şükela:  tümü | bugün soru sor
  • presonus firmasının ürettiği, cubase, logic, reason, ableton live ve protools gibi bir müzik yapacağıdır. en son çıkandır, yenilikçidir.

    studio one

    (bkz: digital audio workstation)
  • rivayete göre yamaha steinberg'i satın aldıktan sonra cubaee'i cubase yapan ekip bunu üretmiş.

    rivayeti falan bilmem ama muhteşem bir daw melodyne ve native instruments komplete elements kendiliğinden geliyor. yok yok içerisinde. çok hızlı çalışan bir yazılım.

    kullanın kullandırın. ücretsiz sürümü dahi var. aha da üstadlar ne yazmış
    http://www.muziktek.net/…us-studioone-2-free.38086/
  • gerçekten çok başarılı bir daw. inanılmaz kullanıcı dostu bir arayüzü var. birkaç dakika içinde kendinizi müzik yaparken bulmak mümkün.
  • tanışma tanıtma yaygınlaştırma adına da çok makul fiyatlarda satılan daw.(akıl çelmiyor değil)

    http://www.compel.com.tr/p/4-20-4326
  • professional versiyonu ciddi indirimde. artist versiyonu var ve getirdiği cazip özellikleri acayip akıl çelici.
  • kullanımında sağladığı şaşırtıcı esnekliklerle tasarım programlarından soğutan dijital ses kayıt ve işleme programı. daw.
    presonus sana söylüyorum adobe sen anla.
  • cubase'i kendisiyle aldatmayı düşündüğüm.
  • çıldırıyorum.

    novation launckey 61 midi controller cihazımı kendisine tanıtamıyorum. herşey oldukça basit: tıpkı logic'te veyahut pro tools'ta bilmemnede olduğu gibi "mackie - hui" cihaz seçip "launchkey incontrol" şeklinde giriş ve çıkışları düzenlemem yetiyor gözüküyor teoride.

    ancak bu şekilde yalnızca kontrol tuşlarını kullanabiliyorum, ve herhangi bir şekilde enstruman kullanamıyorum. ayrıca düzenli olarak saçma sapan bir c-2 (ce eksi iki) sinyali alıyorum - pıt..., pıt..., pıt... şeklinde. kesinlikle çözemedim ve resmen amınakodumun 2016 yılında hala daha sikimsonik bir midi cihazı ile bi yazılımı eşleştiremiyor olmak o kadar çok sinirimi bozuyor ki o kadar olur.

    oh be: belki benle benzer sorunları yaşayan arkadaşlar için bir çözüm olur - şöyle ki, launckey ıncontrol denilen muhabbet sadece üst panel için, yani klavyenin klavye fonksiyonu değil, controller surface fonksiyonu için tanımlanmış bir alan. diğer programlarda sadece bu alan üzerinden bir düzenleme yapmak yetiyordu, ancak studio one için bu olmadı. bununla birlikte yeni bir klavye tanıtıp bunu "launckey midi" üzerinden send ve return yaptığım zaman hem klavyeyi hem de controller surface olayını bir arada kullanabilir oldum.

    böylelikle logic'in götüne koymak üzere olmama az kaldı. poroğram ile ilgili detaylı yorumlarımı bilahare yapıcam.
  • mükemmel kabiliyet, sadelik ve pratikliğiyle beni benden almış yeni nesil daw. benim gibi kolay kolay alışkanlıklarından vazgeçemeyen birine bile, logic ve cubase'i unutturdun ya helal olsun sana studio one. iki sene geçmiş tanışıklığımızın üzerinden de, neydi o ilk günler, hani ben seni kurmuştum, sen açılmıştın, sonra ben seni bi' önyargıyla kapatıp cubase'i açmıştım da, sen dock'tan ayrılmayınca, force quit yapmıştım. kırılmıştım belki, ama bi kaç güne kalmadı dayanamayıp tanımak istemiştim yine seni. iyi ki de öyle yapmışım, bak üçüncü versiyonun da çıktı. ama hala upgrade edemedim seni. adeta anılarınla yaşıyorum. arasıra da crash report vermesen çok daha iyi olacak her şey ama. yine de güzelsin be studio one.
  • evet adam gibi yorum yapacak kadar haşır neşir oldum sanırım kendisinin 3. sürümü ile.

    2005 yılında cakewalk sonar 8 ile başladığım yolculuğumda, cubase 5, cubase 7, pro tools 11 ve en nihayetinde logic pro x'in ardından bana kocamaaan bir oh be dedirten son dawprogramımdır. bana şu bahsi geçen nerdeyse tüm programlardan birşeyleri bir araya getirip gayet dengeli ve akıcı bir workflow yakalatan bir program olmuştur. özellikle cubase'in temiz duruşu, pro tools'un güzel miks ekranı vs. derken baya epik olmuş diyebilirim.

    eksikleri yok mu? var. şimdilik gördüğüm:
    - pt'deki gibi bir edit yeteneği. bu gerçekten pt'ye has birşey. özellike otomasyonları yerleştirmek, düzenlemek vesaire; inanılmaz kolay.

    - tabii ki pt'deki clip regions olayı. adı bu muydu tam hatırlamıyorum ama mouse'un clip'in yerine göre farklı fonksiyonları yakalaması. logic bunu denemiş mesela ama aşırı bug'lı hissettiriyor ve pt'deki akıcılığın çeyreği yok.

    - logic'teki comping olayı. burada pt yolundan gitmişler, ama logic'teki sikip atıyor açıkçası bence workflow açısından.

    - gene logic'teki vca fader olayı. allahım o kadar önemli ve keyifli bi olay ki şu, inanılmaz iş kolaylaştırıyor.

    - gene ve gene logic'teki pitch shift şeysi. melodyneile çözmüşler o olayı aslında bu da iyi tabii de. ne bileyim. nedense logic'tekini ben çok sevdimdi eheh. arayüz insanı rahatlatıyodu, melodyne arayüzünü sevemedim bir türlü. meh.

    - aşırı başarısız olduğunu düşündüğüm default kısayol haritası. ama bu konuda 2005'ten beri neredeyse aynı kısayolları kullanıyorum, o konuda sonar 8 harikaydı bence.

    - hafif buggy olduğunu düşündüğüm bazı şeylerle karşılaştım, ama henüz emin değilim. emin olunca “he, evet buggy’miş” derim. ama var böyle şüphelerim, bilinsin.

    şimdilik aklıma gelen eksiler bunlar. bunun yanında ise;

    - pt'deki gibi tüm kanalları bir ana başlık altında görebiliyor olmamız, istediğimizi istediğimiz zaman kolayca gizleyip yeniden görebilmemiz, kanallarımızı, bus'larımızı vesaire lökür lökür takip edebilmemiz. miksaj yaparken logic'in mix ekranından aman şu nerdeydi bu nereye gittiydi diye karman çorman kurcalamaktan kafa kalmıyordu.

    - gene pt'deki gibi süper mix ekranı, bus'lar, sendler bilmemneler açık, net anlaşılır ve akıcı. logic çok tontiş kalıyor o anlamda, logic'in mix ekranını hiç sevemedim zaten.

    - logic'teki gibi alt tarafa dock'lanabilen fakat logic'ten artı olarak full screen'e geçtiğimde tek tuşla açıp kapayabildiğim; bu yolla ana arranger window ile mix veyahut edit windowlar arasında seamless kütür kütür geçiş.

    - pt'nin amınakoyim: über kişiselleştirilebilirlik. özellikle renkler, ne bileyim mix masasının farklı farklı ihtiyaçlara göre şekilden şekile girmesi ve tabii ki her boka her türlü tuşu atama olayı, her kanala o kanala özel, çeşitli parametrelere atanabilen faderlar* (özellikle iyi kurgulanmış bir kontrol arabirimiyle inanılmaz iş yapar diye düşünüyorum - bende iyi kurgulanmış bir arabirim yok maalesef fef.) vs. vs.

    - logic'in en dev eksikliği olduğunu düşündüğüm clip üzerinden cubase usülü tutup çekmek suretiyle ayarlanan fade in/out ve gain tutucuları. vay efendim clip'i seç, inspector'a git, gain ver falan, fii. ya da bilmiyorum belki ben cahilim, daha iyi bi yöntemi varsa aydınlatırsınız :) ayrıca gene logic'te her audio kanalının yarrak gibi bir mavi renkte ve her midi kanalının daha da yarrak gibi bir yeşil renkte olması sorunsalının yanında studio one'da diğer aklı selim daw'lar gibi kendine özgün, gözü yormayan temiz renklerin atanması her farklı kanala.

    - gene logic'te olmayan mix ekranında kanalları renklendirmek. (isim yazan yerleri değil, komple kanaldan bahsediyorum - gene varsa da ben bilmiyorum diyeyim de, sonra "abi rerörerö" demeyin.)

    - açık, temiz, net ve anlaşılır arayüz. bu konuda sonar 8 ve cubase 5 gibisini tanımadım, protools gerçekten çok iğrenç, logic'de çok cafcaflı, insanın gözlerini yoruyor.

    - her kanalın insert’lerini tek pencerede görmek. yani her efekt bir tab olarak çalışıyor, bildiğin firefox kullanır gibi efektler arası geçiş yapıyosun, lan bunu yıllardır niye düşünmediniz! harika bişey.

    - tut bırak şeklinde enstrumanları, efektleri laps lups yapıştırma yeteneği.

    - gene efektlerin çok basit bir şekilde çeşitli yollarla zincirlenmesi. aman efendim soldan delay gelsin sağdan chorus gelsin, sağdan gelen chorusun 200 hertzine octaver koyayım, sondaki 5k hertzine de, ee, ne bileyim işte phaser falan koyayım görmemiş gibi, bütün bu gelen sinyallerin de ortak çıkışına bi de reverb çakayım falan gibi saçma sapan abesle iştigal işler yapabilme imkânı.

    - vst. aax’in götüne koyayım ben. a sensin ax de sana girsin hatta, pt.

    - enstrumanların multi-out routing olayını yapmaktaki innnanılmaz kolaylığı. öyle hayvan gibi profesyonel kasmadığım için falan bi türlü beceremiyordum o işi tam. mesela logic'te addictive drum yönlendirmesi yapabilirken bfd yönlendirmesi yapamıyordum. hepsi tarihe karıştı, önüme geleni çakıyorum sağlı sollu.

    - az önce farkettim: izotope rx connect kullanabiliyor olmak. film işlerim için bi anda bulunmaz nimet haline gelen bir olaydı bu, oh be dedim. -- logic'te yok, pt'de var.

    şimdilik aklıma gelenler bu şekilde. anlaşılacağı üzere gerçekten bazı yazılımlardan bazı detaylar baya epik alınmış. gerçekten çok akıcı, çok keyifli, ve kendimi evimde hissederek çalıştığım bir program oldu. bu arada programı intensif olarak 2 gündür kullanıyorum. şu iki günde böyle baya kütür kütür iş yaptım, o derece evimde hissetmiş durumdayım yani. umarım şu an dream daw sarhoşluğuyla gözden kaçırdığım bir detay yoktur. bu program eğer aynı kafa yapısıyla ilerlemeye devam eder, kullanıcılarının verdiği feedback’i iyi değerlendirip bu yönde adımlar atarsa geleceğin pt’si olma yoluna aday. zaten bilindiği gibi pt sıçmıklara gelme eşiğinde; bence bu boşluğu iyi değerlendirmeliler.

    muhakkak deneyin derim. 30 gün free trial var. gerçekten denemeye değer.