şükela:  tümü | bugün
  • kalitesiz ürünler satmakla eleştirilen mağaza. arkadaşım, 25 pound'a takım elbise diyoruz alooo?. hem de hiç öyle "kullan-at" tarzı 3-5 günlük elbiseler/eşyalarda değil. misal anneme 8 pound'a aldığım ayakkabı 6. ayını doldurmak üzereymiş. daha ne yapsın ki adamlar. 8 pound/6 ay. aylığı neredeyse 1.3 pound'a geliyor. adama küfrederler lan.

    neymiş hep göçmenler alışveriş ediyormuşta, bilmemneymişte. abi adam adı üstünde adam göçmen. senin gibi 80-100 liraya bir gömlek alabilecek olsa "göçmez" zaten adam, ne bok işi var kendisine 2. sınf insan muamelesi yapılan ülkede.

    illaki eleştirecekseniz ucuza kaçak işçi çalıştırmasını falan eleştirin. herkes sizin gibi ingiltere kralının sol daşşağının soyundan gelmiyor.
  • insan ve hayvan hayatı yerine kendi sağlığımızı veya kendi giysi kalitemizi koyma aymazlığından çıkalım artık ne olur. bangladeş'te 6 ay içerisinde iki felaket oldu. önce kasım'da h&m'e filan kıyafet üreten fabrika yandı, 100'den fazla kişi öldü *; sonra da (geçen hafta) primark'a kıyafet üreten başka bir fabrika çöktü, bu sefer 1000'den fazla kişi öldü.

    kaç kişinin ölmeye devam etmesi gerekli bizim "ucuz diye takdir edip, kolay yırtılıyor diye eleştirme" kısır döngümüzden kurtulmamız için?

    ucuz tabi, ölen adamın canını fiyata dahil saymazsan gayet ucuz...

    h&m, mango, zara ve c&a en azından nerede üretildiğini yazıyor (bu onları aklamaya yetmez), bu primark'ın etiketlerinde üreten ve emeğini alamadan ölen insanların ülkesi bile yazmıyor.

    artık biz yazacağız onların etiketlerine. dün londra'daki eylemde aktivistlerin pankartlarına yazdığı gibi.

    tek bir şeyden eminiz primark: 1000 kişinin ölümü kaza değildi.
  • haddinden fazla türk oluyor burada. müzeye gidecek değiller ya. türk bunlar.
  • buradan alışveriş yapacağız diye boş valiz taşımayın, fena halde ucuza valiz de satıyorlar.

    edit: aslında marks & spencer'da neredeyse aynı fiyata daha kaliteli valiz bulabilirsiniz, sports direct yarı fiyatına satar ama hem çirkin hem kalitesizdir. yine de amaç sadece giysi taşımaksa iş görürler herhalde.
  • londra'ya giderken yanında eşya (özellikle çorap - çamaşır) taşımayı mantıksız kılacak kadar ucuz mağaza zinciri.
    (bkz: http://www.primark.co.uk/)
  • burada satılan 6500 farklı çeşit sutyen arasından kendine bir tane bile sutyen bulamamış kadın tanıyorum ben.
    işin kötü tarafı o kadına da sırılsıklam aşığım. bu dünya böyle de garip bi' yer işte..
  • ucuza son moda mallar bulundugu icin halk arasinda emperio primani gibi takma adlarla bilinen magaza
  • ingilizler'in sadece tarihi eserlerimizi değil, pazen pijamalarımızı da çaldığını gözler önüne seren halk pazarı. pembeli, mavili, tüylü, yumuşacık. üstü düğmeli, kol ve yaka kenarları biyeli, altı lastikli. belini iyice içine sokup göğüs altına kadar çekebiliyorsun. bol paçalı, dizi çıktıkça daha da bollaşan ve bollaştıkça kısalan türden. okşadıkça çocukluğunu okşamış gibi oluyor insan. 4 pound.
  • zara'dan aldıgın 39-49 tl'lik kazaklarının 20 tl'lik t shirt lerin agzı burnu kayarken, buradan aldıgın 5-10(taş çatlasın) pound'luk t shirt 'ün ya da kazagın mis gibi cıkar makinadan. ayakkabılar da gayet iyi cıkıyo ancak mumkunse çin'den gelenleri almayın pek bir fenalar. tr'de üretilenler taş gibi çıkıyo. işin iğrenç kısmı şöyle. aynı malı geliyosun tr'den 3 katına alıyosun. ondan sonra aglamayın canım kardesim piyasadır da bilmem ne diye! burda üret gönder adam mis gibi satsın (zaten senden neredeyse bedava alsın) sen iç piyasaya ver malı adam alsın 3 katına satsın. (yok vergisiydi , kirasıydı, maliyetimiz yüksek... öyle ekonomik düzenin içine tükürsünler)
  • kozmetik ürünleri son derece kalitesizdir. mascarası bir ilginç kokar dolayısıyla kullanamazsınız, ojesi sürdüğünüz andan itibaren soyulmaya başlar. en akıllıca davranış primark mağazalarından kozmetik ürün almamak, sadece giyim kuşam alışverişi yapmaktır.*