şükela:  tümü | bugün
  • psikiyatrinin gerçek bir pozitif bilim olmamasından kaynaklıdır. çoğunluğu, nicel gözlemlere (kan testleri, hormon testleri, beyin taraması vs ) asla dayanmayan, doktorun üç beş hareketinize bakıp, önündeki hazır bir forma tik ataraktan konulan teşhislerden oluşur. bu sadece, iş bu entry'i giren yazarın değil, dünyaca ünlü birçok pskiyatristin ve felsefecinin de ortak görüşüdür.

    (bkz: jeffrey schaler)
    (bkz: thomas szasz)
    (bkz: michel foucault)

    thomas szasz'ın konuşması

    psikiyatrinin bilim olmadığına dair- işin uzmanından kısa bir yorum

    psikiyatrik ilaçlar çok ama çok tehlikeli yan ekilere sahiptir, bağımlılık yapar ve onbinlerce kişinin, normalde intihar etmeyecekken, intiharina (sadece ilaç kaynakli intihar) sebebiyet vermiştir.

    mesela adhd (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) adı altında küçücük cocuklar zehirlenmekte, bicogu da, bu ilaçları kullanmaya basladıktan sonra ergenlik doneminde intihar etmektedir. asagıdaki linklerde bu tip cocukların hikayeleri anlatılıyor. lutfen sonuna kadar bi izleyin, oyle karar verin:

    psikiyatri öldürür-1

    psikiyatri öldürür-2

    bu cocuklar normalde ilaç kullanmasa, belki biraz hareketli olucaklardı, belki dersleri cok iyi olmuycaktı ve yuksek okumayıp başka işe gireceklerdi ama yaşayacaklardı. şuraya dikkat: onları olduren kendilerinde bulunan bu hareketililik değil, sadece ilaçların yan etkisi.

    psikiyatrik ilaçlarin sebebiyet verdiği, aşırı şiddet ve toplu cinayet işleme örnekleri:

    psikiyatri öldürür-3

    psikiyatri öldürür-4

    psikiyatrik ilaçlar, ilaç endüstrisi içinde en cok gelir getiren ilaçlar sıralamasında birinci sırada. en cok parayı kazandırıyor yani bu vampir şirketlere!
    bu şirketler insanları asla umursamıyor, tek dusundukleri kazandıkları para. ilaçlar bağımlılık yaptıgı için de hayat boyu kullanılması gerekiyor. bu da onların işine geliyor.

    bu linkte de çok guzel bi istatistiksel analizi var:

    psikiyatrik ilaçlara güvenmeyin

    psikiyatristlerin hareketli bir cocuga anormal teşhisi koyup ilaç vermesi ne kadar mantıksız değil mi? herkes tek tip olmak zorunda mi kardeşim? bu çocuk da böyle olsun nolcak yani?? her cocuk aynı normlarda mı olmalı, olmadıgı için de cezalandırılmalı mı yani bu ilaçlarla veya hasteneye yatırılıp elektrik mi verilmeli? herkesi tornadan çıkmıscasına aynı tipe sokmaya calışan bu sistemi cok baskıcı, cok saygısız, cok sadistçe buluyorum. anormalse kime gore neye gore? bence gayet normal (normal ne demekse)

    "no behaviour or misbehaviour is a disease or can be a disease! " (thomas szasz)

    benim için cocugunu kaybeden bır annenin gunlerce ağlaması cok normal. bırakın ağlasın kadın ya ne diye ilaçı basıp duygularını durduruyosunuz. bırakın yakasını bagrını yırtsın. yas tutsun. işinden gucunden olsun.

    sevgilisinden ayrılan ergen cocuk, bırakın kendisine ve çevresine aşırı derecede bir zarar vermiyosa, bagırsın cagırsın, dagıtsın biraz ortalıgı sinirini atsın. çaydanlıgı duvara fırlatsın, yumruk atsın duvara, bunlar dogal insani tepkiler. o sinirin boşalması lazım. bu bir hastalık değil ki, bu tam tersine vucudun kendini iyileştirmeye çalışması, negatif enerjiden boşalma sureci.

    çok çok ciddi bi sıkıntı olmadıkça, bence asla kullanılmaması gereken ilaçlardır.
    asla çocugunuza filan, oyle doktor yazdı diye, saf saf vermeyin.

    doktor dediğin ne ki ya: tıp fakultesinde derslerini gecmek için, bazı semptomları ve ilaç isimlerini ezberlemiş gelmiş, sizden bizden biri. sanki her hastalık hakkında filozofvari akademik çalışmalar mı yapmış ? asla değil!! ona şunu demişler : "şimdilik bu verileri, bu şartlar altında dogru kabul ediyoruz, ezberle ve uygula. o da ezberlemiş ve uygulamış. işin ince detaylarına, farklı bilimsel arastırmalarına ve tartışma konusu olan noktalara girmemiş." mezun olup, diplomasını almış.

    sonra doktor ne kadar hassasiyet gosterecek sizin cocugunuza acaba? belki firmayla anlaşmalı ve serefsiz bu yuzden de, ne kadar ilaç satsa o kadar kazanacağı için, ilaçı basıp basıp milletin ağzına sıcıyor...

    kuzenim doktordur ve ağzıdan çıkan su cumleyı hıc unutmuyorum:

    "sakın, eğer mumkunse psikiyatrik ilaç kullanma. arkadaslarımın (doktor) çoğu millete kafa ilaçlarını hiç dusunmeden yazıyo ama kendi çocuklarına asla vermezler kolay kolay. cunku bu ilaçlar beyne girdiğince, uzun yıllar beyınde kalıyor."

    doktorlara, allah diyip prim gibi yapışmayın. fazla guvenmeyın. o en iyi niyetle, ilaç firmalarının hakim oldugu bir tıp dunyasında ona ezberletileni ve öğretileni sorgusuz sualsiz yapıyor. tıpta bu öğretilenlerin ise bilimselliği hala tartısma konusu. yani sizin ustunuzde, emin olmadıkları bazı yontemleri uyguluyorlar. sorun şu ki, bunu yaparken çok kendinden emin duruyolar. halbuki hep yalan!! karizmayı sarsmamak için o pozlar. biraz da ego tabi. çünkü hatasını veya eksikliğini kabul ederse, para da kazanamaz saygınlık da.

    bu linkteki bayan mesela, rahatsızlıgı baslayınca psikiyatriste gidiyor. kendisine şizofren diyolar. halbuki sonradan baska bir doktora -bir nörologa- gidince anlıyorlar ki, alakası yok. kadının immün sistemiyle bi rahatsızlık oluşmuş ve bu da beynini etkilemiş.. yani biyolojik bir rahatsızlık bu ölçülebilen bişey. psikolojik değil.
    sonra onu tedavi ediyolar ve kadın iyileşip normal hayatına donuyor. ilginc bi hikaye :

    suzannah calahan