şükela:  tümü | bugün
  • prof. dr. emin önder önderliğinde çıkarılan yepyeni dergi. ilk ayın konusu tutku ve kıskançlık idi.
  • (bkz: psikopart)
  • mayıs-haziran sayısı * unutmak hakkında olacak olan dergi.
  • kocaeli üniversitesi öğretim üyesi emin önder tarafından kurulan psikeart psikiyatri merkezi'nin, psike ve memlekent adındaki diğer dergilerle birlikte bünyesindeki üçüncü dergi.ansızın haydar ergülen,ece temelkuran,lale müldürgibi isimlerin yazılarını da bulabileceğiniz,anladığım kadarıyla dergi çıkmazdan önce merhumulus baker'in de katkılarının olduğu bi dergi.sanırım izmit merkezli bi dergi olmasından ötürü istanbul'da öyle her bayii de bulamıyorsunuz.http://www.psikeart.com/ da satış noktaları da mevcut.
  • her sayısı saklanası bir dergi bence.
    ocak şubat 2010 sayısında narsisizm konusunu işliyorlar.
  • doğu batı ve cogito'nun daha tablet versiyonu gibi. severek okunulası.
    ayrıca grafikler-görseller şahane.
  • güzel yazıların yanında, fazlaca, yazılmış olmak için yazıldığı belli olan yazılar da barındıran dergi.
  • psikeart dergisini öncelikle hande koçak'ın 'bir şairin yalnızlığı' başlıklı yazıyı merak ettiğim için almıştım. ama "yalnızlık" üzerine özel bir sayı olan bu dergide merak ettiğim yazı dışında çok güzel yazılar da buldum ve bu sayı başucu dergilerimden biri oldu şimdi.

    derginin kapağında ertuğrul özkök ve ahmet ümit (her yerde o var) isimlerini görünce normal şartlarda o dergiyi satın almam ve hemen yerine bırakırım, (aynı şekilde sinir olduğum bir isim daha var) ama dediğim gibi bu sayıdaki 'bir şairin yalnızlığı'nı okumam gerekliydi, iyi ki almışım dergiyi ama biraz önce adını zikrettiğim şahısların yazıları okumadım, okumayı da düşünmüyorum. keşke kapakta bu isimler olmasaydı, son aylarda hemen her derginin kapağında aynı isimleri görmekten rahatsız oluyorum, ama dergiciler sadece kendi dergilerinin okuru olduklarından olsa gerek sanki o yazarı ilk gören, onunla ilk konuşan onlarmış gibi en basit röportajı bile (en kolay işlerden biri söyleşi yapmak, soru sormak için araştırma bile yapmayanlar var, artık o sırada akıllarına ne gelirse sorup durmalarından belli oluyor) büyütüp kapağa taşıyorlar, ben artık bu isimleri görmekten bıktım, kusma noktasındayım.

    fotoğraf üzerinde olduğundan okunması biraz zor olsa da talat parman'ın yazısı "bir ergenlik serencamı" hoş bir yazıydı. ardından erol göka'nın "ömür dalında açan çiçekler" ve irem anlı'nın (yine aynı okunma sorunu!) "kadın olma sürecinin yalnızlığı" yazılarını ilgiyle okudum (gözlerim ağrıyor ama olsun).

    ahmet inam'ın yazısı da ilginçti ancak en çok beğendiğim yazılardan biri meltem yakın üldes'in "tanrı belki gerçekten ölmüştür" başlıklı olan 'yalnızlığın ve deliliğin sanatı: art brut/ham sanat' üzerine olan ve bu sanatın ilginç örneklerinin yer aldığı yazı oldu.

    esmahan aykol'un yalnızlık ve mastürbasyon üzerine olan yazısı da çok iyi.

    (...)

    http://dergiokuyorum.blogspot.com/…09/psikeart.html
  • ertuğrul özkök tarafından dünyanın en başarılı psikiyatri dergilerinden biri olarak ilan edilmiş dergidir. katı--yorum.
  • psikiyatriden de öte felsefe ve düşünce dergisidir benim için.