şükela:  tümü | bugün
  • ilk sayisini bu ay çıkarmış psikoloji/psikiyatri ile sinemanın ilişkisine odaklı dergi. şimdilik umut vaadediyor ama okudugum birkaç yazisinin neredeyse hepsinde birkaç adet imla hatası gordum ki ciddiye alinmayi bekleyen bir dergide boyle şeyler olmaz, olmamali. daha ilk sayfadaki editorun yazisinda bilmem kimden alinti yaparken harward universitesi falan yaziyor, o derece yani. ercan kesal'in yazisini begenmekle beraber, tanıl bora'ninki sanki birazcik daha uzun olabilirmiş de deadline yaklaşınca aceleye getirilip hemen teslim edilmiş gibi duruyor. gonul istiyor ki bu guzel insanlar uzun uzun yazsinlar, biz de okuyalim. bi de okuyucularini derginin içeriğine katkida bulunmaya davet etmişler ki bu konular uzerine kalem oynatan sevgili sozluk yazarlarinin bi goz atmasini salik veririm.
  • genel itibariyle kullanılan akademik üslup akıcı ve kolay okunan bir dergi olmasını güçleştirse de henüz ilk sayısında her biri benim diyecek sinema dergisinin ele almaya korkacağı devasa konuları birer birer masaya yatıran, büyük umut vaad eden dergi. psikanalitik sinema kuramı, bildiğim kadarıyla akademik sinema çevrelerinde en revaçta kuram ve sinema eleştirmenliğinin parametrelerini kökten değiştirip bazı filmlerin tekrar hatırlanmasına neden olan, geçmişte hak ettikleri ilgiyi görmemiş bazı yönetmenleri tekrar gündeme getiren, yeni kuşak yönetmenler için de farklı bir sinema dilinin her zaman mümkün olacağını göstermesi yönüyle önem taşıyor. örneğin british film institute'un dergisi sight&sound'un on yılda bir yayınladığı en iyi 50 film listesinin ilk sırasının elli küsur yıl boyunca "citizen kane"'e verilmesinin ardından 2012 yılındaki seçkide ilk sıraya hitchcock 'un psikanalitik göndermelerle dolu olan filmi "vertigo"nun seçilmesi bu kuramın sinema çevrelerini ne kadar etkilediğini ispatlar niteliktedir. bu kuramla ilgili türkiye'de bir şeyler yazılıp derlenmesini kendi adıma heyecan verici buluyorum, o yüzden bu derginin sonraki sayıları da ilgiyle takip edilebilir diye düşünüyorum, çünkü üzerine yerleştikleri zemin çok geniş ve bereketli bir zemin.

    özellikle şunu söylemem gerekiyor: ilk sayının yanında verdikleri "yeni tayvan sineması" eki mest etti gerçekten. böyle ekler yapmaya kesinlikle devam etmeliler. tek başına bu ufak kitapçık bile derleyip topladığı bilgilerin öğreticiliği ve doyuruculuğu açısından bildiğim haftalık sinema dergilerinden daha başarılıydı.

    özetle: düzen değişiyor a sinema eleştirmeni dostlar. gardınızı alın.
  • ilk sayıyı kaçırdığıma üzüldüğüm, tam da ihtiyacım olan dergi.
    2.sayıda sevmek zamanı için 3 yazı ayırmışlar, metin erksan röportajının yönetmenin sağlık durumu nedeniyle ercan kesal' ın daha çok kendi fikirlerini erksan' a onaylattığı bir röportaj olduğunu düşünsem de diğer iki yazıyı severek okudum.
    alınız, alalım ki daha da güzelleşerek yayınlanmaya devam etsin.
    edit: 3 yazıda da kürk mantolu madonna' ya değinilmemesi çok ilginç. en azından metin erksan' a sorulmalıydı, röportaj fırsatı bulunmuşken.
  • psikeart dergisini almayı tam bırakmışken ilaç gibi gelen dergi. aynı kalitede hem de araç olarak sinemayı kullanıyor. psikeart güzeldi ama içimi karartıyordu.
    yalnız keşke her kapağı 2. sayısı gibi estetik olsa diyeceğim ama biliyorum o kocaman ünlü kafaları koymak zorundalar.
  • bir bakima, uygulamali olarak psikoloji ogreten dergidir.
    yani, izlediginiz veya izleyeceginiz film ve dizilerdeki karakterin, kurgunun, iliskilerin psikolojik tahlilinin yapiliyor olmasi, psikoloji ogrenmeniz icin yardimci olacaktir. cunku, bahsedilen seyin ne oldugunu filmden dolayi biliyorsunuzdur ya da bileceksinizdir.
    dergiden sonra filmleri ne kadar yuzeysel izledigimi de gostermistir. hicbir film psikoloji olmadan tam olarak anlasilamazmis.

    edit: sadece film tahlil eden bir dergi degil, yanlis anlasilmasin. sinemaya dair ne varsa bulabileceginiz bir dergi.
  • kısa bir süre önce yayın hayatına başlayan iki aylık bir dergi olan psikesinema kendini ötekileştiren özel bir sinema dergisidir. içerisindeki yazıların kalitesinden tutun, profesyonellik ahlakına kadar her şey çok yerli yerindedir. ortaya koydukları dergiye herkesi kolay kolay kabul etmezler çünkü makale-vari yazan kaliteli yazar bulmak şu toplum yapısına bakacak olduğumuzda pek kolay değildir ama canla başla çalışıp güzel yazarları bünyelerine almışlardır. bilginin, kalitenin ve kültürün bir arada buluştuğu dergide, metaforlar ve sembolik anlatım ağır basar. eğer kafanızda bir tez ve anti-tez varsa dergiye yazı yollayabilirsiniz, çünkü önemli olan yazacağınız yazının içeriği...

    dergi psikanaliz metoduyla psikiyatri ve filmler arasında bir bağ kuruyor. sadece psikoljik yazılar yok, güncel yazılara da yer veriyorlar. yazılar her ne kadar ağır ve ağdalı olsa da, okuyan kişi bilmediği şeyleri öğreniyor. altyazı dergisi gibi üstten de bakmıyorlar kimseye! eğer siz de yetenek ve aradıkları done varsa dergi için biçilmiş kaftansınız. ayrımcılık yapmayan dergilerin malum sayıları çok az, böylesini bulmuşken takibe almak lazım! hak ve adaletten yana olduklarını da söylemekte yarar var. sinema konusunda kaynak olarak yararlanacağımız dergi sayısı az olduğundan ötürü bu tarz girişimlerde bulunanları tebrik etmek önemli.
  • filmler en iyi dostumuzdur, onlarla güler onlarla ağlarız. en kötü zamanlarımızda bile yanımızdadırlar, bizi hiçbir zaman terk etmezler. işte festivaller bu yüzden var, bir sürü filmi huzurlarımıza getiriyorlar. ister bağımsız olsun, ister art-house, önemli olan onlarla birlikte sorunlardan ve acılardan uzaklaşmak. ruhumuzu zenginleştiren filmler aracılığıyla dünyamıza neşe katan festivaller, hem bizi farklı ülkelere ışınlıyorlar, hem de hayata dair mesajlar yolluyorlar.
    35. istanbul film festivali ardından
    nehirden bir festival daha aktı
    psikesinema 5. sayı / arzu çevikalp
  • oyuncu isimlerini ısrarla hatalı yazan dergi.
  • ilk kez satın alıp okudum. bana oldukça dolu vakit geçirtti. özellikle 'hele hele bakın ne kadar sinema biliyorum, şundan da örnek vereyim bundan da örnek vereyim şuraya yürek hoplatan bir sıfat icat edeyim milletin aklını alayım zehir gibiyim haaa' tarzı sinema eleştirmenliğinden sıkıldığımı ve bir fikir ya da bir duygu ve bir filmle ne kadar dolu yazılar yazılabilir bu dergide fark ettim. artık devamlı takipçisiyim. dokuzuncu sayısında bunu anca fark edebilmemin sebebiyse kapaklarıydı. bilmiyorum beni çekmemişti içini açtığımda soğuk bir tasarım ve soğuk yazılarla karşılaşacağımı hayal ediyordum halbuki içi çok dolu, sıcak, eğlenceli.
    tavsiye ediyorum.
  • bilimkurgu sineması sevenlerin mart-nisan ayı sayısını kaçırmamasını önereceğim mükemmel dergi. ayrıca zahit atam'dan 10 sayfalık bir tarkovski güzellemesi var ki, okuyunca hak vereceksiniz.