şükela:  tümü | bugün
  • dış görünüş en önemli şeydir. bir boktan anlamıyorsanız, kafası çalışmayan tipsiz orospu çocuğunun ya da yellozun tekiyseniz bile mutlaka jilet gibi giyinin.
    erkekler için: üç günde bir saç tıraşı olmak ve her gün bir avuç jöle kullanmak, her gün sinekkaydı tıraş olmak;
    kadınlar için: gözünüz görünmeyecek şekilde göz makyajı yapmak çok önemlidir.
    hiç bir şey bilmeseniz bile her konuda fikriniz olsun. her şeyle ilgileniyormuş gibi görünmek için sizinle hiç alakası olmayan konularda bile sorular sorun. iş arkadaşlarınızı quiz yaparmış gibi sıralayın bu soruları.
    yırtık dondan fırlar gibi bildiğiniz bilmediğiniz her halta atlayın. hiç bir halt bilmediğiniz konularda bile insanlara akıl fikir vermeye kalkın.
    bir şeyi bilmiyorsanız bile asla bilen birine sormayın. aksi takdirde bilmediğiniz ortaya çıkar. bunun yerine , örneğin yabancı dil konusunda yetersiz kaldığınızda google translate kullanın; "tuzsuz yer fıstığı" nı "salt-free place " gibi çevirin mesela.
    antep fıstığı yerine pistachio falan değil, piston ( evet piston) yazın.
    "bilmiyorum" kelimesini lügatinizden çıkarın. size sorulana cevap olmayacağını bildiğiniz halde alakasız şeyler anlatın. maksat "bir şey sordum da cevap veremedi" demesinler, maksat çeneniz çalışsın, beyniniz ya da eliniz değil.
    her icraatınızı "yapmış olmak için" yapın. yeni kartvizit bastırın, abuk subuk şeyler yaptırın, diğer firmalardan tanıdık arkadaşlarınıza gereksiz işler yaptırarak onlara para kazandırın, bunlardan komisyon alın. maksat "iş yaptı, şöyle yaptırdı böyle ettirdi" desinler.
    patladığınızı anladığınız anda kaçmak için hep bir planınız olsun. bir bok yediğiniz zaman işi kime ykıacağınızı önceden planlayın. her boku siz yiyin ama her zaman topu başkasına atın.
    şerefsiz ve katıksız bir orospu çocuğu olun. toplantıda başka, mailde başka, whatsapp grubunda başka hareket edin. insanlar asla sizin ne yapmaya çalıştığınızı anlamamalı. unutmayın, muhtaç olduğunuz tek şey patrona şirin ve çalışkan görünmek.
    tüm bunları yapar ve kendiniz gibi sik kafalı bir işveren bulabilirseniz müdür olup 5000+ lira maaş alıp altınıza şirket arabası çekebilir, kendinizi tam da olduğunuz gibi bir bok zannedebilirsiniz.

    edit: bölge müdürüyseniz hepten yaşadınız; vur patlasın, çal oynasın!
    ayda bir- iki kez merkeze uğrar, sikko bir sunum yaparsınız, patronun ağzına bir parmak bal çalarsınız, işiniz iş.
  • ömrünü şantiyede çürütmeye devam eden bir kadın olarak, şantiyede çalışan ya da şantiye ziyareti yapan kadınlara sesleniyorum:

    şantiyeye topuklu ayakkabı ile gelmeyin,
    şantiyeye parmakarası terlikle gelmeyin,
    şantiyeye pür makyaj gelmeyin,
    şantiyeye mini etekle gelmeyin,
    şantiyede baret, yelek, iş ayakkabısı verdiğimizde itiraz etmeyin.

    komik olduğunuzla kalmayacaksınız, bir gün hakikaten birinizi 'dövecem'.
  • "her elini sıkanla dost her canını sıkanla düşman olma"
  • evine geldiğinde işi, işine geldiğinde evi kapı dışarıda bırak.
  • ''gelecek planlarını kimseye anlatma, tavsiye veren çok olur''
  • 'profesyonel iş hayatı' denilen şey 'ücretli kölelik' demektir.

    yani ünvanınız ne olursa olsun, hedefiniz başka bir ünvan değil, bu hayatın dışına çıkmak olsun.

    unutmayın, daha önce dendiği gibi "herkes fahişedir, sadece vücudunun farklı yerlerini satar."
  • kesinlikle ve kesinlikle iş arkadaşlarınızla olan samimiyetin olması gerekenden fazla olduğunu hissettiğiniz an net bir sınır koyun.
  • kimseye kötü davranma.
    (bkz: insan insana lazım)
  • tam benlik başlık geldi :)

    * temizlik.
    ben özellikle saçı, giyimi, ayakkabısı, vs kirli insan gördüğüm zaman aşırı negatif oluyorum. temizliğe dikkat etmek önemli. özellikle saçlar temiz ve kadınlar için mümkünse fönlenmiş, mümkün değilse muntazamca toplanmış, eller ve tırnaklar bakımlı olmalı. oje varsa sık sık değiştirilmeli ve öyle uçları soyulmuş ojelerle gezmemeli. ayakkabılar temiz, boyalı ve bakımlı olmalı. en uyuz olduğum şeylerden biri de kadınların topuk ucu aşınmış ve metali çıkmış topuklu ayakkabılarla ‘şık şık’ sesiyle etrafta gezinmesi. topuk ucunu lostracıda 5 dakikada 5 tl ye yaptırabilirsiniz, fyi..

    * formal giyim.
    bizim şirkette de var ofise kot, spor ayakkabı gelen kadınlar/adamlar. sonra ağlıyorlar biz neden ne uzuyor ne kısalıyoruz diye.. ister kabul edin ister etmeyin, şinize verdiğiniz önem en başta görünüşünüze verdiğiniz önemle kendini belli ediyor. illa her gün işe döpiyes/takım elbise geleceksiniz diye birşey yok elbet ama kot giydiğinizde bile onu topuklu ayakkabı ve ceketle kombinlemenizle (erkeklerin kot üzerine güzel ütülenmiş bir gömlek ve uygun ayakkabı ile kombinlenmesi ile), spor ayakkabı ve t-shirt ile kombinlemeniz arasında fark var. hele bir de şirkete mus çorap üstü şortla gelen kadınlar var ki gözümden kanlar akıyor...

    * topuklu ayakkabı rocks!!
    kadınlar için altın kurallardan biri. yalnız her topuklu ayakkabı iş hayatında giyilmez. özellikle resmi bir kurumda işiniz varsa burnu kapalı ayakkabı giyilmeli. aşırı renkli ayakkabılar tercih edilmemeli: siyah, bordo, nude tonlar, taba vb sade ve ağır tonlar tercih edilmeli.

    * dozunda davranışlar.
    en başta iş yerinizin sizin okulunuz, eviniz, sokak hayatınız olmadığının farkında olmanız lazım. iş yerinde bağrış çağrış şakalaşmalar, abuk sabuk el şakaları, şuh kahkahalar, yılış yılış hareketler duruşunuzu bozacaktır. yapmanızı tavsiye etmem.

    * işin hakkını vermek ve sorumluluğu almak.
    yavaştan daha ciddi konulara giriyorum. benim iş hayatında birinci altın kuralım, ‘yapabildiğinin en iyisini yap’ tır. ‘en iyi’ göreceli bir kavram olduğu için ben her zaman bana göre en iyi neyse onu kendi kalite standardım olarak belirlerim. size benim gibi mükemmeliyetçi olun demiyorum ama en azından yaptığınız iş içinize sinsin. bir iş içinize sinmiyorsa emin olun o iş başkaları tarafından da beğenilmeyecektir. öte yandan sorumluluk sahibi olmak ve işi sahiplenip, sorumluluk bilinci ile iş yapmak sizi profesyonel hayatta başarıya götürecek en temel şeylerden bir diğeri.

    * doğru bilginin kaynağı olun.
    başlığı açan arkadaşın dediği gibi bilmediğiniz konularda atıp tutmanızı pek tavsiye etmem keza boş bilgiyi kimse sevmez. iş hayatında herkes en hızlı şekilde en doğru bilgiye ulaşmayı ister. bu nedenle işinizle ilgili konularda kendinizi geliştirin, sürekli yeni bilgiye açık olun. bilmediğiniz bir konu geldiğinde ise ‘atıp tutmak’ yerine, doğru bilgi için gerekli kaynaklarla iletişime geçip, soruya doğru bilgi ile dönüş yapın. iş hayatında bilginiz kadar varsınız ve bunun için para alıyorsunuz bunu unutmayın. boş ve bilgisiz insan fazla uzun süre yerini koruyamaz

    * self-marketing.
    yaptığınız işi güzel pazarlamak önemli. yalnız burada hassas nokta; yapmadığınız işi yapmış gibi pazarlamak ile yaptığınız işin değerini doğru şekilde anlatmak arasındaki seçiminiz. her ikisi de belli koşullar altında kazanç sağlar ama başarının sürekliliği açısından sadece biri değerlidir bana göre. seçim sizin..

    * doğru ilişkiler kurmak.
    networking iş hayatının olmazsa olmazıdır. doğru kişilerle doğru ilişkiler kurmak ve bu ilişkilerin ılımlı şekilde sürdürülmesi ayrı efor sarfedilmesi gereken başlı başına bir iş diyebilirim. ayrıntıya girersek çıkamayız bu başlık altında..

    * doğru mentor hayatınızı değiştirir.
    iş hayatıma ilk başladığımda kadın bir mentorum vardı. bana her daim destek olurdu diyemem elbette ama dozunu o kadar iyi ayarlardı ki, kimi zaman inanılmaz destek olurken bazen de çok zorlu işlerde beni yalnız bırakır ve kendi potansiyelimi keşfetmem için fırsat verirdi. her ortamda onu gözlemlerdim, nasıl giyinmiş, nasıl davranıyor, nasıl konuşuyor, ilişkilerde sınırı nereye koyuyor, vs vs.. şu an bakıyorum da çoğu zaman onun gibi davranıyorum, onun gibi konuşuyorum veya ondan öğrendiklerimi uyguluyorum. ve en önemlisi mentorluk ettiğim genç arkadaşlara da aynı kültürü aktarmaya çalışıyorum. demem o ki kendinize iyi bir mentor seçin/bulun, size çok şey katacaktır.

    şimdilik bunlarla idare edin, ben yoruldum biraz dinleneyim..

    edit: imla
  • birlikte çalışmadığınız birine referans olmayın.

    götünüzde patlar!