şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sınıfsız toplumdan, komünizmden sapan yolların başında gelir. proleterya devrimi yapılmayan yerlerde, rusya gibi, devrim ateşli öğrenciler ve başka destekçilerle yapılır, sonra bir komunist parti kurulur, bu parti bilincin kaybedebilcek olan proletaryayı eğitir, kommünist değerleri verir. bunlar hep leninin icatlarıdır..marx böyle bir fikre tamamıyla karşı, çünkü ona göre, sanayileşme süreci içerisinde, güçlenen burjuvazi ve ezilen proletarya arasındaki uçurum; proletaryanın bilincini canlandırıp, devrimci bilinç kazandırıcaktı. bu arada, ürettiği malları, git gide daha küçük bir üst sınıfa satan burjuvazi, over-productio (haddinden fazla üretim) sonucu kar haddinin de düşmesiyle ekonomik gücünü kaybedicekti. bu arada fikir gücünü kazanmış proleteryada gaza gelip devrim yapıcaktı. bir süre bir komünist devlet kurulucaktı. sonra komünizm kendini tamamlayıp, sosyalizme geçildiğinde, sınıfsız, hür toplum kardeşçe yaşayıp, üretip, yiyip içtiğinde, özel mülkiyet (ki sınıf farkının en büyük yaratıcılarından) ortadan kalkınca devlet ortadan kalkıcak ve hepimizin hayali devletsiz kuralsız kardeşçe,,katılın türkümüze...
  • burjuva dikatatorlugunun olasi tek alternatifi, azinligin cogunluk uzerindeki diktasindan cogunlugun azinlik uzerindeki diktasina gecis dinamgi. tarihteki en etkin yonetimlerden biri de diktatorluktur. demoktasinin zayif oldugu tum noktalarda gucludur. sahte burjuva dikta demokrasisinden bahsetmiyoruz tabii. iyi bir yonetim olacagi kurgulanmaktadir. ne yazikki henuz denenmemistir. bu arada proleterya da zincirinden baska kaybedecek seylere de sahip olmaya baslamistir. durum hayirli diildir.
  • diktatörlük kelimesi marksist terminolojide bir sınıfın diğer bir sınıf üzerindeki hegemonyasını korumak için kullandığı güçlerin tümüdür dolayısıyla günümüzde eğitim sistemiyle, medyasıyla, dini inançlarıyla, kriz dönemlerinde atılan "hepimiz aynı gemideyiz" palavrasıyla sınıf çelişkilerini burjuvazi adına gizleyen olgu burjuvazi diktatörlüğüdür. işçilerin örgütlenip siyasal iktidarı almaları ile proletarya diktatörlüğü kurulur ve bu diktatörlük sayesinde fabirkalar ve tarlalar kısacası üretim araçları kamusallaştırılır ve burjuvazinin tekrardan canlanmasını sağlayacak karşı-devrimci ve emperyalist unsurlar yok edilir. proletarya diktatörlüğü tüm dünyada sosyalizm sağlandıktan sonra evrim yoluyla komünizme geçiş sırasında kendi kendini sönümleyecektir demiştir marx çünkü devlet kavramı bir sınıf örgütlenmesidir ve bir sınıfın çıkarlarını korumak için vardır tüm dünya sosyalist olduktan sonra burjuvazi sınıf olarak sönümlenecek ortadan kaybolacaktır. ve bir sınıfın olması için gerekli olan şeylerden biride karşıt bi sınıf olmasıdır dolayısıyla burjuvazinin sönümlenmesinin arkasından proletaryada kendini sönümleyecektir ve sınıfsız sömürüsüz sınırsız topluma geçilecektir. ayrıca sınıflar ortadan kaybolduğu için devlet örgütlenmesine de ihtiyaç duyulmayacaktır.
  • doğru yazılışının proletarya diktatörlüğü olduğunu düşündüğüm kavram.
  • marx´in ilk olarak 'gotha programinin elestirisi'nde kullandigi ve kapitalizmden komünizme gecis icin düsündügü ara devreyi belirten kavram. fakat bu 'ara devre'nin sanildigi gibi diktatörlükle ya da devletci(hiyerarsik) bir yapiyla alakasi yoktur. cünkü proletarya özü itibariyle evrensellik bilincine kavusmus, insanin insan üstündeki tahakkümüne son vermek ve siniflari ortadan kaldirmak üzere hareket eden bir siniftir. bu anlamda bu kavram proletaryanin evrensellik, özgürlük, kardeslik gibi 'degerlerinin' hayata gecirilmesi anlaminda bir egemenligi simgeler. marx´in 1844 el yazmalari´nda ve alman ideolojisi´nde devlet hakkinda yazdiklari ile beraber degerlendirilmelidir. marx burada politikanin devrim olana kadar sadece bir arac olarak kullanilabilecegini, esas devrimin politikayi ve devleti ortadan kaldiracak bir 'sosyal devrim' olacagini yazmistir. bu konuda ayrica engels´in marx tarafindan paris komünü üzerine yazilan yazi hakkinda yaptigi yorumu da okumak yerinde olacaktir.
    bu kavram daha sonra lenin veya stalin gibi 'devlet adamlari' tarafindan kendi iktidar cikarlari dogultusunda büyük ölcüde deforme edilmistir.
  • pek çok insanın ismine bakıp, ülkemizde ki genel, herşeyi bilme hastalığına yakalanmış olmasından dolayı, bir dakikada yargılara vardığı, tespitler çıkardığı kavramdır. hiçbir kavram pratik uygulamalarıyla yargılanamayacağı, tü-kaka denilemeyeceği gibi proleterya diktatörlüğü de faşist diktatörlük sınıfına sokulmaz. ilk olarak kavramın çıkarıldığı tarih düşünüldüğünde, biçimsel olarak bakmanın ne kadar saçma olduğu anlaşılacaktır. ayrıca pratik uygulamalara bakarak alim olmak esas ise irana bakarak da ateist olmak farz olur. tam tersinden sosyalist rajimlerin yaptığı yanlışlıları görmemek ise kendimizi kandırmak olur ki subjektif bakış açısıyla bakarsak* bugüne ve geleceğe yönelik yapılacak bütün tespitler baştan sıfırlanacaktır.

    evet kavramlar eleştirilmelidir fakat objektif olarak lütfen. şu an varolan rejimin gerek teorik gerek günlük hayatta ne derece demokrasi olduğunu, halkın ne derece söz sahibi olduğunu, yasalara*** ne derece uyulduğunu ki bu yasalar 1980 askeri darbesiyle gelmiş olmasına rağmen, biri çıkar anlatırsa, bizde insanların halkın diktatörlüğüne neden negatif baktığını anlayabiliriz.
  • bilgi sahibi olamdan fikir sahibi olmanin beraberinde getirecegi malliklardan kacinmak icin, bu kavramin marksizmde ele alinis tarzi hakkinda biraz bilgi sahibi olmak gerekiyor. oncelikle kullandigi her kavrami oldugu gibi proleterrya diktatorlugu kavramini da marx kullandigi diger kavramlarla iliskili bir sekilde tarif eder. marx, proleterya diktatorlugunu, burjuva diktatorluguyle, yani icinde yasadigimizi duzenle iliskili bicimde ele almistir. onun icin burjuva diktatorlugu, yani kapitalizm, proleterya diktatorlugu tarafindan alasagi edilecek bir aziinlik sultasidir. ikincisi. proleterya diktatorlugu tum siniflari ortadan kaldirma projesini, yani dikatorlugu yok etme projesini hayata gecirecek bir toplumsal projedir. bir gecis surecidir, marx icin. tum bunlar goz onune alinmadan "aha bakin, adam diktatorluk istiyo, rusyada da o oldu zaten" turunden bir bok atmak herhangi bir mantikla izah edilemeyecek kafa siken bir sagci zirvasi olmaya mahkum bir yanilsama olarak kalacaktir. kavramin tam politik karsiligini goirmek isteyenler ise marx'in ve engels'in paris komunu (1870) sonrasinda yazdiklari yazilara bakabilirler..
  • cahil bünyelerin tavuk inadıyla karşı çıktığı rejimdir. bilememek değil öğrenmemek ayıptır. dünya zaten ekonomik anlamda sınıflardan oluşur. bunu iddia eden ben değil, farklı iktisadi modelleri savunan** dünyaca ünlü iktisatçılardır. artık tartışılan dünyanın ekonomik sınıflardan oluşması değil, bunun varacağı noktadır. " sınıflara koim, bana bişe olmasın" "korum sınıfa, yok sınıf mınıf" vari yaklaşımlar, cahillikten, akabinde ve detayında bahsettiğimiz tavuk inadından gelmektedir.

    vladimir putin'in bile** , sosyalizmin, pratikte iyi uygulanamasa da kusursuz olduğunu dile getirmektedir bugün.
  • toplumda, her konuyu anlayabilecek zeka kapasitesine sahip insanlar kolay bulunmadığından, tane tane, yavaş yavaş anlatılması gereken bir konudur. insanlar kavramlar hakkında biraz okurlarsa, sıkmadan/sallamadan ya da amiyane tabirle "sıçmadan" evvel, daha öğretici, bilgilendirici olabilirler belki.

    öncelikle tarihin gelişim süreclerine bakmak gerekir. kabul gören iktisadi ve sosyal evrim biçimi kabaca;
    ilkel-komünalizm, feodalizm, kapitalizm ve bugün için kapitalizmin üst biçimi olan emperyalizm olarak tarif edilmektedir. sosyalizm bunun bir üst devresi olarak kabul edilir. komünizm ise nihai hedeftir.

    sosyalizm fikri, tarihin kayıtlı olan bütün süreçlerinin tahlili ve son olarak kapitalizmin eleştirisinden çıkmıştır. bu yüzden hiç kimse "siz şu yüzyıldan gerisini bilmiyorsunuz" gibi garip, komik eleştirilere girişmemelidir. sosyalizmi okumuş insanlar, tarihsel süreçleri zaten okumuştur. okumayan varsa da okumalıdır. bu konuda da bilgi sahibi olmadan sıkan arkadaşlara ayrı bir seans yapılabilir.

    sosyalizm dünyada çok da iyi hayat bulmuş bir sistemdir. doğal olarak proleterya diktatörlüğü de.
    70li yıllara* kadar dünyanın üçte biri sosyalist rejimle yönetilmiştir.bu icraat değilse nedir? "o zaman bu sistem neden çöktü?" sorusunun cevabı burada değildir. sosyalizm var olmuş vehatta toplumun her alanında başarılı olmuştur. "ne başarısı?" sorulacak olursa -ki sorulacaktır-, bu da ayrı bir başlıkta sayfalarca yazılabilir. sosyalizmin pratikte çöküşünün cevabı çin'in, özellikle de rusya'nın 1955 ve sonrası politikalarında aranmalıdır. merak eden arkadaşlar için onu da ayrı bir entryde açıklamaya çalışabiliriz. takdir edilmelidir ki; bütün dünyanın tartışıp ulaştığı belli sonuçlara, mal bünyeler 3 kelimede bok atabilse de, objektif/nesnel bakmaya çalışan bizler 3 cümlede açıklayamayız.

    proleterya diktatörlüğü kavramını, bire-bir olarak, halkın iktidarı olarak da çevirebilirsiniz. önemli olan isimse zaten tartışmanın bir anlamı olmaz kavram üzerine. ayrıca şuda bilinmelidir ki burda 100 yıl önceki bir kavramın aynen alınıp uygulanmasından bahsetmiyoruz. doğru olan içeriktir. işleyişi görece değişebilir, altı daha da doldurulabilir.bu değişimin, gelişimin gereğidir. karşı çıktığımız, kavramın içeriğini bilmeden atıp tutmaktır