şükela:  tümü | bugün
  • olması geren hali budur.
  • memleketimde olmayandır.

    (bkz: erdoğan'ın fin polisine talimat verememesi)

    yahu kardeşim, sen dünyanın en iyi yönetsel becerilerine sahip olabilirsin, memleketin her milimetrekaresine aynı kıymeti veriyorsundur. eyw. ama bırak da kendimizi tatmin etmek için, bir iki çift laf söyleyelim.
  • diktatorluk ve fasist rejimlerde olmayan haktir. sadece turkiye de degil, avrupada da g8 i protesto edin, ttıp i protesto edin, wall street i protesto bakin polis nasil kendinden gecercesine saldiriyor. protesto ettiginiz sey kapitalistler ve fasistlerse provakasyon yapiyorzunuz diye saldirilara ugrarsiniz.
  • buz gibi bir haktır.

    memleketimde de insanlar protesto hakkı bağlamında birkaç gruba ayrılabilir.
    bu gruplardan birincisi protesto hakkından haberi olmayandır. demokrasinin, bana göre, üç sacayağından birisi olan protestonun bir hak olduğundan habersiz dolanıııır dururlar.
    bu gruplardan ikincisi protestoyu kötü bir halt sananlardır. bu insanlar genellikle muhafazakar kişilerdir ve protestoları da ahlaksız dinsizlerin, uğursuzların, teröristlerin, gomunizlerin ve anarşistlerin yaptığı bir şey olarak görürler ki ne kötü şanstır, ülkemizde bu kötü örnekler de zamanında çok fazlaydı.
    ve yine bu gruplardan üçüncüsü ise protestonun ne olduğunu, politik açıdan zararlarını bilen ve daha ortaya çıkmadan önlemeyi bir şiar edinen kişilerdir. bu kişiler de genellikle siyasetçiler ve devlet görevlileridir.

    demokrasinin olmazsa olmazlarından olarak gördüğüm bu sacayaklarının diğerleri kuvvetler ayrılığı(özellikle bağımsız yargı) ve seçimlerdir. bu üçünden birinin olmaması demokrasiyi bitirir. bunlar yerli yerinde olmadığı sürece de kimse bana demokrasinin tamamen inşa edilmiş olduğunu söyleyemez.

    protestonun demokrasiye katkısı, devlete ve devleti yöneten siyasetçiye yol göstermede aslında en basit, en ucuz ve en etkili yöntem olmasıdır. örneğin ekmek fiyatları çok yüksekse 40 bin kişi meydana toplanır bağırır, çağırır, meramını dile getirir. bunu gören devlet "ulan bugün 40 bin toplanan yarın 140 bin toplanır. hepsini kılıçtan geçirecek halimiz de yok. ekmek fiyatlarını düşürmemiz gerek" diye düşünür ve yol yordam aramaya, yöntem üretmeye çalışır. ya da bir bölgedeki çevre katliamına karşı protesto düzenlenir ve devlete "sen böyle yapıyorsun ama bak biz bu yaptığın şeyi hiç beğenmedik, bil istedik." demiş olursunuz.

    burada tabi ki önemli olan kimsenin mala mülke, cana zarar vermeden protestosunu yapıp dağılabilmeyi öğrenmiş insanlar kadar medeni davranabilmesidir.

    çeşitli simülasyon oyunlarında bile eğer halkın isteklerine aykırı hareket etmişseniz protestolar olur, ortalık karışır.

    protesto, devleti yönetenler için, devleti iyi niyetle yönetenler için bulunmaz bir hint kumaşıdır. bir devlet adamı, bir vali, bir bakan veya bir cumhurbaşkanı yeri gelir halkın tepki göstereceği icraatların altına imza atmak zorunda kalırlar veya halkın tepki göstermeyeceği yanılgısına kapılırlar. devlet yönetiminde söz sahibi olanlar için halkın tamamını memnun etmek neredeyse imkansızdır. en ideal durumda dahi neredeyse imkansız... işte böyle zamanlarda iyi niyetinden şüphe etmeyeceğimiz kişiler halkın protestolarına kulak verirler. hatta bana sorarsanız devletler halkı protestoya teşvik etmelidirler, böylece provokatif olayların da psikolojik, sosyolojik olarak önüne geçebilirler. protestonun gündelik hayatın bir parçası olduğu veya normal sayıldığı bir toplumda herkes saygı içerisinde, talebini, toplu bir şekilde dile getirebilir.

    ancak benim çocukluğuma denk geldi ama gayet net hatırlayabiliyorum; özellikle büyük şehirlerde ve doğu anadolu'da pkk yanlılarının camı çerçeveyi indirdiği, kaldırım taşlarını söktüğü, otobüsleri ateşe verdiği olaylar da yaşanmadı değil. bunları protesto olarak nitelendirebilir miydik bilemiyorum ancak sonuç itibariyle protesto olamayacakları aşikardır çünkü kanun çiğnenmiştir.

    tarihte adı protestolarla özdeşleşmiş pek çok kent meydanı vardır. ancak bunun da önemlisi politik tartışmaların döndüğü forumlardır. forum antik roma'da memleket meselelerinin tartışıldığı, 2000 yılının kahvehanelerinde dahi olmayan medeni, entelektüel kavgaların yaşandığı bir mekandır. alın size kişisel çapta protestoların yapıldığına dair tarihten bir örnek. bir roma vatandaşının foruma gidip varıp da "iki senedir anamız ağladı" demesi ama "ananı da al git" cevabıyla karşılaşmaması veya "cari açığın hali ne olacak? enflasyon ne zaman düşecek?" diye sorması ile 400 bin roma vatandaşının izmir'in gündoğdu meydanı'nda, o zamanki adı guendãdos quadratum falandır herhalde, "tarım politikalarınızı hiiiiç ama hiiiiç beğenmiyoruz" demesi aynıdır.

    biz ne yaptık? aldık o güzelim forumu alışveriş merkezi yaptık.

    hadi diyelim ki alışveriş merkezi yaptık, insanların memleket meselelerini özgürce tartışabileceği yahut toplanıp da aynı talebi dile getirebileceği meydanları olan şehirleri, protestoyu özgürlük ve hak olarak görebilecek medeni bir ortamı, düzeni neden yaratmadık?

    belki de saçmaladım ama asıl konuya dönecek olursam protesto iyidir. protesto kullanışlıdır. iyi niyetli kişilere karşı kullanışlıdır. arkasından gittiğimiz veya ileriki yıllarda gideceğimiz bütün siyasetçiler emin olun ki protestodan nefret ediyorlar ve etmeye devam edecekler. protestoyu popülaritelerine karşı bir eksi puan olarak görürler ve önlemeye çalışırlar. inanırlar ki protestoculara bir yüz verildiğinde arkası gelir. gelsin.

    ben bugün, en "vatan, millet, demokrasi" diyenlerde dahi protestoya iyi gözle bakacak veya protestocularla bir gönül bağı kurabilecek anlayış yapısı göremiyorum. ancak umarım ki herkes, hepimizin aynı gemide olduğunu ve aynı ortak çıkarlar için ses yükselttiğimizi görür, bilir, protestoları bağrına basar ve ders çıkarır.

    öyle bir şey de istesek, böyle bir şey de istesek hepimiz iyi bir şey için istiyoruz.

    sonuçta hepimiz bu memleketin evlatlarıyız.

    yaşasın protesto hakkı!..
    yaşasın protesto bilinci!..

    ayrıca ekleyeyim: "protesto" sözcüğü anayasa'da bizzat bulunmalıdır.