şükela:  tümü | bugün
  • yurdumun en bilinen gerçeğidir.

    şimdi efendim eğri oturup doğru konuşalım.
    kafadaki tüm o hamasetleri etiketleri kutsallaştırmaları vs bir kenara bırakalım..

    profesör kimdir?
    profesör , en üst akademik ünvandır ve yıllarca gençlerin kafasına, hayatlarında belki de hiç kullanmayacakları bilgileri yerleştiren kişidir.
    bir nevi masal anlatıcısı.
    hatta durum o kadar rezalet bir halde ki; ülkemizdeki profesörlerin %90'ı başkalarının kitaplarından ders işler. %10'u kendi kitabından işler ama kitabı bir açın, sayfaların 4'te 3'ü alıntı yapılan kaynaklara ayrılmıştır..
    profesörlerin bu ülkeye hiçbir katkısı yoktur.
    adam gibi, topluma faydası olan bir proje üreten bana tek 1 prof gösterin hadi!
    yok aga yok!
    birinin çıkıp artık kral çıplak diye bağırması lazım..
    havadan kemiksiz 7.500 tl tl maaş alıyor adamlar, o kadar öğrenci ve asistanı da strese sokarak. şirketlere yaptıkları danışmanlık, tv programlarından aldıkları ücretler, üniversite döner sermayesi vs. de katılırsa türkiye'de ortalama bir profesörün 20.000 tl geliri vardır.

    sınıf öğretmeni kimdir?
    bir insanın hayatı boyunca en çok kullanacağı bilgi olan okuma-yazmayı ve 4 işlemi öğrenciye öğretendir..
    zaten hayatımızın geri kalan kısmının %99'unda okuma-yazma ve 4 işlem dışında bir bilgiyi kullanmıyoruz.
    ayrıca öğretmenler sınıfa girer çocukları disipline etmeye uğraşır, kafaları şişer.. vs.. profesörün böyle bir derdi yok..

    tüm bunlara rağmen 3.000-3.500 tl civarı maaşı vardır.
    hatta ücretliler 1500 tl civarı almaktadır -ki ulusal ayıptır, insanlık suçudur..

    o yüzden sevgili ekşiciler, öğretmen maaşına laf edeceğinize bu ülkeye zerre faydası olmamasına rağmen deli gibi para alan kişileri eleştirin.
  • her sene 7-8 bin sınıf öğretmeni atanıyor zaten. ben 85 puanla açıkta kalıyorum. ayrıca suriyelilere türkçe öğreticiliği için sınıf öğretmenlerini alıyorlar. sorun nedir anlamış değilim. doktora öğrencisi olacağım bu kış. bilim yapıyorum. işsizim. derdin nedir benimle?
  • sebebi de profesör ya da diğer tüm akademisyen ünvanlarına politik gözle bakıldığı için muhakkak bir ideolojiye tarafmış gibi değerlendirildikleri için toplumsal olarak böyle bir algı söz konusu. batı ülkelerinde ve hatta söylemi genişletir isek bizim dışımızdaki diğer tüm ülkelerde akademisyenlere "bilim adamı" olarak bakılmaktadırlar ki doğrusu da budur. politik ve ideolojik ayrımcılık yıllardır bizim geri kalmamızdaki en büyük etken olmuştur. hala daha kurtulamadık bu zihniyetten.
  • ne yanlışlayabildiğim ne de katılabildiğim önerme. sınıf öğretmenliğinin içinde çocuk faktörü var ve bu çok kolay suistimal edilebiliyor.

    biliyoruz ki bütün gelir adaletsizliğinin tek sebebi "uzmanlık". ancak şunu söylemek isterim ki bir çocuğun hayatına dokunacak olan bir öğretmen kesinlikle profesörlerden daha değerlidir. çünkü çocuğun geleceğine dair çocuğu psikolojik olarak her şekilde etkileyebilecek bir statü öğretmenlik ve bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak için uzun uzun paragraflar dizilebilir. bu alanda öğretmenliğin çocuklarla doğru bir iletişimde bulunabilmek ve doğru bir eğitmen, rol model olabilmek için bir profesöre göre daha fazla dikkat ve uzmanlık gerektirmesi gereken bir meslek olduğunu düşünüyorum. ve elbette çocuklarla kurulan iletişimin kalitesizliğini de hemen kötümser bir tavırla üniversitelerde sınıf öğretmenliği bölümündeki profesörlere bağlayabilirsiniz, bağlayın efendim. bir şeyleri kökten değiştiremiyorsak nasıl yama yapacağımızı öğrenmemiz gerek değil mi?
  • ancak türkiye cumhuriyeti gibi bir üçüncü dünya ülkesinde dile getirmeye cesaret edilebilecek türden bir iddiadır.
  • asistanlara kök söktür. öğrencilere kök söktür. etrafındaki herkesin öz güvenini sıfırla. yazdığın kitaplarla, tezlerle hava at sonra gel slayttan ders anlat.
  • herkesin kendi maaşına odaklanmasıdır.

    sorunlar;

    1- bencillik. adam prof olsa profların maaşından, sınıf öğretmeni olsa sınıf öğretmeni maaşından dem vuracak. onun için esas olan "o alıyor ben niye alamıyorum" konusudur; kendini hep ön planda tutmak.

    2- kalitesizlik. günümüzde birçokları "hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun" (veya polis) mantığıyla sınıf öğretmenliği kontenjanlarına girer; zaten de barajı geçen girebiliyor. haliyle yüksek bir başarı göstermeye gerek kalmadan bitirilebilen bir bölüm olduğu için yığınla sınıf öğretmeni var ve ellerindeki tek şey diploma.

    3- yine kalitesizlik. bu adamların üniversitelerde aldığı dersleri o şikayet edilen proflar veriyor, sözde. (yani adam profların işe yaramadığını söylüyor fakat elindeki öğretmenlik diplomasını da bir proftan aldığını unutuyor.) üniversitelerde doğru düzgün bir kalite olmamasından ötürü; sadece kredi tamamlamama, ders bitirme üzerine saat öldürülüyor. adamın oradan mezun olurken aslında öğretmenlikle alakası bile yok. öğretme teknikleri, öğrenci psikolojisi vs adama andromeda galaksisinden bahsetmek gibi.

    4- yine ve yine kalitesizlik. sözü edilen proflar zaten bu bahsettiğimiz aynı kafaya sahip kişilerdir; sadece unvan değişik. yani aslında bu da sınıf öğretmeni. tek farkı fazladan kalmış okulda. bilimsel/akademik çalışmalar yok, olanlar da kopya, çalıntı ve kendilerinin bile ne olduğunu anlamadığı şeyler. internet kafeler bile tez yazıyor günümüzde. (dikkat, ironi.)

    5- son olarak yine kalitesizlik. ülkemizde eğitim tümden kalitesiz, siyaset kalitesiz, bütün meslekler kalitesiz. özetle insanımız kalitesiz. o bakımdan dediğim gibi, unvan değişik fakat bu sınıf öğretmeni arkadaşımızın eleştirdiği prof bire bir kendisiyle aynı kişilikte. herkes sadece kendi maaşına, kendi çektiği çile(!)ye odaklanmış durumda.

    analiz; evet öğretmenlik gerçekten çok önemsenmesi gereken bir meslek; fakat hangisi öyle değil ki? yani ülkenin bilim deposu olması gereken, bilimi, teknolojiyi, refahı üst düzeye taşıması gereken, tüm meslekler, tüm alanlarla ilgili en değerli bilgileri omuzlayıp insanlara ulaştıracak olan proflar önemsiz ve değersiz mi?

    bir öğretmenin "proflar bir boka yaramıyor benden kaç kat fazla maaş alıyor" demesi mi gerekir; yoksa "biz sınıf öğretmeni olarak adam gibi yetiştirememişiz, ülkenin durumu kötü, eğitim konusunda bir şeyler yapmalıyız" mı demesi gerekir? şimdi çuvaldızı kendine batır; bir sınıf öğretmeni elinden çıkmamış prof var mı? abicim demek ki bunların sınıf öğretmeni bir halta yaramamış; işlerini yapmamıştır! sen gerçekten eğitimin durumuna, üniversitelerin durumuna üzüleceğine, "proflar bir işe yaramıyor, ama benden çok maaş alıyor" konusuna takılıyorsun.

    nedir senin gözünde çözüm? profları işten atalım, onların aldığı maaşı sana verelim. tüm ülke sadece ilkokul dersleri alsın, üniversiteyi sktret! bu mudur? işte şimdi yine geldik mi senin kalitesizliğin konusuna? .. bu, ülkenin bir özetidir.
  • tv'de konuşan yandaşlıktan kafayı yemiş prof. hatta rektörleri görünce bırakın değersizliği şeref, ahlak konusunda kuşkularım oluyor.
  • sinif ogretmeni cok onemli de sinif ogretmeni yetistirmek (yani prof. olmak) daha mi onemsiz? diyerek katki yapmak istedigim gorus.