen, devam eden bir surec. bu bitmeyen olgu zaman da olabiliyor, eylem de. ogrenci bunu sonradan kendi kesfederse sorun kalmiyor.

    1- kisisel deneyimler. have you ever been to london, have you ever eaten sushi, i have never made a cake, i have been to istanbul twice, vb. burada ogretilen soru kalibi ise how many times sorusudur.
    bu kategoride ogrenciler hayatlarinda olmus ya da olmamis eylemleri anlatiyorlar. sorun eylemlerin bitip bitmedigi degil, zaman kavrami olarak algiladigimiz hayatin surmesi. tecrube edilen eylemleri ve icinde bulundugumuz hayatta kac kere meydana geldigini bu tense ile aktariyoruz. burada past tense ile arasinda olan ayrimi yapmak icin when sorusu durumu da netlestirir. for example,

    + have you ever been to paris?
    - yes, i have.
    + how many times have you been to paris?
    - i've been there three times.
    + when did you last go to paris?
    - i went there two years ago.

    when sorusu bitmis eylem ve zaman dilimini bize gostermektedir. gecmiste kalmistir ve past ifadelerle kullanilmasi gerekir.

    2- eylem bitmis, etkisi hala devam etmekte olan durumlarda present perfect tense kullanilir. bu kavram belki de en cok karistirilandir. sonucta eylemin bittigi asikardir, neden past tense kullanilmadigi ogrenciler tarafindan irdelenmektedir. ogrencilere "henuz bitmis eylemin" zaman olarak nasil ifade edildigini sorarsak bu "henuz"un kisiden kisiye ve durumdan duruma goreceli bir zaman oldugunu aciklamis oluruz. burada ogretilen "just" ifadesidir. bu kategori resimlerle ogretilirse daha uygun olacaktir. for example,

    daginik mutfak, elinde pasta ile poz veren bir adam. "he has just made a cake". eylem bitti, etkisi devam etmekte. etki olarak daginik mutfak. eylem ne zaman bitti, henuz. henuzden kastimizin ne oldugu yukarida da belirtildigi gibi degisken. bes dakika da olabilir, 30 saniye de. bu yuzden bu tense kullanilir aciklamasi yeterli olabilir.
    ancak, "just" zaman ifadesi ogretilirken yeni bitmis eylemler icin kullanildigini soylemekte fayda var. mesela, ayagi kirilmis, alciya alinmis bir adam icin "he has just broken his leg" denemez. eger "just" deseydik adam agridan kivraniyor olmasi gerekiyordu. onun icin he has broken his leg deriz. burada neden perfect tense kullanildigi sorulur ogrenciler tarafindan. belli bir zaman ifadesine referans edilmedigi, eylemin bittigi etkisinin devam ettigi, ancak eylemin henuz yapilmadigi, uzerinden goreceli bir zaman gectigini soylemek aydinlatici olabilir.

    3- belli bir zaman dilimi icersinde yapilmis ya da yapilmamis eylemler icin kullanilir. onemli olan zaman diliminin hala icinde bulunmamiz gerektigidir. eylemler eger yapilmissa already, just, recently vb. zarflar kullanilir. yapilmamissa "yet" kullanilir. yet, ayni zamanda sorularda kullanilir. wh questions olarak bilinen sorularda daha cok so far tercih edilir.
    bu tensein bu kategorisi genelde gunluk rutin islerimiz uzerinden orneklerle gosterilir. mesela, read a newspaper, have dinner, speak to mum, brush teeth, talk on the phone, drink coffee, vb. gunluk rutin eylemlerin ogrencilere hangilerinin yapilip hangilerinin yapilmadigini sorarsiniz. daha sonra biten ve de daha yapilmamis eylemler icin kullanilan uygun zaman zarflarini sunarsiniz. burada aciklamaniz, zaman dilimimiz olan gunun halen devam ettigidir. bu kategori sadece gun degil, icinde bulunan yil, ay, hafta, mevsim gibi bitmeyen zaman dilimlerinde yapilan ya da daha yapilmamis eylemlerde kullanildigi hatirlatilmalidir. bu yonuyle 1. kategori ile benzerlik tasimaktadir.

    4- gecmiste baslayip, hala devam eden eylemler icin kullanilir. mesela live in turkey, have a car, be a student/a worker gibi eylemlerin gecmiste basladigi zamanlar sorulur. eylemin hala bitmedigi, gunumuzde de surdugu icin present perfect tense kullanildigi aciklanir. zaten ogrenci diger uc kategoriyi gordukten sonra bunu kolayca kavrar. burada ogretilen zarflar "since" ve "for" zaman zarflaridir. wh sorusu da "how long" dur. since icin baslangic zamani, for icin de bir zaman periyodu oldugunu aciklamak ve ayni ornek uzerinden gostermek faydali olur. for instance,

    i've had a car since 2003. (since kullanilmistir cunku 2003 bir baslangic zamanidir.)
    i've had a car for 6 years. (for kullanilmistir cunku 6 yil bir baslangic zamani degil, bir tarih araligidir.)

    aralarda bir yerlere been/gone ayrimi sikistirirsaniz daha acik olur. been, gitti geldi, gone, gitti henuz gelmedi olarak kisa sekilde uzerinden gecilir. for example,

    where have you been? you are late : been kullanilmistir cunku konusmaci karsimda. bir yerlerde bulunmus, gitmis gelmis.
    where is ali? he's gone to the supermarket. : gone kullandik cunku ali yok burada. gitti supermarkete, su an burada degil.

    goruldugu gibi belli basli 4 kategorisi var. hepsinin de ortak noktasi devam eden, bitmeyen eylem ve zamanlar arti goreceli bir zaman olgusu. ogrenciler bu zamana biraz tedirgin yaklasiyorlar, ancak iyi yontemlerle ogretilirse sorun kalmiyor. diger tenselerin aksine, birden fazla durumda kullanildigi icin gereksiz kullanima acik bir tense. yani bitmis olaylar icin de kullaniliyor, past tense yerine.
  • öğrenilememesinin ya da sadece sınavlarda soruları cevaplamakla sınırlı kalıp gerçek hayatta kullanılamamasının nedeninin bunun bir "zaman" olarak öğretilmekte olduğu kanaatindeyim.

    perfect tense, her ne kadar isminde "tense" geçse de bir zaman değil, bir kavramdır. öğretilirken genelde kullanılan bir takım kalıplar vardır ki, neredeyse imkansız hale getirir öğrenmeyi. her şeyden önce bir klasik olarak "bu en zor tense arkadaşlar, bunu adam gibi öğrenemezseniz ingilizce konuşamazsınız, bundan sonraki tense leri de öğrenemezsiniz" saçmalığı vardır ki zaten kafadan kaybettirir öğrenciyi. "son 24 saati tarif için kullanılır" genellemesinin kaynağını hala çözememiş olmakla birlikte bazı gramer kitaplarında bile geçtiğini görmüşlüğüm vardır, ne desem boş. hele hele en çok kullanılan ifade olan "türkçede karşılığı yoktur" saç baş yoldurur. nasıl yoktur yahu? yani bu ingiliz milleti bizim yaşamadığımız anlar/şeyler mi yaşıyor da bizde karşılığı olmayan bir ifadeye/zamana sahip?

    özetle hadisenin türkçede kavram olarak karşılığı vardır. iki tane örnek cümle, 3 tane yerinde kullanımla hadise anlaşılabilir. hayatın sırrını veriyormuş, çok önemli bişey öğretiyormuş gibi ingilizce öğretince oluyor böyle. üstünde durmamak lazım.
  • anlatilirken mutlaka "cocuklar bu tensein turkcede kar$iligi yok o yuzden biraz zor kavrayabilirsiniz" cumlesi gecen tense.
  • "türkçe'de karşılığı yok." cümlesini söyleyen insanlar, bu zamanın türkçe ifade edilemeyeceğini söylemiyorlar. türkçe'de, present perfect tense'yi* tam karşılayan ona eşdeğer bir zaman yoktur. bu zamanın türkçe karşılığını verebilmek için çoğunlukla fazladan kelimeler kullanırız. (az önce, henüz, şimdiye kadar, zaten, çoktan, hiç, sadece vb.)

    simple present tense: geniş zaman
    past tense: di'li geçmiş zaman
    present continuous: şimdiki zaman
    past continuous: di' li geçmiş zamanın hikayesi
    past perfect: miş'li geçmiş zaman, miş'li geçmiş zamanın hikayesi
    future tense: gelecek zaman

    present perfect:

    -bazen miş'li geçmiş zamanın hikayesi olarak türkçe karşılık bulabilir.

    i have been to paris: paris'e gitmiştim, çok güzel bi' yerdi.**

    -bazen di'li geçmiş zaman olarak ifade edilebilir.

    i haven't done my homework, yet: daha dönem ödevimi yapmadım, ne play station oynaması lan?

    -bazen bu zamanın tam karşılığı için fazladan kelimeler kullanırız.

    i have fried two of them: "şimdiye kadar" 2'sini pişirdim. geriye kaldı 9998 tane sigara böreği. ulan bu catering işi zormuş yav.

    i have broken the vase: anne ben çok pis bi' bok yedim. az önce senin o çok sevdiğin vazoya topum çarptı. (örnek kelimemiz "az önce"dir. kullanılan diğer fazla kelimeler, anneyi duruma alıştırma amacımıza hizmet etmektedir.)
  • açıklanmasına ihtiyaç olan bir durum daha var bu tense hakkında.

    eğer eylem, içinde bulunduğumuz zaman periyodunda olmuşsa present perfect tense kullanılır.

    this year
    this month
    this week
    today
    this morning (eğer hala sabahsa)
    this evening (eğer hala akşamsa)
    in 2010
    in the 21st century
    in the last week (son 7 günden bahsediyor, bir önceki haftadan değil)
    in the last year (son 365 günden bahsediyor, bir önceki yıldan [2009] değil)

    gibi ifadelerle present perfect tense kullanılır.

    today, i have fucked your uncle.
    in the 21st century, people have invented new sexual toys to satisfy themselves.

    yukarıdaki cümleler mükemmel şekilde kurgulanmış present perfect tense örnekleridir.
  • ing. şimdiki mükemmel zaman*
  • "elimizdeki en şahane tense". bi an öyle göründü burdan.
hesabın var mı? giriş yap