şükela:  tümü | bugün
  • rağbet kelimesini özellikle seçtim. çünkü durum bunu gösteriyor.

    günümüzde herkes psikolojik rahatsız. herkes depresyonda. antidepresan kullanmayanımız yok gibi. bu işin alışılagelmiş ve kabullenilmiş kısmı. fakat herkes obsesif kompulsif olayım diye bir taraflarını yırtıyor. isminden midir nedir. felaket özentilik var. şizofreni bunun bir vol düşüğü. yine ona olan rağbet de çok fazla, fakat yeni ve bilinmemiş psikolojik hasta olacaklar ki, daha fazla ilgi çeksin.

    siz kendinize ne derseniz deyin. ben hepinize manyak diyorum.
  • ortaokul ve lisede hiperaktif olduğunu iddia eden gençler vardı,haplar alırlardı,bitti onlar. çünkü yaşları büyüdü ve hiperaktivitenin karizması bitti,artık hiperaktivitem durmuş, denildi. şimdilerde insomnia, obsesif kompulsif, anksiyete bozukluklar fırlar oldu sağdan soldan. ruhsal sakatlık hallerini moda yapmak, şizofreniyi günlük dilde hakaret olarak bile kullanabilmek gerçekten akıl işi değil.
  • etrafındaki kişilerden bakım beklemek (ki bu bakım onlar tarafından tamamen sevgi göstergesi olarak kabul edilir) sebebiyle hortlayan bir durumdur. 'etiketlenmek' bazı bireylerde çok pahalı bir çantayı elinde taşımak gibi mutluluk vericidir. bak bipolarmışım çok farklı, çok özel, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir insanım duygusuna kapılabilir kişi. kısıtlı zamanlarda sevgi alma ihtiyaçları giderilemeyen bireylerin sekonder kazanç elde edebilecekleri bir mecradır bu. ama unutulmaması gereken, bunun bir moda olduğunun 'über' farkındalığının getireceği 'gerçek' vakaları gözden kaçırmanın yaratacağı sinsi bir seyrin de olabileceğidir.
  • var böyle bir şey. insanlar ilgi çekmek, farklı olmak maksadıyla psikolojik hastalıklara meyilliler evet ama daha fenası herkes antidepresan kullanıyor. benim kullanmayan arkadaşım kalmadı mesela. yok ben bir şey yapmıyorum gerçekten. sorunlar gerçekten ilaçsız başa çıkılmayacak sorunlar mı ya da ne bilmiyorum ama itiyor beni işte.
  • bu iddia (sahte veya gerçek) hastalarca ilgi çekme aracı gibi kullanılması veya gerçekten ilgi gösterilmesi üzerinden iki yönlü ele alınabilir.; aslına bakarsanız toplumda özellikle genç ve orta-üst sınıf kesimden bireylerde böyle hastalıklara dair gerçekten de bir 'coolluk' algısı var maalesef. evet özellikle ergenlik çağındaki bireyler kendi içlerinde bulundukları dalgalanan sulardan ötürü bu tarz sendromlara sempatiyle yaklaşıyor, delirme haliyle empati kuruyor, çünkü ergen canlısı topluma adaptasyon sürecindeki bir başka öteki, kendisini anlamlandırmaya çalışırken en yakınında bulduğu diğer 'farklı'larla özdeşleşmesi kadar normal bir şey yok. hatta yetişkinlerde de bu merakı oluşturan/besleyen bir popüler kültür mevcut. adhd'nin, psikozun , hatta narsisistik bozukluğun bile (oha !) pr çalışması yapılıp insanlara avantaj gibi pazarlandığı film/dizi/kitaplar malum.

    aslında 15-20 yıl kadar önce medyada ruh hastalıklarının stigmatize edilmemesi, bunlara sahip bireylerin dışlanmaması ve negatif etiketlenmemesi yönünde bir çaba vardı, bilinçlendirmek için belgeseller çekilip potansiyel hasta yakınları eğitilirdi . sanırım artık ters tepip bu kez de sinirsel hastalıklar fazla sevimlileştirildi, o dereceye geldi ki sanki ortada hastalık veya sorun yokmuş bireyin hayatını aksatan yaşam kalitesini inanılmaz düşüren koşullar oluşmuyormuş da sadece keyfe keder mor lens takmak gibi masum bir 'farklılık' söz konusuymuş gibi bir algı yaratıldı.
    yakın geçmişte , dsm'in ruhsal bozukluklar spektrumundan sadece mod bozukluğu olan depresyonu tatmış bir insan olarak bile çocukken sağda solda duyduğum 'allah kimseyi şirin akıldan etmesin evladım' lafını çok iyi anlamış durumdayım. ne ilaç kullanıp benliğinizden ve gerçeklikten uzaklarda sakinlemeye çalışmanın, ne apatinin, ne haz alınamayan hayatın, ne tedavi görmezken yaşanılan yoğun ve sebepsiz acının özlenilir bir yanı yok açıkçası, hiç de eğlenmiyorsunuz portre edildiği gibi. bırakın öyle über yaratıcı eylemlere girişilen, grunge müzik grubuyla sanatsal faaliyete sebep olan bir hastalık olmasını, yatağını toplayacak enerjin yok , aksine eskiden ne kadar hobin merakın varsa bir bir gereksiz, anlamsız gelmeye başlar bırakırsın, kılını kıpırdatmazsın çünkü hayata karşı iştahsızlaşmışsındır , olağan mutsuzluk halleriyle depresyonun farkı artık fonksiyonelliği kaybetmektir zaten.
    bipolar bozukluk, şizofreni , borderline vs. kendine has türlü türlü korkunç zorluklar . 'avantaj 'lı, dahiyane, farklı , özenilecek , merak duyulacak bir yanı yok, o insanlar da konu mankeni değil zaten. ama semptomlarını/tedavilerini herkesin bel fıtığından veya nezlesinden bahsettiği açıklık/rahatlıkla paylaşabilmek, üzerine çekinmeden konuşabilmek istiyor teşhis alan kişi, tabu olmasına/ saklanmasına gerek olmadığını düşünmek ve konu hakkında paylaşıma açık olmak bununla övünmek anlamına da gelmiyor .