şükela:  tümü | bugün
  • psikanaliz hakikatle yüzleşmenizi sağlar ki bu çoğu insan için çok da mutluluk verici değildir. bakmanız ve çözmeniz gereken şeyin içinizde olduğunu söyler.

    astroloji ise sizin dışınizdaki bir takım etkenlerin size etkilerini anlatır, iyilerini düşünür mutlu olursunuz, kötülerinin sorumluluğunu ise dışarıya atarsınız.

    insan temeli bilimsel olmasa da umut etmeyi ister sonuç olarak. siz de cevrenize umut dağıtın, bakın nasıl da sevileceksiniz.
  • ders çalışmak vs zımbırtı baba türbesine kalem sürtmek
  • psikanaliz ile ilgilendikçe taşlar daha da yerine oturur. kendinizin ve diğer insanların davranış sebeplerini müthiş bir şekilde kavrarsınız.

    siz bu aydınlanmayı yaşar iken karşınıza sığırın teki çıkar ve "akrep erkeği çok azgın, boğa kadını çok kültürlü." der.

    anlatabilecek çok şeyim var ama küfür etmeden daha fazla yazamam sanırım.
  • birbirinden çok da farkı olmayan iki şeyden en bilineni seçen arkadışımızdır. bir süre önce* psikanalizi seçenle birlikte yaşam koçluğu sertfikası almışlar, beraber reiki kursuna gitmişler, arada beraber evrene mesaj yollamaya başlamışlardır. ben sonra takip etmeyi bıraktım. tamamen aynı şekilde, aynı cümle kalıplarıyla konuşuyorlar.
  • bilmeyi sevmekten çok inanmayı sevmemizden kaynaklanır. ayrıca genelleme yapmaya ve basitliğe bayılırız* .kim uğraşacak kuram bilmekle, davranışın sebeplerini ayrı ayrı sorgulamakla. ver burcu gitsin,daha kolay mis gibi. a kişisi inatçıysa burcundandır o; zinhar çocukluğunda verilen eğitimden, gösterilen ilgiden ve çevresel faktörlerden kaynaklanmaz.
  • astroloji, mitoloji gibi bugün fantastik olarak gördüğümüz ne varsa hepsi aslında insanın varlığı sorgulama ve bilme isteğinin bir sonucudur.

    eskiler bütün bu bilgileri sembollere dökerek anlatmaya çalışmışlar. bizlere uçuk kaçık hikayeler gibi gelseler de sanıldıkları kadar basit değiller.

    çocuklara anlatılan masallar, edebi hikayeler (modern zamanlarda da) yine aynı bağlantılara sahip.

    felsefe, psikoloji ve doğa bilimleri de benzer şekilde aynı kökten besleniyorlar.

    anlatılan, yazılan çizilen her şey varlığa dair. insanın kendini, evreni ve içerisindeki ait olduğu yeri anlamanın karşı konulmaz cazibesine kapılmasıyla ilgili.

    bu nedenle her bilginin bir kısmının alınıp süslenip püslenip abartılıp sunulma ihtimali de kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor.

    bir şey söyleniyorsa muhakkak içinde bir doğruluk payı vardır. önemli olan doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmekte. süslenerek abartılmış bilgileri ayıklayabilmekte.

    zaten insanın bütün zamanlar boyunca yapmaya çalıştığı şey de buydu.

    dilerim başarılı oluruz.

    edit:
    insanlar öğrendikleri, bildikleri kadar kavramlara anlam yüklerler. astroloji hakkındaki bilgisi ne ise ona astroloji der. eğer umut satanlar diyorsa odur. yalan da söylemez mesela. gerçekten de öyle.

    ama araştırdıkça astrolojinin hakikatinde varlığı bilmeyle ilgili bir uğraş olduğunu anlar. 'kendini bilme' de denilen az biraz aşina olduğumuz .

    ama buna astroloji mi diyeceğiz ne diyeceğiz?

    her şeyin böyle değişebildiği bir ortamda. üstelik kimse de tam anlamıyla yalan söylemiyorsa.

    bilginin ne kadar önemli olduğunu anlayabilsek keşke.
  • insan, bilineni değil, bilinmeyeni cazip bulur. psikanalizm hakkında yazılı çizili birçok metin var zaten. lakin insanlar bu tarz fantastik, bilinmeyen fenomenlere inanmayı daha makul görüyor. dinlerin çıkışı da böyle olmuştur zaten.
  • psikanaliz neden sonuç ilişkisi üzerinden gecmisten an'a kadar ki zamanı tanımlar. astroloji ise geleceğe dair umut satar. bilmek adına hedefledikleri zaman farklı oldugundandir o ilgi...
  • "yes we lacan."
  • psikanalizin tespitlerinin tutmasıyla astroloji tespitlerinin tutması oranı çok da farklı değildir.

    burada psikanaliz sürecinden geçmekten ziyade psikanalitik yaklaşım ile kişilik kurmaktan bahsediyoruz anladığım kadarıyla.
    (bu arada psikanalizin -yani psikodinamik yönelimli terapinin- etkinliği de öyle ahım şahım değildir; psikanalizden geçmiş insanlarda deli değişimler aşmışlıklar yaşandığı çalışmalarda görülememektedir)

    psikanalitik yaklaşımda bir insanın kişilik örüntüsü, bebekken oral dönemde emzirilmesi yedirilmesi; anal dönemde tuvalet eğitimi; fallik dönemde de -süper ego- cinsiyet rolü gelişimi ihtiyaçlarının nasıl karşılandığına göre şekillenir. bu da hayatın ilk 6 yılında gerçekleşen bir süreçtir; freud bundan sonrasını dikkate almaz.
    yani annen nası emzirdi nasıl sıçmana izin verdiyse vs sen öyle oluyorsun. sıfır etkin var kişiliğin üzerinde, pasifsin. yoksun.
    ayrıntılı yorumları var freud'un bu kişilik özellikleri hakkında tabii ki ama konumuz bu değil.

    konumuz psikanalik yaklaşımın da astrolojinin de aynı pasiflikle insana kişilik özellikleri tanımlıyor olması.
    dolayısıyla astroloji yay burcunun özgürlüğüne düşkün olmasını ne kadar tutturuyorsa; psikanaliz de 3 ay meme emen bebeğin büyüyünce alkolik olmasını o kadar tutturur.

    çok kabaca anlatmaya çalıştım ama; neticede ikisi de tersine mühendisliktir yani.
    ya da kendi kendini gerçekleştiren kehanettir.

    bir insanın kişiliğini oluşturan değişkenler milyarlarcadır.
    ve sadece kendinin aktif rol üstlenerek belirlediği parçaları da mevcuttur.
    insan değişebilir, gelişebilir.

    edit: imla