şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: genellikle bu tarz entry'lerim kendilerini belli ettikleri için özellikle belirtmiyorum ancak bu biraz muallakta kalmış sanırım ya da arkadaşların canı kutuplaşmak istemiş, her neyse; arkadaşlar bu yazı bir marx okumasıdır. olurda biri proleter devrim hakkında marx'ın söyledikleri üzerine okuma yapmak isterse okumalarına ışık tutar umuduyla girdim. zaten konuya hakim olan ya da araştırmaya yönelen kişi ne okuduğunu anlayacak ancak küfür edenler biraz canımı sıktı. hele ''bir devrim düşünün işçi sınıfına bel bağlıyor .s.s.s'' diye bir cümle kurarak aşağıladığını zanneden organizma...

    marx’ın toplum felsefesi, 19.yy’da ortaya çıkan birinci derecede önemli bir toplumsal değişme üzerine kuruluydu ve bu değişmeyi ilk defa olarak açıkça gözler önüne seriyordu; bir sanayi işçi sınıfının siyasal bilince ve sonunda siyasal güce kavuşması.

    liberal düşüncenin akış yönündeki değişmenin sorumlusu bu olaydı, fakat marx bunun önemini liberallerden çok daha erken kavradı. geçimini tamamiyle ücretten sağlamak zorunda olan ve bundan dolayı patronlarına sadece para dolayısıyla bağlı bulunan bir sınıfı ortaya çıkaran ve durmadan genişleten bir kurumdu kapitalizm. bu sınıfı teşkil eden insanların çalışma gücü bir mal, ekonomik bakımdan sahip oldukları değerli tek maldır ve bu malı, alıcıya yalnız cari fiyatı ödemek yükümlülüğünü veren bir serbest piyasada satmak zorundadır. sanayide işverenle işçi arasındaki ilişki böylece beşeri anlamdan ve ahlaki yükümlülükten soyunmak eğilimini gösterir ve sadece bir güç ilişkisine dönüşür.

    marx haklı olarak bu durum içinde modern tarihin en devrimci olayının yattığını gördü; bir yanda üretim araçlarına sahip oluşuyla tanımlanan ve esas itibariyle kar sağlamak dürtüsüyle hareket eden bir sınıf, öte yandan iyi örgütlenmiş kütlelerin baskısı dışında hiçbir gücü olmayan ve amaç olarak siyasal özgürlüğü değil, fakat yaşama seviyesini korumayı veya yükseltmeyi benimsemek zorunda bırakılan bir sanayi proletaryası. bunu bir tarihi olay olarak anlayan marx, kapitalizmi, ebedi iktisat kanunlarının bir sonucu değil, modern toplumun evriminin bir aşaması saydı.

    hegel gibi marx da fransız devriminin feodal toplumun çöküşünün ilanı olduğuna inanıyordu fakat, ondan farklı olarak marx, bunu daha köklü ve temelli bir devrimin başlangıcı sayıyordu. ona göre devrim bir bakıma temel bir önem taşıyordu ama bir bakıma da yüzeyde kalıyordu. önemliydi, çünkü uygarlığın gelişiminde zorunu bir aşamayı gerçekleştirmişti; sathiydi, çünkü yaptığı sadece daha üstün bir aşamaya yolu açmaktan ibaretti. marx için feodalizmin kaldırılması orta sınıfın iktidara gelmesi ve bu sınıfın iktidarını etkili kılan bir siyasal düzenin yaratılması demekti. bundan dolayı fransız devrimi esas itibariyle bir siyasal devrim olmuştu. devleti, orta sınıf baskı ve istismarının tipik bir organı yapmıştı.

    siyasal devrimden sonra gelecek tabii adım daha köklü bir toplumsal devrimdi. bu, yükselmekte olan bir işçi proleter sınıfının eseri olacaktı; orta sınıf nasıl feodal sınıfı iktidardan ayırıp yerine geçtiyse, işçi sınıfı da orta sınıfı iktidardan ayıracak ve yerine geçecektir. bu yükselen sınıfın da bir felsefesi olmalıdır ve nasıl orta sınıfın felsefesi özet olarak tabii mülkiyet haklarının savunması idiyse, proleter bir felsefe de mülksüz insanların haklarının sosyal bir savunması olmalıdır.

    geçmişte devrimler iktidarı bir sınıftan başka bir sınıfa geçirmişler, ancak temel sömürüye dokunmamışlardır fakat proletarya toplum yapısının altında yer aldığı ve kendisinin altında sömürebileceği bir sınıf bulunmadığı için, bir proleter devrim sömürme gücünün işçi sınıfına geçirilmesi değil, sömürülmenin ortadan kaldırılması olacaktır.
  • (bkz: hayallerde yaşıyor bazı ibneler)

    ama ne güzel, ne harika, ne muhteşem hayaller. dünyanın en müthiş şeyinin hayali.

    evet, sosyalizm bir gelecek projesi, hadi hayalidir desek bile, önerdiklerinin herhangi birine yanlış ya da gereksiz diyebilecek biri var mı?

    yahut daha iyi bir öneri?
  • türkiye’de biraz zor olur bu iş kafasını kaldıranı öldürüyorlar
  • işçi sınıfının yapacağı devrim düşünün umudunu işçi sınıfına bağlayan bir devrim gerçekleşebilir mi asla
  • gerçek devrimdir.

    devrim dediğiniz olay düzeni değiştirmek değil midir?
    peki düzeni değiştirmeye en fazla hakkı olan kesim hangisidir?
    ezilen işçiler değilse hangisidir?

    işçi olmayan, ezilmemiş insan asla hayatı tam olarak görememiş insandır.

    gerçek hayat ofislerde değiş, fabrikalardadır.
    takım elbiselerde değil işçi tulumlarındadır.
    fondötende değil, alın terindedir.

    kültürlü bilgili, ezilmiş işçi kesiminin memleketi yönettiğini düşünün.
    emeğin ne demek olduğunu bilen insanların söz sahibi olduğunu düşünün.

    kariyer yalanlarıyla insanların köpekleştirildiğini değil, idealler uğruna çalışıldığını düşünün.

    gerçek devrimi hakeden, yaşamayı hakeden insanlar işçilerdir.
  • e, hadi yeter artik cocuklar. yatin bakalim.
  • dünya nüfusu sürekli artacağı için ve bu artan nüfusun her geçen gün daha kötü şartlarda yaşayacağı düşünülürse işçi sınıfı asla bir devrim gerçekleştiremez. bir yerde bir şeyden ne kadar fazla olursa değeri o kadar düşük olur. bu devrimi yapsa yapsa yine orta sınıf yapar. orta sınıf demek kalifiye demektir. kalifiye demek işinin ehli demektir.

    heee dersen ki benim işçi sınıfım okumuş, eğitimli dersen o zaman proleter devrim olabilir derim.