şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte hala tek sebebi varmış gibi konuşulan hastalıklar topluluğu; hele bir grup hala sadece freud ile açıklamaya çalışıyor o gruba ayrı bir şaşırıyorum.
  • buyuk oranda islevsellik uzerinden tanimlanirlar.

    cunku herkes sorunludur
  • bazen sadece uyku sorunudur!
  • işlevsellik üzerinden tanımlanmasının sebebi norm üzerinden tanımlanamayacağının geç de olsa anlaşılmasındandır.
    fakat işlevsel olan da bir yerden sonra normlaşır o da ayrı bir mesele.
  • asıl konu bu hastalıklar arasından üzerine en çok yakışanı seçmektir. kimse normalim demesin hani.
  • toplumun genel özelliklerinden gösterilen sapma üzerinden tanımlanmaktadırlar. hastalık tanımlamadaki temel mantığının tümdengelim olduğu söylenebilir.

    bipolar bozukluğu olan ve ilaç tedavisini reddeden bir danışanım, bipolar bozukluk tanısını da kabul etmiyordu. açıklaması da şöyledi: “bana bipolar denmesinin sebebi yapmam gerektiği düşünülen şeyleri aksatıyor olmamdan dolayı ortaya çıkan problemler. kendimi iyi hissetmiyorum okula gitmiyorum, alkol alıyorum, evden çıkmıyorum, işi aksatıyorum diye problem oluyor. kendimi iyi hissettiğimde de birçok şeyi yapabilecek gücü kendimde bulduğum için problem oluyor. insanlar uyulması gerektiğini düşündükleri bir düzen oluşturmuşlar; okula, işe gitmek, günlük işlerini aksatmamak, belli duygu düzeyinde kalabilmek.. eğer bu düzen olmasaydı kimse bana bugün hasta demeyecekti. bu da böyle biri deyip geçeceklerdi. şimdi onların uydurduğu kalıba uymuyorum diye onlardan ayrı görülüyorum. bu hastalık yalan, aynı düzeniniz gibi.” demişti. mesleğe yeni başladığım bir zamandı ve kime hasta diyebileceğimizi kendi içimde sorgulamama sebep olmuştu.
  • depresyon ve mani arasındaki çizginin tam orta noktası topluma göre "normal" kabul edilip vücutta strese sebep olan -basit bir grip dahil- tüm ögeler dışlandığında geriye kalan her türden "normal olmayan" düşüncedir. bu düşünceler, tecrübe etmemiş kişiler tarafından tahayyül edilemez bu nedenle ne yazık ki mücadele eden kişiler, hastalıklarının -elbette seviyelerine bağlı olmak sureti ile- bir sırt sıvazlamasının ardından sarf edilen "geçer kardeşim takma bu kadar yaa." gibi fuzuli cümleler ile geçmediğini birinci elden deneyimlerler. çünkü bu hastalıklar kimi fiziksel rahatsızlıklarda olduğu gibi asemptomatik seyreden bir grup sorun değildir.
    depresif hasta sabah yorganını üstünden atıp yataktan kalkması için gereken gücü bile kendinde bulamaz çoğu zaman (hayatını yaşayacak enerjiyi bulamadığı gibi), nitekim günlerce kelimenin tam manası ile "hiçbir şey" yapmadığı olur. tıp literatüründe 6 ay içinde sahip olunan bazal kilonun yüzde 10'undan fazla kilo vermek mutlaka incelenmesi gereken bir sorunu teşkil eder, depresyondaki kişiler fiziksel anlamda hiçbir sebep olmadığı halde (diyet, spor, kanser gibi hastalıklar...) yattıkları yerden bu kiloyu verebilirler. yalnızdırlar, asgari ilişkileri dahil kimse ile görüşmeye mecalleri yoktur. vücut algıları mahvolmuş bir haldedir, kendilerini değersiz görürler ve hiçbir yönden beğenmezler. kanımca tedavi edilmezse ölümcül olan hastalıklar grubunda en acıklısıdır, çünkü kişi ölümüne bizzat kendi eliyle sebep olur; sahiden de depresyondaki insanın düşünceleri kendisini intihara sürükleyebilecek potansiyeldedir. işbu kişiler yaşamlarını beyhude görürler, albert camus'nun sisifos söyleni'nde bahsettiği gibi "için için yenir" bu insanlar. "düşünmeye başlamak için için yenmeye başlamaktır." depresyonun sebepleri multipl bir kümeye dahil edilebilir; çocuklukta yaşanmış travmalar (psikolojik/fiziksel şiddet, sevilen bir bireyin ölümü, ebeveynlerin geçimsizliği ve/veya boşanması...), ekonomik yetersizlikler, toplum baskısı, kabul görmüş güzellik algıları, cinsel kimlik vb. birçok nedeni olabilir. görüldüğü üzere burda üstünde durulması gereken en önemli husus şudur ki sanılanın aksine depresyon safi mutsuzluk değildir.
    manik hastalar ise biraz önce anlattıklarımın tam tersi davranışlar sergilerler. birkaç saat süren kısacık bir uyku bile son derece enerjik olmalarına yetebilir, bu enerjiyi boşaltacak her türden girişimde (ekstrem sporlar ve eğlenceler, madde bağımlılığı, çok partnerli ve tehlikeli olabilecek cinsellik...) bulunmak isterler. içlerinde sürekli patlayıp duran bu enerjinin sonucunda sergilediği davranışlar ölümlerine sebebiyet verebilecek derecededir. daldan dala atlarlar, öyle ki çoğu zaman konuşurken kelimeleri akıllarındaki fikir trafiğine yetişemediği için kurduğu cümleden başka cümlelere sıçrayabilirler. yerlerinde duramazlar, kendilerinde her türlü gücü bulabilirler.
    bir de "manik-depresif" olarak adlandırılan, bu iki kutup arasında gidip gelen bipolar bozukluk ve borderline/sınırda kişilik bozukluğu hastaları vardır ki bir bardağın, içine art arda konulan sıcak ve soğuk suyun etkisi ile çatlaması gibi bu hastaların deneyimleri de artık dayanamayacakları bir hal alabilir.
  • 26 yaşındayım. kendimi bildim bileli psikiyatrik hastalıklara hem tanık hem de sahip olarak yaşadım. annemde bipolar bende ise anksiyete olarak baş gösterdi.

    yaşayanlara şahsi tecrübelerimi ve fikirlerimi aktarmak isterim. bunlar tamamen kendi gözlem ve deneyimlerim sonucu olan şeyler. bilimsel değil.

    - psikiyatrik hastalıkların yüzde yüz tedavisi yok.

    -hiçbir psikiyatri veya psikolog sizi hiçbir zaman yüzde yüz anlayamayacak. sizin beyninizin içine girip anılarınızı ve duygularınızı göremeyeceği - hissedemeyeceğinden onların sizi tam anlamıyla anlamasını bekleseniz de bu olmayacak.

    -“ilaç kullanma ya ne ilacı salaklaştırıyor seni, bağımlı olursun saçmalama” tarzında her boku bilen cüneyt özdemir’in dediği gibi herbokolog insanları ciddiye almayın. psikiyatrik hastalıklar depresyon, içe kapanıklık ve sonunda intahara kadar götürebilir. kendim de bunları kısmen yaşamış biri olarak söylüyorum.

    -yazılan ilacı en az 1-1.5 ay direnip kullanmaya çalışmanızda fayda var. bir ilacı ilk aldığınızda beyin bunu bir anda kabul etmiyor. beyin kimyasının ilacın etkisiyle belli bir düzene oturması zaman alıyor. ilk gün içip yamulduğunuzda “ ben bunu içmem ya, yataktan kalkamam ben mal olurum bunu içersem” derseniz hiçbir ilaçtan fayda sağlayamazsınız.

    - en iyi tedavi uyaranlardan uzaklaşmak. benim öyle bir olanağım olmadığından ben yaşadığım ortamı ve çevreyi değiştiremedim. iyileşmek istiyorsanız zihninizde hastalığınıza sebep olan uyaranları hatırlatacak ortam ve kişilerden bir nebze uzaklaşmanın zihni rahatlattığını düşünüyorum.

    - hiçbirşey yapmadan iyileşmeyi bekleyince daha çok içe yönelip durumu daha vahim hale getirebilirsiniz. dışarı çıkmak için daha iyi hissetmeyi beklerken hiç dışarı çıkamama ihtimali olduğunu ve hayli yüksek bir ihtimal olduğunu söyleyeyim.

    - kişisel gelişim kitaplarını sorunların yoğun olduğu dönemlerde okumamaya çalışın. genelde “şunu yap, bunu yap mutlu olursun” tarzı yönlendirmeler olduğundan, sizin mutlu ve başarılı olacağınız yöntemin de değişken olduğundan, yapmaya çalışıp başaramayınca daha çok çökebilirsiniz.

    şimdilik bu kadar. aklıma geldikçe eklemeler yapmaya çalışacağım.

    edit: ekleme ve yazım hatası düzenlemesi