şükela:  tümü | bugün
  • ankara bahcelide yeni acilan, mukemmel otesi kahveleri olan gurme kahveci.
  • yine bir husran. arkadaslar bi heves acmis ama isletmeyi beceremiyorlar. az once 4 kisi kapisindan donduk. herhalde kapatip sturbucks'a kahve icmeye gittiler !

    sonra niye starbucks?

    ekleme: isterse ağzıyla kuş tutsunlar. google da güya sabah 8:00 akşam 22:30 açık görünen yer akşam 6 da kapalı. bildiğin türk mantığı.

    gideceklere hiç uğraşmayın derim. internette pek çok kahveci var size evinize kadar çeşit çeşit kahveyi getirecek. yok illa gitmek isterim diyen varsa 3. cadde de başka bir 3rd wave kahveci daha var.

    ekleme 2: yeni olmaları ve yerel olmaları sebebiyle sonra miranda kerr vardi bir şansı daha hak ettiklerine beni inandırdı. kısa zamanda ekleme 3 gelecek.

    ekleme 3 : gittim gördüm geldim.

    şimdi şöyleki arkadaşlar güzel bir mekan oluşturmuş. ama bazı sıkıntılı noktalar var.

    sürekli orda bulunan kankaların ortamı kıraathane ortamına çevirmesi hoş bir şey değil. zaten g.t kadar mekan, bir de kötü tasarlanmış; siz içerde 5 kanka takılınca ortam doluyor. bir de ortamdaki dekoratif kitaplıkta ki dekoratif "kürk mantolu madonna"yla sadece dekorasyon olarak bulunan kitaplar falan derken, pek de cazip bir noktası kalmıyor mekanın. (gideyim kahvemi içerken kitabımı okuyayım, ya da bir şeyler yazayım falan gibi aksiyonlar için çok elverişli değil. yani "fular"ınızı asmanız için bir portmanto yok.)

    işleten arkadaş benimle ilgilendi. fena değildi biraz kahvelerinden ve menüden bahsetti. ama sanki kendiside çok hakim değildi ürünlerine . . . bunun yanı sıra menü konusunda ciddi bir eksikleri var. geldim, içecek seçmek için masaya oturdum ama doğru düzgün bir menü yoktu. yani belki raflarda envai çeşit kahve, çok farklı demleme ve sunum yöntemleri var dükkanda ama müşteri bunlara ulaşamıyor. illaki birisyle konuşması lazım (ki ben bunu tercih etmiyorum. gelmişim kahvemi sipariş edeceğim içeceğim o kadar yani, şu kahve vardı bu kahve vardı diye hiç konuşasım yok.) neyse ben isteğimi ayak üstü geçiştirdim, bir kahve aldım içtim. fena değildi.

    ve mekan konusu. dekorasyonun acemice olduğunu söylemem gerek. keşke biraz daha dekorasyon konusunda internette araştırıp okuyup öyle işe girişselermiş. hem daha düşük maliyete hem de daha estetik bir ortama aynı zamanda da mekanın en optimal kullanımına erişebilirlerdi diye düşünüyorum.

    bahçelide farklı bir yer olarak var olması, lokal olarak kahve kültürüne katkı sağlaması ve diğer kahveciler için alternatif sunması (lakin pek benim için geçerli değil bu durum.) ise güzel yönleri.

    umarım arkadaşların yolu açık olur, mekanlarını iyileştirerek daha güzel bir kahveciye dönüştürürler.
  • 2 hevesli arkadaşın evdekileri malzemeleri (ki evde olduğu düşünülünce azımsanamazlar) değerlendirip hep beraber içelim, kavuralım kendimizi de başkalarını da geliştirelim diyerek açtıkları mekan. kabül etmek lazım bazı eksiklikler var ancak ankara'da daha iyisini bulmak da zor. *

    kahveyle aranız iyiyse, yeni tatlar denemek istiyorum diyorsanız gitmenizi tavsiye ederim. musab ve/veya mert can ile azıcık muhabbet edin. zaten ikinci cümlede konu kahveye geliyor :)

    eksikleri varsa da çekinmeden belirtin, adamların amacı zaten daha iyi nasıl olabiliriz.

    not: dükkan tasarımından ötürü çok yakına gelmeden kapalı gibi görünüyor. içeriyi kontrol etmekte fayda var. emin olun içerde kimse yoksa starbucks'a gitmemişlerdir ;)

    * çok abartı olmasın, istanbuldaki bir çok mekandan da iyiler.
  • ankara bahçeli 49'uncu sokakta bulunan üçüncü dalga efsanevi kahvelere sahip süper ötesi mekan.

    starbucks'la burayı karşılaştıran zihniyet lütfen gitmesin zaten. petra, probador colectiva, kronotrop vs. nitelikli kahve çekirdeklerini ankara'da hiç bir yerde birlikte bulamazsınız. an itibariyle 10-12 çeşit kahveye sahipler. aynı zamanda kendi kahve çekirdeklerinide kavuruyorlar.

    genel olarak pour over demleme üzerine yoğunlaşmışlar. bunu yaparken hario v60 kullanıyorlar. bunun yanında espresso ve türk kahvelerinde de budur dedirtiyorlar. öyle bir baristaları var ki siz sorun sıkılmadan sabaha kadar anlatacak sanki. hiç bir sırrını saklamadan söylüyor. kahve refraktometresiyle bilimsel olarak kahvelerini ölçümlüyorlar, ki şuna sahip olmak zor bir şey değil çoğu kahvecide maalesef yok. bilimsel olarak iyi ve güzel bir kahve yapmak için yola çıkmışlar, bu konuda da bana göre ankara'da en iyiler. beni geçtim foursquare'da en iyi 5 kahve dükkanı arasında gözüküyorlar.

    hangi tür kahve sevdiğinizi bilmiyorsanız bile, hoşunuza gidebileceğinizi düşündüğünüz kahveleri tadabiliyorsunuz. bu konuda da sizi yönlendiriyorlar. tek tek müşterilerle ilgileniyorlar. sıcak bir ortam, arka planda çalan plakla birlikte loş bi ışık, kendilerine has bir tarza sahip güzel insanlar. ileride isimlerini daha çok duyacağız.
  • probador colectiva'dan 32 tl'ye alabileceginiz kahveleri, 40 tl'ye satmaya calisarak ne yapmaya calistigini anlamadigim mekan.
  • ankara bahçeli 49. caddede bulunan 3.dalga kahveler sunan samimi mekan.
    arkadaşlar kısmen küçük bir mekanda samimi bir ortam yaratmayı başarmışlar; üstelik benim gibi 3.dalga hakkında pek fikir sahibi olmayanlara, istediğiniz süre boyunca, a dan z ye her şeyi anlatmak için çırpınan baristalara sahip.
    dekorasyonu hakkında üstteki entrylerden birinde bahsedilen "dekoratif amaçlı kitaplar" eleştirisine katılmıyorum. bi kitaplıkta kürk mantolu madonna görünce dekorasyon-kitaptan anlamıyorlar yorumunu yapmak saçma bence. tabii ki ismi geçen kitabı belli amaçlı kullanan bir kesim mevcut ama bunları genellemek ve görünce saçmalığa varan yorumlar yapmak anca kişinin edebiyatla olan zayıf fikirlerinin dışa vurumu olarak yorumlanabiliyor ki bunu genel olarak söylüyorum, buraya özgü bir yorum değil. kaldı ki prod un kitaplığındaki zweig, orwell, milan kundera eserleri bu temelsiz eleştiriyi hak etmiyor.
    ayrıca starbucks la burayı karşılaştıranlara yorum yapmaya bile gerek yok, bu kafadakiler starbucks, kahveci hacıbabada takılsa daha rahat edebilirler çünkü prod gibi 3.dalga kahvecilerle bu markaların sunduklarının alakası bile yok.
    dekoratif olarak biraz karışık geliyor ilk girdiğinizde, yani net bir konsepti yok mekanın. kısıtlı imkanlara sahip mekanda her gelenin kendinden bir şey bulabilmesini amaçlamış olabilir sahipleri. nitekim ben gittiğimde cash plakları dinleyip (bkz: burundi remera) içerken gayet huzurlu hissediyorum, başka bir arkadaş başka bir kitap-plak-kahve kombinasyonuyla mutlu hisseder. önemli olan gittiğinizde kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir ortam sunulması ki bunda da yeterince iyiler bence.
    (bkz: probador colectiva) da daha ucuza satıldığı söylenen kahveleri ise hiçbir yerde 8-10 liraya sunmuyorlar size ama burada bunu deneyimlemek de mevcut.
    uzun lafın kısası yolu düşenler bir şans verirlerse bence pişman olmazlar, ben fırsat buldukça gitmeye başladım ve ne yazık ki ankarada böyle mekan sayısı çok çok az.
  • evinde kahve öğütücüsü ve combo bir kahve makinası olan bir insanım. kahvemi tchibo veya starbucks'tan alıp taze öğütüp içmeye niyetlenince kahve konusunda çığır açtım falan diyordum. süt koymuyodum ya kahveye, öyle bir ustalık.

    neyse, prod'tan haberim oldu, yolum düştü mekâna, bana da yakın. bugün italya'da bir espressocu ne samimiyetteyse, ispanya'da churros yapan bir pastanenin açılış saatinde insanlar nasıl sıraya giriyorsa bu mekânda da o minvalde bir hava var. ilk gittiğimde mevzuya çok uzaktım haliyle. kahve kavurma makinasına bağlı bir laptop, ısı ölçümleri yapılıyor. birisi kahve kavurma hakkında bir şeyler anlatıyor, tüm ilgi onda. bir baktım ki yok refraktometre, yok degasing google'dan ömrümde duymadığım tabirleri araştırıyorum bir yandan dinlerken. insanlar çok rahat. herkes bir iş peşinde. ne adisyon var, ne ekstra bir maliyet. para ödemeden çıksan gitsen takan olmaz.

    kahve amacı mekânın, gelenlerin aracısı olmuş, ne zaman gitsem insanlar tatlı bir muhabbette.

    hario v60 ve aeropress ile demlemeyi seviyor barista musab kahveyi. kazandığını mekâna yatırıyor. bir kahveci açmış, hobisini gerçeğe dönüştürmüş. en basitinden bir gün gidin ve mekânın dekorasyonunun hikayesini sorun, her detayın bir hikâyesi var mekânda.

    kronotrop kahvelerini kullanıyordu ilk zamanlarında, fakat şu sıralar probador kahveleriyle arası iyi. hatta la ilusion ve san fransisco kahveleriyle harikalar yaratıyor. gidip tezgahın arkasına geçin, kahvenizin yapılışını izleyin, hatta kendiniz demlemek isteyin. belki de teşvik edilirsiniz, o derece.

    yazacak çok şey var, totalde 3 kez gittim, her seferinde yüzüm gülerek çıktım. saatlerce kocaman tahve tadım çarkı posteriyle bakıştım. ağırdan öğrenmeye de çalışıyorum bu işleri.

    kahve kültürüne ve muhabbetlere büyük katkısı var bu mekanın. size hizmet eden garsonlar, elde tabletle menü getiren birisi yahut ödemeyi erken almaya çalışan kimse yok, kahve var işte.

    yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, seveceksiniz.

    ha bu arada; 3. dalga bir kahveciye gidip içtiği kahvenin lezzeti hakkında sadece 1 cümle bahsedebilen insanların varlığından haberdar oldum bu başlık sayesinde.
  • sözlük bi sikimi beğenmeme timi dadanmış. böyle yerler de olmasa tüm bu ukalalığın akacak yeri kanalı yok.
    buranın kahvesini içmeden önce starbucksı kahve yapıyor sanıyordum. starbucks mc donalds hamburgeri ise prod anne köftesidir. net. meğer damağımıza zift dökmüş hain kapitalizm. şimdi şimdi kahve nedir tadı neye benzer anlıyorum.

    kısaca gidin, laga lugaya gerek yok. gidin, oturun, kahve için..
  • ankaranın en iyi kahvecisi, hatta bence gerçek anlamda 3. dalga olan tek kahveci. ayrıca hava soğudu hasta olmayın deyip zorla şal verecek kadar da ponçikler. yerim. ^^
  • ankara'da bir kahveci. 3. dalganın bayrak sallayanı olabilir ankara için ama en sert kahveleri yeterince sert değil. menüyü biraz daha genişletmeleri lazım. bunun haricinde ortam, ilgililerin ilgisi gayet yerinde. başarılarının devamını diliyoruz.