şükela:  tümü | bugün
  • yaklaşık 6 ay önce yaşadığım ufacık bir olayı beynimde abartmam sonucunda kullanmaya başladığım ilaç. bundan 6 ay önce bir gece tamamen uyuyamamıştım ve ertesi gün çok stresli bir görüşmem vardı. o gece beynim bana öyle bir oyun oynadı ki hiç sormayın. beynim "eğer uyuyamazsan görüşmen çok kötü geçecek ve bunun sonuçları utanç verici olacak." diye diye beni strese soktu. mide yanmaları, çarpıntılar,ateş basmaları eşliğinde o geceyi sabah edemedim. gözlerimin altında mor halkalar ve adrenalinden kasılmış vücudumla görüşmemi tamamladım. belki kaderim böyleydi her durumda kötü geçecekti ama bundan kaçan düşüncelerim tamamen uykuya bağladı sorunu. ve gün içinde uyku saatini düşünerek ataklar geçirmeye başladım. anksiyete teşhisi konuldu. iki yeşil reçeteli ilacın yanı sıra prozac kullanmaya başladım. yeşil reçeteli ilaçlarım yaklaşık bir ay süren şiddetli anksiyete dönemimi rahat geçirmeye yardımcı oldu ve onları yavaş yavaş hastalığımın 2. ayında bıraktım. prozac'a ise hala devam ediyorum.

    prozac, kesinlikle bir mucize değil ama "boşver" demeyi öğreten bir ilaç. ilaç, zaman zaman buhrana düştüğünüzde size faydasızmış gibi gelse de kesinlikle aşama kaydetmenizi sağlıyor. mesela ben bu ilacı kullanmak isteyenler için bir öncesi-sonrası yaptım.

    - annemlerle sürekli telefonda tartışırdım. kötü birşey söylemezlerdi ama hep iğneleme arardım. şüpheyle yaklaşırdım ve huysuzluk çıkarıp muhakkak tartışırdım. prozac'tan beri o büyük patlama hali kayboldu. annemlerin söylem tarzları aynıydı ama benim için normalleşti. uzun zamandır üstüme ek bir stres getiren bu tartışmalar kesildi. dahası sosyal ilişkilerimi de zedeleyen bu ani patlama hali kayboldu. daha uyumlu hale geldim.

    -prozac'tan önce entellektüel yüküm ağırdı. yaptığım bütün eylemlerin bir sanat yönü olması gerektiğini düşünürdüm. aforizma kasmak ve yabancı isimleri kullanarak konuşmaya çalışmak adetim haline gelmişti. bunun nedeni tamamen internetteki ağlar. facebook'ta tanıdığın insanların abartılı gösterişlerini, twitter'da sürekli aptal saptal şeyler yazarak takipçi sayısını on binin üstüne çıkaran insanları görmek ve yeni açılan nice paylaşım sitesinde popüler olmaya çabalamak sizi de yarışa sokuyor. artık deccalin internet olduğuna ve insanları delirtmek için var olduğuna inanır oldum. siz 450 bin takipçisi olan ve kitap bile çıkaran sosyal medya yıldızlarından çok daha zeki,başarılı ve gösterişli olmanıza karşın bir gizemle onları büyütüp aynı popülerliği yakalamak istiyorsunuz. bu yolda "acaba entellektüelliğim toplumun üzerine çıkacak kadar değil mi?" ya da "zekam aforizma kasmaya yetecek kadar değil mi?" sorularını kendinize yöneltmeye başladığınızda tamamen özkıyım yapmaya başlıyorsunuz ve farketmeden sizi kemiriyor. o kadar insanlıktan çıkıyorsunuz ki normal hayatta yüzüne bakmayacağın adam seni takip etmeyince depresyona giriyorsun. sosyal ağların elinden kurtulmayı size tavsiye ediyorum. eğer kaldıramıyorsanız kapatın ve üstüne sifonu çekin.

    -uyuyamazdım ki bir ay çok çılgın ilaçlarla uyutuldum sonraki ay da bağımlılıktan kurtulmaya çabaladım. şu anda uykum fena değil. ama iğrenç bir rüya akışı var ki iki günde bir sizi sersem gibi yataktan kaldırıyor. günlük yaşadıklarınız ile geçmişteki insanlar birbirine grift şekilde rüyanızda belirip kötü anıları uykuda zihinden akıtıyor. prozac kullananlar sağlıklı bir uyku uyuyamayacaksınız. ama anksiyeteden uyuyamıyor ya da depresyonu bedeninize zarar vererek yaşıyorsanız kesinlikle bu ilacın yan etkileri, kendinize vereceğiniz zarardan daha azdır. ben, en şiddetli dönemimde 3 gün arka arkaya yemek yemiyordum. bir kere 72 saat uyumadım ve çalıştığım yere o kadar bakımsız gittim ki bluzumu ters giyip üşenip çıkarmadım. öyle gittim. dahası uykusuzluk yüzünden bir ara ciddi ciddi hayata veda etme isteğine kapılıyordum.

    -ruhsuzlaştım. ben bundan rahatsızım aslında. eskiden filmlerde ağlardım, insanlara üzülürdüm ve bunu yaşardım. bihter'in intihar ettiği gece sabaha kadar üzülmüştüm mesela. şu anda hiç öyle bir durumum kalmadı. şöyle bir film izleyip de ağlamayı özledim. yazımı okuyan olursa film önerilerine açığım. :)

    -inançlar arasında gidip gelirdim. inanmak ve inanmamak arasında gidip gelmek büyük şehirlerdeki insanların en büyük problemlerinden biri. dini, günümüzde kötü yaşayan insanlarla bağdaşlaştırıp uzak duruyorsun. ama bir yandan da dogmatik bilgiler geliyor ve bunları yapmayanın cezalandırıldığı söyleniyor. başka doğruları da görüp "hangisi doğru? hangisini yaşamalıyım?" gibi sorular ahiret inancı olan kişiler için stres yaratan bir durumdur. aslında prozac bir afyon gibi seni bir yöne kanalize etmiyor. ama sen daha "neyse ne, zamanı geldiğinde görürüz." moduna girip çok sorgulamıyorsun. müslümansan ramazanda bir oruç tutuyorsun, hristiyansan pazar ayinine gidiyorsun, budistsen budaya tapıyorsun, ateistsen inanmamaya inanıyorsun. ve vicdan ile hissettiğin manevi baskı biraz çözülüyor.

    -libidoyu azaltıyor ama kontrolsüz seksi engeliyor. bence bu önemli. hiperseksüellik, mastürbasyon ve porno bağımlılığı, takıntılı düşüncelerle yargılanan ilişkiler gibi sorunları olan insanlara da yardımcı oluyormuş.

    prozac, antidepresanlar arasında düşük etkisi olan bir ilaç. (kullandığınız doza bağlı değişir tabi.) klinik doza ulaşmadığınız sürece bulantı, diarre gibi problemler günlük hayatı sıkıntıya sokacak boyutlara da varmaz. ama ben prozac'a karşı bir süre sonra tolerans geliştirildiğine inanıyorum. bu yüzden çok yüksek etkili bir ilaç yerine prozac daha iyi olacaktır.

    hastalığınıza bağlı olarak doktorunuz size en uygun ilacı verecektir. antidepresanlar mucize yaratmaz. zamanla sizin de gayretinizle normal hayata dönersiniz. prozac, sadece düşünmenizi baskılayp kafanızı rahat tutar. hayattaki kötü giden şeyleri değiştirmek ya da onlarla yüzleşip geride bırakmak tamamen sizin elinizde.

    size tavsiyem hayatta nasıl yaşayacağınızı kendiniz belirleyin. anneniz, babanız, çevreniz, arkadaşlarınız, popüler sosyal ağın sanal kahramanları, dürtüleriniz değil. sadece mutlu olmayı hedefleyip, planlarınızı mutlu olmak üzerine kurun. mutlu etmeyecek başarı, bedeninize zarar. yıllar önce bir yazı okumuştum. o zamanlarda da sınavlara girerdim. sınav sonucundan alınan haz sadece onbeş dakika sürüyormuş. onbeş dakika 90 almanın verdiği ego tatminindense 60 alıp sınırdan geçmenin rahatlığını yeğlerim şimdiki aklım olsa.

    prozac hakkında daha da yazabilirim ama anksiyete denilen korkunç hastalığın yarasını kaşımak istemiyorum. ve depresyon, anksiyete, okb gibi sorunları olanların bir an önce kafalarının rahatlamasını diliyorum.
  • simdi sizden iyi olmasin, benim cook sevdigim bir arkadasim var. dahasi arkadas da denmez bi nevi kiz kardes. hayatimda gordugum, tanidigim en sahane kadindir bile diyebilirim. 10 numara anne, 10 numara kadin. okumus filandir da. boyle sabahin kor bi vakti evine gidin, o ev sanki 8 gundur temizlenmis, yemegi hazir, hatta dolapta pastasi, tatlisi. yani benim gibi saat 12.00'den once afyonu patlamayan ve birak pasta tatli yapmayi, sirtindan geceligini cikartamayan bi kadin icin tam bir "bu kadarina da pes!" hadisesi bir kadindir. ha tabi okudugu cilt cilt kitaplardan bahsetmiyorum bile.

    gelgelelim bu hatunun, benim kocamin bir alt versiyonu bi kocasi vardir. huysuz, aksi, kavgaci, nâdan. normal bir kadinin sanirim 3 saatten fazla tahammul edemeyecegi bir adam. sonra sonra bu adamin (!) elinin de bos durmadigini ogrendim. ara ara, elinde, kolunda curuk, cizik gordugumde aklima geliyordu ama, ihtimal vermiyordum. bu gibi durumlarda insan kendini pek saklayamaz cunku. fakat saklamis. bu da yetmiyormus gibi, ayni adamin disari da rahat durmadigini da bi vesile ile ogrendim. fakat arkadasimin, surekli gulen yuzu, hatta en karanlik donemlerinde bile boyle hayatla dalga gecer hali. hatta birgun bir parkta kargalar ile konusmasina sahit olmadan once, el cantasindan cikartigi ki o canta da ayri bir entry konusu. iki tane prozac'i yuvarlayip yaklasik bir saat sonra, sakalar, komiklikler, gulme krizleri.
    sonra ogrendim ki meger, 10 seneden fazladir kullaniyormus. kocasinin agir eziyetleri daha oncelere dayaniyormus. agir depresyonlar, tedavileri sonucunda , bu ilacla yasamayi secmis.

    simdi, iyi birsey mi, kotu bir sey mi karar veremedigim ilac. kurtulman gereken bir hayati felc edip yasiyormus, guluyormus, geciyormus hissi yaratip sorunlarin uzerini kapattigi icin kizmak mi? yoksa ustesinden gelinemeyen, cikis yolu bulunamayan bir hayati yasanir hale getirdigi icin kutsamak mi gerekli.
  • intihar olayına açıklık getirmek gerekirse ki gerekiyor: gerek prozacın gerekse benzer ssri tipi ya da başka antidepresanların bu etkisine sebep depresyonda olan ve zaten intihar düşüncesi olan ancak depresyonun etkisiyle karar verme, harekete geçme, uygulama gücünü bulamayan insanların ilacın tedavi edici etkisinin bir komponenti olarak hayati önemi olan her kararda olduğu gibi intihar kararında da bir süre sonra uygulama gücünü kazanmasındandır. acı fakat gerçek* depresif kişi oley heyo bir karar verdim ve uygulayabiliyorum sevinciyle ölüme mutlu gider, o kadar uzun zamandır kendisi ile ilgili bir karar almamış ve uygulamamıştır ki eylemi sonunda ölecek olması gerçeği bile mutluluğunu engellemez ve onu ölümden vazgeçiremez. işbu yüzden derler ki intihar düşünceleri ve riski olan depresif kişiler bu karar verme ve uygulama gücünü kazanma evresinden depresif moodun da düzelme evresine geçene kadar ,ki bu evreye geçiş takdir edersiniz karar verme gücünü kazanmadan daha geç ortaya çıkmaktadır, hastanede yatırılarak yani kapatılarak tedavi edilmelidir.
  • içtiğinizde ayrı, içmeyi unuttuğunuzda apayrı kafalarda rüyalar gördüren ilaç.
    dün gece sayesinde bir banka kuyruğunda beklerken ali ağaoğlu'nun bana sevabına 10.000 tl verdiğini gördüm rüyamda...

    (not: vizyonum da ne darmış, 10.000 tl nedir ya?)
  • hepimiz kardesiz,cinsiyet diye birsey yoktur,prozac kullanmayanlar bunu bilmezler.
  • uzun süreli depresyonumdan sonra, kullanmaya başlayıp "oh be" dememi sağlamış, bana huzur vermiş ilaç. eskiden hep gülerdim ben. evim yansa karşısına geçer "ko götüne rahvan gitsin be adaş" derdim. böyle bir serinkanlı insandım. ama sonra değiştim tabi.hiç bir şeyden mutlu olamayan, sürekli huzursuz, ota boka ağlayan, en ufak şeyleri kafaya takan sinirli bir insan oldum. daha da bir sürü şey oldum tabi de, sizi kendi dertlerimle sıkmayayım sözlükçüler. annem falan bunun adına büyümek dedi, biz tıp dilinde depresyon, anksiyete falan diyoruz. neyse, işe yarıyor bu ilaç. insanı öyle rahat, öyle sakin bir hale sokuyor ki inanamazsınız.

    -benim başka sevgilim var
    -olsun? kız kimlerdenmiş?

    -zipir kalmışsın yine fizikten
    -sikilmiş götün davası olmaz güzelim. gel yemeğe gidelim senle

    dünya varmış bea!!! eskiden günlerce ağladığım, kolumu jiletlediğim, efendime söyliyim ilaç alıp intiharı denediğim bir çok soruna sadece gülüyorum. çok enteresan. bana çok komik geliyor. bu nedenle de kendime şaşırıyorum. sınav mı varmış, annem yine dırdır mı etmiş, hiç dert değil. üstelik, nefesimin kesilir gibi olduğu o krizleri de engelliyor. süper bir ilaç. hem, onun başka sevgilisi yok sözlükçüler, beni kızdırmak için yapıyo biliyorum.
  • bugün veterinerin kedimize verdiği ilaç.
    aa kediye de veriliyor mu? nidalarıyla karşıladık olayı. meğer kedimizde kaygı bozukluğu varmış. hey allahım, bir kedi bütün gün yemek ye, sıç, oyna, sevil, uyu derken nasıl kaygılanabiliyor o da bir merak konusu.
    bakalım küçük hanım şimdi her bana kızışında kakasını yapacak mı yatağıma. göreceğiz...
  • gayet gerçek bir ilaçtır plasebo değildir. fluoksetin içerir.

    doğruluğunu araştırmadığınız şeyleri doğru bilgi gibi paylaşmayın. zaten bu ilaçları psikolojik sağlığı iyi olmayan insanlar kullanıyor ve gelip burada bunu okuyunca inanabilir tedavisini bırakabilir.

    etkisini en az 10-15 gün sonra göstermeye başlar. bırakılacağı zaman bile aniden bırakılmaz. birkaç haftaya yayarak doz azaltılarak kesilir. doktor kontrolünde düzenli kullanılmalıdır.
  • mahalledeki berberde eşantiyon saatini gördüğüm antidepresan ilacı. fakat yaptıkları saatteki rakamların yeri ters. 3 mesela sağda değil solda. akrep ile yelkovan da terse dönüyor. tersine saat yapmış adamlar bildiğin. iyi espiri mi desem piçlik mi desem bilemedim.

    edit: foto eklendi
  • libido yu düşürdüğü ve antidepresan olduğu için öğrencilere sınav zamanı verilir (doktorlar tarafından) başta iştah kapar ve bu sebepten dolayı kilo verilebilir... ancak uzun vadede etkiler tarsine döner.. libido eskiden daha fazla olur (bkz: duz duvara tirmanmak) ve iştah açılır..