şükela:  tümü | bugün
  • 1975 tarihli bir antonioni filmi
  • gazanfer bilge'nin otobüslerinden birinin ortaya çıktığı sahnede bir parça nefes alabildiğimiz onun dışında soluk soluğa izlediğimiz film.
  • david locke adı, filmin çözümü için anahtardır; özellikle seçilmiştir. (kısaca;locke ve hume için bilginin kaynağı deneydir, insan doğuştan hiçbir bilgi getirmez. locke’un tabula rasa dediği zihinde, -dış deney-duyumlar yoluyla elde edilen veriler –iç deney- belli yargılarla bilgiye dönüşür. tilmizi david hume’da aynı yaklaşımdadır, yalnız o biraz daha ileriye götürerek olgular arası illiyet bağını da kabul etmez. hiçbir sonuç belirli bir nedene bağlı değildir, olaylar kendi başına olur, biz yalnızca izlenimlerimizle onları ardarda olduğundan, bağlaşık sanırız.) film’de david locke, ölen yeni tanıdığı arkadaşının kimliğine bürünmekle yaşamını bu kez verili bir boş levhaya dönüştürür. ama sonradan hem içeriden- çünkü onun kimliğiyle tanınır ve gerekenleri yerine getirir- hem dışarıdan- yine çünkü kendisinin yabancı olduğu bir kimliği üçüncü şahıs gibi izlemektedir- olayların süregidişine kaptırır kendini. aslında çok daha uzun anlatılabilir, ama film birkez daha izlenmelidir...çünkü çok olmuştur izleneli....
  • michelangelo antonioni'nin 1975 yapımı jack nicholson ve maria schnedier başrollü ilginç filmi. anglosakson camiada the passenger ve bizde de haliyle yolcu olarak bilinir. filmin zannımca en kaydadeğer ve ilginç noktası finaldeki 11 dakikalık plan-sekanstır. kamera , odanın içinden, pencerenin dışındaki gidişatı çekerken yavaaaaş yavaş yaklaşır, sık parmalıkların arasından dışarı çıkar, etrafında 180 derece döner ve dışarıdan, yana da salınarak, tekrar otelin içinden odaya girer 11 dakikada. naçiz dimağım, o kameranın nasıl olup da oracıktan çıktığını, çıkmadıysa görüntünün montajla mı birleştirildiğini hale çözememiştir.
  • antonioninin 1975 filmi, ingilizce adı the passenger, jack nicholsonı çocukken görebilirsiniz.
  • orjinal senaryosunda arabayi maria schneider'in karakterinin kullanmasi tasarlanilan antonioni filmi. jack nicholson'un filmdeki pasif, burundugu yeni kisiligi adeta uzaktan seyreder halini cok daha iyi simgeleyecek bu karardan son dakikada maria schneider'in araba kullanmayi bilmedigi ogrenilince vaz gecilmek zorunda kalinmistir.
  • filmle ilgili olarak david locke adından finaldeki o enfes 10 küsur dakikalık plan sekansa kadar bir çok öğeyi kafamda bir yere oturtmayı başardım, doğru ya da yanlış. lakin filmin ortasında çıkan o gazenfer bilge otobüsü her şeyi dağıttı, dumurlara uğrattı. bizim o narin şehirlerarası otobüs şirketlerimizden en eskisi, elin barcelona sında ne aramaktadır? oralara kadar 70 li yıllarda turist mi götürmüştür? her şeyi bıraktım; başka kimlikte yaşama, kendini bulma, locke vb. bunlara takıldım?
  • sabır isteyen filmdir. jack nicholson'ı başka filmde göremeyeceğiniz kadar durgun bi rolde görürsünüz. konusuna bakınca güya adam bişeylerden kaçıyor, ama hala durgun. tabii ki bu durgun atmosferi antonioni özellikle yaratmıştır. locke* odada takılırken bile kamera olur olmadık tüm detayları gösterir, yavaş yavaş akar film, sanki odada siz kahve içiyorsunuz da locke başka bişeyle ugrasıyor gibi. zaten filmin ilk diyalogunun çok geç olması da bunun ipucunu verir.

    bunun dışında, sembollerle de dolu bi film oldugundan, birkezden fazla izlemek yerinde olur. hal böyle olunca gereken sabır katsayısı artar. ama sonucta filmi anlarsanız, sevseniz de sevmeseniz de başarılı bulursunuz. ilginç detaylar vardır çünkü, düşünmeye sevk eder...
  • filmin sonundaki o muhteşem plan sekans için bir zahmet :
    http://www.youtube.com/watch?v=a3eo6ds6irq
  • hayatımın filmidir.