şükela:  tümü | bugün
  • olay tamamen gercektir.

    yillar yillar once guru sorar

    - g: abi rebetiko filminin soundtrack i varmi?
    - b: yok bilmiyorum ama bir bakinayım.

    aradan yillar geçer ve aranan soundtrack 2009 da piyasaya cikar. guru ya haber verilir.

    - b : degerli dostum yıllar once istedigin soundtrack cikti. (kesinlikle unutulmamistir) adresini verde sana gondereyim.
    - g : abi ne zahmet. mp3 leri bana e-mail ile gonder.
    - b: olurmu oyle sey bu degerli bir calisma mutlaka arsivde dvd seklinde bulunmasi gerekir.
    - g: peki o zaman buyur adres.

    rebetiko collection satin alinir ve hemen dhl e gidilir ve fiyat sorulur. la icin verilen fiyat 80 tl. yuh zaten dvd 12 tl. (bu arada rezil olduk fiyat ortaya cikti.) ardından ups e gidilir fiyat 78 tl. oha yani. ama artık donus yok guru ya soz verilmistir. son bir care kalir ve ptt ye gidilir.

    - b: iyi gunler. ben usa la ye bir dvd gondermek istiyorum. ne kadar
    - ptt : 4.50 tl
    - b: !!!!!!!!!!!!!!!!!!
    - ptt: ama iadeli tahhutlu gonderirseniz 6.50 tl. adreste bulunmazsa geri gelir.
    - b: !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! ne surede gider.
    - ptt: 3 hafta
    - b: !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    dvd ptt ye teslim edilir. ve guru ya haber verilir.

    - b: dostum dvd geliyor ama 3 hafta sonra sende olacak.

    guru 14 gun sonra mesaj atar.

    - g: dvd geldi. tesekkur ederim. cok zahmet oldu.

    tesekkur ederim ptt.
  • işi kırtasiye satmak olmayan,

    tarihi boyunca hiçbir dönem zarar etmemiş olan,

    1000'den fazlası üçten az memura sahip toplam 4000'den fazla şubesinin her birine doğal olarak güvenlik görevlisi koyamayan ve soygunlarda uğranan kayıpları büyük oranda bulup yerine koyan, bulamadıklarını ise kimseden tahsil etmeyen ve kendi karından başka kimsenin soygunlardan zarara uğramasına izin vermeyen,

    dev ölçekli bir kurum olduğundan mecburen sürekli yapılanma halinde olan ve hiçbir başarısızlığı bulunmayan,

    kargo ve postada özel kargo şirketlerinden daha hantal olmayan ve para transferinde tüm bankalardan hızlı olan,

    adının açılımı posta telgraf teşkilatı olan kurumdur.

    ptt bu ismi 1870'li, daha telefona graham bell'den başka kimsenin dokunamadığı yıllardan beri taşımaktadır. ismindeki "telefon" kelimesi daha sonra eklenmiştir ve telekom ayrıldığında eski ismine dönmüştür. ayrıca ptt isminin dünyanın yarısından çoğunda posta kurumlarının kullandığı, evrensel bir isim olmasının da bunda etkili rolü vardır.

    ptt'de çalışmıyorum, ptt adına konuşmuyorum fakat ailem vasıtası ile doğduğumdan beri ptt ile içiçeyim. üzülerek görüyorum ki bu kurum da kimsenin bir bok bilmeden hakkında fikir sahibi olduğu, bu da yetmezmiş gibi bu dayanaksız fikirlerin üzerine kurguladıklarıyla atıp tutulan kurumlarımızdan biri. elinizin altında internet gibi bir derya var. elbet eleştireceksiniz fakat biraz araştırma yapın, doğrusunu yanlışını öğrenin de öyle eleştirin. bilmeden eleştiri yapılmıyor zira, bok atmak oluyor o biraz. yanlış yapılan bir şey varsa gidin dilekçe ile şikayette bulunun. dilekçeleriniz dikkate alınmıyor sanmayın, hepsi kaydedilerek işleme alınıyor. hatalar hakkında bir şey yapılmıyor sanmayın, ptt türkiye'deki en düzgün ve temiz çalışan teftiş kurullarından birine sahip ve şikayetlerinizin gereği muhakkak yerine getiriliyor.

    ptt'nin kar zarar oranlarını zerre kadar bilmeden zarar ettiğini iddia eden, kârını da parasal işlemlerden ettiğini sanan insanlar mevcut.
    ptt'nin örneğin geçtiğimiz yıl yaptığı 377 milyon liralık kârın %92'si posta hizmetlerinden elde edilmiştir. parasal işlemlerin getirisi toplam kârın %7.48'ini teşkil eder. siz mektup atmıyorsunuz diye ülkede posta kullanılmıyor sanmayın. kaldı ki, tahsilat hizmetleri dışındaki parasal işlemler de posta işlemidir ve parasal posta olarak sınıflandırılır. ayrıca bir işlemden elde edilen kârın diğer zararı örtmesi gibi bir iddia ancak ilkokul seviyesinde bir işletme mantığının eseri olabilir. parasal da olsa, posta da olsa bu işlemler bu kurumun hizmetleridir ve sonuçta ortada toplam bir kâr vardır. bir hizmetin kârı diğerinden daha yüksek olabilir ya da bir başka hizmet zarar edebilir. bunun yönetimi kurumun bileceği iştir. sonuçta bu bir kamu kuruluşudur ve bazı hizmetleri kâr amacı gütmeden de verebilir ama zaten ptt herhangi bir faaliyetinden zarar etmemektedir. inanmayan her yıl yayınlanan faaliyet raporlarını geriye doğru 168 yıl öncesine kadar inceleyebilir ve hiçbir yıl zarar edilmediğini bizzat görebilir..

    ptt şubelerinde zarf satışı da kâr-zarar konusuna bir örnek teşkil eder. geçmiş yıllarda şube içlerinde zarf kağıt kalem gibi kırtasiye için ayrılmış standlarla başlanan bu uygulama neredeyse sıfır satış olması sebebiyle sonlandırılmıştır.

    uluslararası adi posta yollayıp, adi postanın kayıtsız posta olduğundan, taahhütlünün, aps'nin ne olduğunu bilmeden telefondaki memura dünyanın kimbilir neresinde olan postayı üzerindeki isimlere bakarak bulmasını bekleyen insanlar mevcut. bu konuya #15705295 nolu entry'mde değinmiştim fakat o entry'i zamanın ötesine yollayanlar var ki bu daha da fena.
    birisi yanlış bir iş yapıyor, olmayan bir hizmet verilmedi diye bok atıyor, bir başkası öyle bir hizmet olmadığını, o konuda kurumun ya da memurun bir sorumluluğu ya da hatası olmadığını anlatıyor ve daha başkaları bu açıklamayı kötülüyor. bu nasıl bir mantık? adi posta işte adı. kaydı yok, kuydu yok, varış garantisi yok, süre garantisi yok. deniz aşırı ülkelere gemi ile sevkedilen, varış yerine göre 1 ayı aşan teslim sürelerine sahip bir posta hizmeti bu. hemen atlamayın, türkiye'ye has da değil, bütün dünyada böyle olan bir hizmet. postam garanti ulaşsın, nerede olduğunu takip edebileyim diyen kayıtlı yollayacak, teslim edilemezse geri gelsin diyen iadeli yollayacak, hızlı gitsin diyen aps yollayacak. bu kadar basit. hakikaten, bu hizmetlerin hepsini adi postada alabilecek olsanız diğer hizmetler ne halta yarar hiç mi merak etmiyorsunuz? surface shipping işte. kimbilir hangi ülkede, hangi okyanusta, hangi konteynerde, hangi çuvalda. bir de diyorsunuz ki isimden bulsun. olur. bir posta işleme merkezinde bir gönderiyi o anda orada olsa bile üzerindeki isimden bulmak imkansızdır. binlerce koli, binlerce zarfın sürekli hareket halinde olduğu yerlerdir pim'ler. telefonda konuştuğunuz adamın "burda allah bile bulamaz kargoyu" derken şaka yaptığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. ha, teleondaki kişinin üslubundan rahatsız olursunuz, o zaman gider gerekli yere şikayetinizi iletirsiniz, icabına bakılır.

    ptt'nin yapılanmasından, yenilenmesinden rahatsız olanlar var. sanıyor musunuz ki cebinizden çıkıyor o paralar? sanıyor musunuz ki devletin havadan verdiği ödeneklerle yapılıyor? şube modernizasyonları kefalet sandığı tasfiye edilerek, ptt çalışanlarının 75 yıldır kendi cebinden kuruş kuruş biriktirdiği trilyonlar kullanılarak yapılıyor. diğer yapılanma masrafları kurumun kendi kazancından karşılanıyor. devlet desteğinin en son ulaştığı kurumlardan biri ptt. buna rağmen netaş, teletaş ve türk telekom* gibi dev firmaları doğrumuş, onları kazanç sahibi olana kadar sırtında taşımış, kendi kazancından beslemiş ve tek kuruş devlet desteği görmeden dev kuruluşlar haline getirmiş bir kurum. yaptığı binalara el konulmuş, yeni anayasa mahkemesi binasının yeri gibi trilyonluk arsaları karşılığında komik ödemeler yapılarak emrivaki ile alınmış,mal varlığının yarısı telekoma devredilmiş, yıllarca reklam ve tanıtım için kendi kârından bile ödenek verilmemiş bir kurumun kendi birikimiyle yenilenmesi ve yapılanması niçin insanları rahatsız ediyor ki?

    hantal olduğundan dem vuranlar var. fakat aps, kargo, kapıdan kapıya teslim, havale, posta çeki gibi hizmetleri son derece hızlıdır. ptt, hiçbir kargo firmasının yakınına bile uğramadığı adreslere günler içinde teslimat yapmaktadır. para transferi anlık gerçekleşir. bankaların eft havuzu gibi işlemi bir günden fazla geciktirebilen tuhaf uygulamaları yoktur. millet zaten ucuz olan servislerine iki kuruş fazladan vermemek için adi posta kullanılır, ardından yavaşlığından, hantallığından şikayet eder.

    güvenilir olmadığından bahsedeneler var, yine adi posta diyeceğim, söylemekten bıktım. kargo firmaları gibi gönderi sigortalamak için orijinal paket, irsaliye diye tutturmaz, insanın burnundan getirmez. gönderiyi göndericinin istediği bir miktara kadar son derece de uygun bir fiyat karşılığında "değerli gönderi" kapsamında sigortalar, kayıp veya hasar halinde zararı karşılar.

    mevcut yönetimi iyi değildir. fakat kurum yapısı gereği beceriksiz yöneticileri bile başarılı kılar. halbuki esas başarı, yönetime değil, kurumun oturmuş yapısına ve çok yüksek potansiyeline aittir.

    eleştiriniz efenim, elinizi korkak alıştırmayın. ama insan gibi eleştirin eleştirirken de. dayanaklı olsun, mantıklı olsun eleştiriniz, niyetiniz üzüm yemek olsun, bağcıyı dövmek değil.

    ve yine, tekrar tekrar, üzerine basarak söylüyorum. şikayetiniz varsa -ki böyle büyük bir kurumda çürük yumurtalar çıkması kaçınılmazdır, yanlışlıklar elbette olacaktır- bunu ilgili yerlere lütfen, yaşadıklarınızı hem sizin, hem başkalarının tekrar yaşamaması için, yanlış yapanların gerekli yaptırımla karşılaşmadan yanlışlarına devam etmemesi için bildirin. şikayetinizin gereğinin yerine getirileceğinden emin olun. işte bir örneği: #15201475 edit ile gelen ikinci örnek: #15188972

    (bkz: aç kollarını zamanın ötesi ben geliyorum)
  • en guzel acilimi "pijama-terlik-televizyon"dur.
  • aynı hafta içerisinde biri milletler arası, diğeri şehir içi olan 2 gönderimi kaybetmeyi başarabilmiş teşkilat. işin kötü tarafı rahmetli peder bey 25 sene 6 ay bu kuruma hizmet ederek emekli olduğu için laflar hazırlayamıyorum. ne de olsa ordan kazandığımız parayla aldık halk ekmeğimizi, beslenme çantamıza muzlu sütü.
  • bu kurumda çalışan bazı şahıslar, yaşlı bir kadının bin bir türlü zorluklarla biriktirip, cezaevindeki oğluna büyük bir heves ve heyecan ile aldığı çeşidi bol ama hacmi küçük yiyecekler ile dalga geçebilecek, sırada bekleyen onlarca kişinin önünde; oğlunun yaptığı hata yüzünden yıllarca hiçbir anlam ifade etmeyen insancıklar tarafından sarf edilen sözler ve bakışlarla ezilmiş ve aşağılanmış yaşlı kadını bu insanların önünde küçük düşürecek, küçük bir an için de olsa sahip olduğu heyecanını ve hevesini, yıllar boyunca yaşamış olduğu utanca bırakacak söylemlerde ve hareketlerde bulanabilecek, kültür ve vicdana sahiptirler.
  • ne kadar genel müdürü, daire başkanı varsa hepsinin anasını avradını sikeyim. orospu çocukları.

    kesinlikle bu kurumla kargo göndermeye çalışmayın. çok basit adresleri bile bulamıyorlar. benim google maps'ten bakıp bulduğum adresi bunlar bulamıyorlar. daha da iğrenci adresi bulamadıklarında kargoyu göndericiye iade ediyorlar. ulan orospu çocukları orada telefonum da var benim. ararsın beni "adresinizi bulamadık, kargonuz şu şubemizde, gelip alın" dersin ben de gelip alırım. adresi bulamayınca kargoyu iade etmek ne demek orospu çocukları.
  • ataşehir şubesinde kuyruktayım.
    buz suratlı, mavi gözlü mutsuz ve göz temasından özenle kaçınan memur oturuyor. (tek kişi çalışıyor.)

    sıradakilerden sorular geliyor: (bazılarını atıyorum ama benzer şeylerdi muhtemelen)

    -havale yapabiliyor muyuz?
    +kağıt yok.
    -emekli maaşı alacaktım?
    +para yok.
    -posta çeki alabilir miyim?
    +kalmadı.
    -telefon açabilir miyim?
    +arızalı.

    en son bir abi patlattı:
    -birazdan daltonlar ve posta arabası gelecek bizi toplayıp götürecek!
  • kişiye özel pul yapan (bana yaptılar, sigortalı bir biçimde kuryeyle yolladılar, yazdığım mektuplara benimle ilgili pul yapıştırıyorum)...

    hâlâ pk (posta kutusu) hizmeti veren (istanbul'da ve muğla'da kutularım var, anahtarları bende)...

    posta kutusu hizmetini yılda 10.90 kuruşa veren (evet, aylığı 90 kuruşa geliyor)...

    ...kuruluş.

    .

    ek: bugün de ücretsiz güzel mektup zarfları vardı bir bankosunda.
  • ingilizcesi, türkçesinden daha anlaşılır olan kurum.

    http://i.imgur.com/39qzl.jpg
  • 2002 yılında 2 bini taşeron işçi* olmak üzere 37 bin personeli vardı, 2012 yılında 8 bini taşeron olmak üzere yine 37 bin personeli var. personel yetersizliğinden bir cihete bakması gereken posta dağıtıcılarına 2-3 cihet veriliyor. taşeron olarak aldıkları işçiler günde 12-14 saat mesai yapmak zorunda kalıyor.
    2002 yılında pttlerde ayda 2 milyon işlem gerçekleşirken, 2012'de aylık işlem sayısı 24 milyona ulaştı.
    şubelerde para sayma makineleri olmadığı için sahte para girişleri oldukça fazla.
    yine şubelerde güvenlik görevlisi olmadığından şube soygunları sık sık yaşanmakta. hatta bu soygunlarda öldürülen ptt çalışanı da var.
    yoğun günlerde çöken bir bilgisayar altyapısı var, fazla işlem yapılmasını kaldıramıyor.
    peki ptt bunları düzeltmek için çözüm mü arıyor? tabi ki hayır. ptt gidiyor 3 yıllığına 40 milyon tl ödeyerek tff 1. lig'in* isim hakkını alıyor. sözün bittiği yer de işte tam bu nokta oluyor.