şükela:  tümü | bugün
  • profil fotoğrafımızı seçerken dikkat etmemiz gereken herşey, aşağıdaki sitede ayrıntılı olarak analiz edilmiş:

    http://blog.okcupid.com/…myths-of-profile-pictures/
  • son zamanlarda herkesin kendisine benzememek için yarış içerisinde olduğu fotoğraftır.

    profil fotoğrafı konusunun psikolojik araştırmalara konu olabilecek bir duruma geldiğini düşünmekteyim. öyle açılar yakalıyor ki insanlar 120 kiloluk bir insan profil fotoğrafında 60 kilo gözükebiliyor.

    birkaç yıl içinde profil fotoğrafından kimseyi teşhis edemeyeceğimizi düşünüyorum. planın nedir abi? yüklediğin fotoğrafa benzeyene kadar kimseyle görüşmemek mi?
  • her kızın ne kadar inkar etse de hatta koymasa bile niyetlenip hayatında bir kere de olsa herhangi bir görüntüleyici araçla tek elini başını üstüne kaldırmak ve kafasını eğmek suretiyle kendini çektiği fotoğraftır. her ne kadar profilin sözlük anlamı yandan görünüş olsa da pek umursanmamaktadır.. :d
  • sosyal paylasım siteleri mevzu bahis ise, genelde en güzel olan fotograf tercih edilir. en güzel fotografı bile çirkin olan insancağızlara, "burada böyleyse gercekte nasıldır vah ya.." diye yorum yaptığım olmuştur.
  • bazıları da altına ''ben'' yazar işte o zaman; eşhedu en la ilahe illallah.... diye gider uzatmıyorum.
  • bazen çok şey anlatan fotoğraflar.
    http://goo.gl/yxzfc
    ilgili video;
    http://www.youtube.com/watch?v=s4pwgxqhpfo
  • beni en çok ayar eden de ne biliyor musun sözlük! normalde, kendi kendine suratının fotoğrafını çekip(malum poz işte, açılı boyun falan, betimleyemedim) facebook'a, oraya buraya koyanı eleştiren, "ıyy kezban" diyen tiplerin; muadil fotoğraflardan muhtelif sayılarda çekip(farklı mimiklerle), bu fotoğrafları birleştirip sosyal paylaşım sitelerine koyduklarında marjinal, sevimli olduklarını sanmaları... vay ki ne vay.
    (buton: derdini sikeyim)
  • sosyal medya ile haşır neşir olmaya başladığım o vaktini tam hatırlayamadığım günlerden beridir (2009 muydu?), profillerde kendi çehremi pek nadir kullanmışımdır. hani öyle yüzüne bakılmaz bir muşmulalığımız var diye de değil. yani tamam, bir erkek güzeli değiliz, ki olmak da istemeyiz, ama kendimizi haksız yere yermeyelim şimdi; hiç de çirkin sayılmayız. ("biz" de kimiz?)

    fakat oldum olası başkaları için eyleyiş eyleyecek bir yapıda olamadım. sırf şu son yarım yıl içinde profil fotoğrafı yaptığım görsellerin yarısı, asla o kadar yakışıklı olamayacak olsam da, hafiften benzeştiğimi düşündüğüm gustave courbet'nin, aynı zamanda başyapıtlarından da biri olan şu otoportresiydi. geri kalan yüzde ellilik dilimin yüzde kırkı ise pek sevdiğim fotoğrafçıların pek sevdiğim fotoğraflarından oluşmaktaydı. zira kendimi, yedi/yirmi dört taşımakta olduğum, ve aynaya her baktığımda orada duran yirmi yıllık yüzümden ziyadesiyle sıkılmış hissediyorum. sözgelimi, twitter'a girdiğimde, profil fotoğrafımda neden gün boyu zaten görüp durduğum kendi çehremi görmek isteyeyim ki? onun yerine baktığım her yerde görmek istediğim, hatta bu sebeple çıktılarını alıp odamın duvarlarına astığım harikulade fotoğrafları kullanırım daha iyi.

    mesela şu an twitter'da profil fotoğrafımı süsleyen, federica erra'ya ait "fake blood" isimli şu fotoğraf... kırmızının dikey şekilde yelpazeleşen kullanımı ve modelin soluk yüzünün fotoğraf merkezinin hemen üstünde kullanılmasıyla elde edilen canlı renk karşıtlığı, belirsiz bir süre boyunca baktığım her yerde görmek isteyebileceğim cinsten. eh, hal böyleyken, hem kendimi göstermek gibi bir amacım da asla olmamışken, profil fotoğrafıma bakanların beğendiğim bir fotoğrafçıya ait beğendiğim bir fotoğrafı görmesi çok daha huzur verici geliyor bana. belki de tek sıkıntı, kullandığım her fotoğrafa kaynak gösteremiyor olmam. facebook'ta böyle bir sıkıntı oluşmuyor gerçi ama, facebook'un da canı cehenneme!..