şükela:  tümü | bugün
  • ofisimde karşı masamda oturan kızın kullandığını öğrendiğim ilaç.
    kızın ruh hali iyi desem iyi değil kötü desem değil.
    bazen sakin bazen sinirli duran
    heran kavgaya hazır da olabilir ama olmaya da bilir.
    bilemedim, kargaşa içindeyim...
  • sigarayı bırakmak için kullananlar varmış bunu. ne kadar işe yarıyor bilinmez ama doktordan onay alınmadan, kulaktan dolma bilgiler ile alınmaması gereken sakinleştirici. ciddi sinirsel sorunları olmayanlara bıraktıkları takdirde daha ciddi sorunlar miras olarak kalıyor. ben düz mantıkla yola çıkarak bıraktığım sigaraya tekrar başladım bu zıkkımdan kurtulmak için. beynimin civataları sökülüp kafatasıma çarpmıyor artık. sigarayı bırakmak için de tekrar prozac hariç ne gerekiyorsa yapmaya gayret edeceğim. sigara'nın yoksunluğu sivrisinek ise, prozac'ın yoksunluğu da davul zurna gibidir.
  • bu ilacı talep etmeniz durumunda merkezden uzaklaştıkça eczacılar suratınıza garip garip bakmakta. taksim ve nişantaşı'nda ilacı alırken hiç garipsenmediğim halde oturduğum mahallede garip tepkilerle karşılaşıyorum.
  • resmen love and other drugs filmindeki evsiz gibi bir dönüşüm yaşamamı sağlamış ilaç. izleyenler bilir, ilaç mümessili; doktor odasından rakip firmanın ürettiği prozac'ları toplayarak çöpe atmaktadır. bu ilaçları çöpten toplayan evsiz ise bir süre sonra façayı düzeltir, iş bulur hatta. işte aynısı bana oldu. aylar süren işsizlikten sonra "the world is a vampire, sent to drain" modundan çıkıp sistemin çarkları arasına sıkıştım gene. sağol prozac. ama gene de siz bunu evde denemeyin.
  • herkesin öve öve bitiremediği; anlıyorum bu da prosesin bir parçası, övdükçe çok daha iyi çalışacağını düşünüyorsun...

    halbuki bir boka yaramayacan ilaçlar silsilesinin bir parçası... tıpkı diğerleri gibi, gelinen noktada aspirini paketleyip prozac reçetesiyle satsak yine aynı etkiyi gösterecektir... placebo'dan başka bir şey değildir...

    -efexor xr
    -venegis xr (efexor muadili, dolayısıyla aynı bok)
    -cipralex
    -paxil

    özellikle bu sonuncusu kadar orospu çocuğu bir ilaç görmedim... ilaç istiyorsanız bunu kullanın, withdrawal safhasında çektiklerinizi görünce, "ben gerizekalı mıyım? ne işim var benim bu ilaçlarla..." diye düşünüp silkelenip kendinize geliyorsunuz... "aldım mı almadım mı?" diye düşünmekten, her gün aklınızın bir köşesine almanız gerektiğini, unutmamanızı hatırlatmaktan kurtulmak bile başlı başına bir özgürlük hissiyatı.
  • beyinin düşünme kısmını bastıran,şu sıralar tek destekçim ilaç.belkide recetesiz satılması iyidir,bilemedim şimdi.alkol ile tüketiyorum henüz ölmedim ama kalp üzerinde ciddi ağrılara neden olduğunu söyleyerek uyarıda bulunmalıyım.
  • yaklaşık 6 ay önce yaşadığım ufacık bir olayı beynimde abartmam sonucunda kullanmaya başladığım ilaç. bundan 6 ay önce bir gece tamamen uyuyamamıştım ve ertesi gün çok stresli bir görüşmem vardı. o gece beynim bana öyle bir oyun oynadı ki hiç sormayın. beynim "eğer uyuyamazsan görüşmen çok kötü geçecek ve bunun sonuçları utanç verici olacak." diye diye beni strese soktu. mide yanmaları, çarpıntılar,ateş basmaları eşliğinde o geceyi sabah edemedim. gözlerimin altında mor halkalar ve adrenalinden kasılmış vücudumla görüşmemi tamamladım. belki kaderim böyleydi her durumda kötü geçecekti ama bundan kaçan düşüncelerim tamamen uykuya bağladı sorunu. ve gün içinde uyku saatini düşünerek ataklar geçirmeye başladım. anksiyete teşhisi konuldu. iki yeşil reçeteli ilacın yanı sıra prozac kullanmaya başladım. yeşil reçeteli ilaçlarım yaklaşık bir ay süren şiddetli anksiyete dönemimi rahat geçirmeye yardımcı oldu ve onları yavaş yavaş hastalığımın 2. ayında bıraktım. prozac'a ise hala devam ediyorum.

    prozac, kesinlikle bir mucize değil ama "boşver" demeyi öğreten bir ilaç. ilaç, zaman zaman buhrana düştüğünüzde size faydasızmış gibi gelse de kesinlikle aşama kaydetmenizi sağlıyor. mesela ben bu ilacı kullanmak isteyenler için bir öncesi-sonrası yaptım.

    - annemlerle sürekli telefonda tartışırdım. kötü birşey söylemezlerdi ama hep iğneleme arardım. şüpheyle yaklaşırdım ve huysuzluk çıkarıp muhakkak tartışırdım. prozac'tan beri o büyük patlama hali kayboldu. annemlerin söylem tarzları aynıydı ama benim için normalleşti. uzun zamandır üstüme ek bir stres getiren bu tartışmalar kesildi. dahası sosyal ilişkilerimi de zedeleyen bu ani patlama hali kayboldu. daha uyumlu hale geldim.

    -prozac'tan önce entellektüel yüküm ağırdı. yaptığım bütün eylemlerin bir sanat yönü olması gerektiğini düşünürdüm. aforizma kasmak ve yabancı isimleri kullanarak konuşmaya çalışmak adetim haline gelmişti. bunun nedeni tamamen internetteki ağlar. facebook'ta tanıdığın insanların abartılı gösterişlerini, twitter'da sürekli aptal saptal şeyler yazarak takipçi sayısını on binin üstüne çıkaran insanları görmek ve yeni açılan nice paylaşım sitesinde popüler olmaya çabalamak sizi de yarışa sokuyor. artık deccalin internet olduğuna ve insanları delirtmek için var olduğuna inanır oldum. siz 450 bin takipçisi olan ve kitap bile çıkaran sosyal medya yıldızlarından çok daha zeki,başarılı ve gösterişli olmanıza karşın bir gizemle onları büyütüp aynı popülerliği yakalamak istiyorsunuz. bu yolda "acaba entellektüelliğim toplumun üzerine çıkacak kadar değil mi?" ya da "zekam aforizma kasmaya yetecek kadar değil mi?" sorularını kendinize yöneltmeye başladığınızda tamamen özkıyım yapmaya başlıyorsunuz ve farketmeden sizi kemiriyor. o kadar insanlıktan çıkıyorsunuz ki normal hayatta yüzüne bakmayacağın adam seni takip etmeyince depresyona giriyorsun. sosyal ağların elinden kurtulmayı size tavsiye ediyorum. eğer kaldıramıyorsanız kapatın ve üstüne sifonu çekin.

    -uyuyamazdım ki bir ay çok çılgın ilaçlarla uyutuldum sonraki ay da bağımlılıktan kurtulmaya çabaladım. şu anda uykum fena değil. ama iğrenç bir rüya akışı var ki iki günde bir sizi sersem gibi yataktan kaldırıyor. günlük yaşadıklarınız ile geçmişteki insanlar birbirine grift şekilde rüyanızda belirip kötü anıları uykuda zihinden akıtıyor. prozac kullananlar sağlıklı bir uyku uyuyamayacaksınız. ama anksiyeteden uyuyamıyor ya da depresyonu bedeninize zarar vererek yaşıyorsanız kesinlikle bu ilacın yan etkileri, kendinize vereceğiniz zarardan daha azdır. ben, en şiddetli dönemimde 3 gün arka arkaya yemek yemiyordum. bir kere 72 saat uyumadım ve çalıştığım yere o kadar bakımsız gittim ki bluzumu ters giyip üşenip çıkarmadım. öyle gittim. dahası uykusuzluk yüzünden bir ara ciddi ciddi hayata veda etme isteğine kapılıyordum.

    -ruhsuzlaştım. ben bundan rahatsızım aslında. eskiden filmlerde ağlardım, insanlara üzülürdüm ve bunu yaşardım. bihter'in intihar ettiği gece sabaha kadar üzülmüştüm mesela. şu anda hiç öyle bir durumum kalmadı. şöyle bir film izleyip de ağlamayı özledim. yazımı okuyan olursa film önerilerine açığım. :)

    -inançlar arasında gidip gelirdim. inanmak ve inanmamak arasında gidip gelmek büyük şehirlerdeki insanların en büyük problemlerinden biri. dini, günümüzde kötü yaşayan insanlarla bağdaşlaştırıp uzak duruyorsun. ama bir yandan da dogmatik bilgiler geliyor ve bunları yapmayanın cezalandırıldığı söyleniyor. başka doğruları da görüp "hangisi doğru? hangisini yaşamalıyım?" gibi sorular ahiret inancı olan kişiler için stres yaratan bir durumdur. aslında prozac bir afyon gibi seni bir yöne kanalize etmiyor. ama sen daha "neyse ne, zamanı geldiğinde görürüz." moduna girip çok sorgulamıyorsun. müslümansan ramazanda bir oruç tutuyorsun, hristiyansan pazar ayinine gidiyorsun, budistsen budaya tapıyorsun, ateistsen inanmamaya inanıyorsun. ve vicdan ile hissettiğin manevi baskı biraz çözülüyor.

    -libidoyu azaltıyor ama kontrolsüz seksi engeliyor. bence bu önemli. hiperseksüellik, mastürbasyon ve porno bağımlılığı, takıntılı düşüncelerle yargılanan ilişkiler gibi sorunları olan insanlara da yardımcı oluyormuş.

    prozac, antidepresanlar arasında düşük etkisi olan bir ilaç. (kullandığınız doza bağlı değişir tabi.) klinik doza ulaşmadığınız sürece bulantı, diarre gibi problemler günlük hayatı sıkıntıya sokacak boyutlara da varmaz. ama ben prozac'a karşı bir süre sonra tolerans geliştirildiğine inanıyorum. bu yüzden çok yüksek etkili bir ilaç yerine prozac daha iyi olacaktır.

    hastalığınıza bağlı olarak doktorunuz size en uygun ilacı verecektir. antidepresanlar mucize yaratmaz. zamanla sizin de gayretinizle normal hayata dönersiniz. prozac, sadece düşünmenizi baskılayp kafanızı rahat tutar. hayattaki kötü giden şeyleri değiştirmek ya da onlarla yüzleşip geride bırakmak tamamen sizin elinizde.

    size tavsiyem hayatta nasıl yaşayacağınızı kendiniz belirleyin. anneniz, babanız, çevreniz, arkadaşlarınız, popüler sosyal ağın sanal kahramanları, dürtüleriniz değil. sadece mutlu olmayı hedefleyip, planlarınızı mutlu olmak üzerine kurun. mutlu etmeyecek başarı, bedeninize zarar. yıllar önce bir yazı okumuştum. o zamanlarda da sınavlara girerdim. sınav sonucundan alınan haz sadece onbeş dakika sürüyormuş. onbeş dakika 90 almanın verdiği ego tatminindense 60 alıp sınırdan geçmenin rahatlığını yeğlerim şimdiki aklım olsa.

    prozac hakkında daha da yazabilirim ama anksiyete denilen korkunç hastalığın yarasını kaşımak istemiyorum. ve depresyon, anksiyete, okb gibi sorunları olanların bir an önce kafalarının rahatlamasını diliyorum.
  • antidepresan kullanan insan başlığına şu entryyi yazmışlığım var: #26740965

    belki gerçekten öyle olacak bilmiyorum. babamın 5 sene önceki ölümünden sonra - belki biraz da annem ve kardeşime destek olabilmek için - deliler gibi üzülmeme rağmen muvazenemi korumayı başarmıştım bir şekilde. ha sonraki 4 sene boyunca yalnız kaldığım her anı ağlayarak geçirdim ama insanlarla ilişkilerimde sıkıntı yoktu.

    ama bu temmuzda annemi kaybettikten sonra bir tuhaf oldum. kardeşim durumumu şöyle tanımladı: "en son yapılacak/söylenecek şeyleri en başta yapıyorsun/söylüyorsun."

    şimdi, bu kulağa basit gibi gelebilir ama öyle değil aslında. mesela biri sakız çiğniyor ve sinir oluyorsunuz. ne dersiniz? "abi biraz sessiz çiğne şunu." hala mı ses çıkarıyor? "abi kapat ağzını gözünü seveyim yaa." sakız şaklaması kesilmedi mi? "bi siktir git şurdan yaa! ne o öyle cak cak cak karı gibi!" hah işte ben bu son tepkiyi en başta verdiğim için sakız çiğneyen şahıs boğulma tehlikesi atlatabiliyordu.

    başka sorunlar da vardı. işle ilgili, özel hayatla ilgili...

    her sabah göğsümde bir ağırlıkla uyanıyor, aklımı hiçbir şeye veremiyor ve eve gelir gelmez yatağa giriyordum.

    sonra prozac kullanmaya başladım. doktor yazdı daha doğrusu. önce şurupla başladım sonra hapa terfi ettim.

    kesinlikle daha sakinim. biraz lanetli bir sakinlik bu. tuhaf. konsantrasyon sorunu yaşamıyorum. düşüncelerimi bir sıraya sokabiliyorum artık. ağlama krizlerine girmiyorum. bayramda annemle babamın mezarlarını ziyaret ettiğimizde mesela, kardeşim, yengem, teyzem... hepsi ağladı. benimse içimden ağlamak kesinlikle gelmedi. iştahım kapalı evet. ama hiçbir zaman açık olmadığı için ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilemiyorum.

    tek derdim uykusuzluk. bazen 48 saatte toplam 2 saat falan uyuyorum. eskiden başımı yastığa koyar koymaz uyurdum, şimdi debelenip duruyorum. o da alışkanlık meselesi ama. uyuzluk etmeyip, uyumaya uğraşacağıma kalkıp bir şeyler yapsam o da sıkıntı olmaz. çünkü uykusuzluğum enerjimi düşürmüyor.

    babamın ölümünü atlatmam 4 yılımı almıştı. kimyasala karşıydım, kullanmamıştım. tam kendime gelirken annem hastalandı ve sonrasında onu da kaybettim. belki bu ilaç sayesinde kendimi toparlamam daha kısa sürer bu sefer. umarım.
  • 2001 yılında 1.5 sene kullandığım cipram'dan sonra, son zamanlarda işimdeki kötü trend ve aşk hayatımda yediğim tekme beni sonunda bu ilaçla tanıştırdı. psikaytr ile yaptığım görüşmede vücudumun daha önce cipram'a cevap vermesinden dolayı tekrar ona başlama kararı çıksa da ben cipram'ı sevmediğim yan etkilerinden dolayı tercih etmediğimi dile getirdim. bu sayede prozac ile tanışmaya nail oldum. etkileri nedir daha bunlarla ilgili hiçbirşey yazamam ama dileğim şu geçirdiğim zor süreçte göğsümde oturan ve nefes almamı engelleyen koca adamı oradan kaldırması. zaten mevcut olan uyku sorunum için de gerektiğinde atarax içmemi önerdi. 1 ay sonra tekrar görüşeğiz doktor hanımla.

    bindik bir alamete...
  • iştahın i'sini bırakmıyor insanda.