şükela:  tümü | bugün
  • ten rengine en yakın ton.
    adını bebek pudrasından değil, kadınların yüz pudrasından aldığını sanıyorum.
  • makyaj rengi olarak kullanıldığında nude makeup denen doğal sonuçlar yaratır.

    taş pudra
    toz pudra
    far seti
    ruju.
    ojesi
    ve sonuç
  • fondöten rengi dendiğinde sanki daha bir yerine oturacak, pudra deyince her on erkekten onu bebek pudrası anlar, gerçi fondöteni de on erkekten sekizi bilmez ama yine de iki sıfırdan büyüktür, değil mi?
  • pembeye hafiften göz kırpar bu yüzden ten rengi ya da fondöten rengi demek pek doğru kaçmaz. avcunuzun içine bakarsınız ten bakımından vücutta en yakın tonu odur. yavruağzı ise biraz canlı kaçabilir pudra rengine göre göre. sezonun da moda rengidir, giyim kuşam, arz-ı endam mağazalarına bir bakış atmanızla her yerde görürsünüz. ha ben yine de neslihan yargıcı'nın yandan yemişi gibi gezmeye devam edeceğim ama fena da renk değil aslında.

    http://farm3.static.flickr.com/…73_b09578767a_o.jpg
    http://www.meleklermekani.com/…sting/moda1-6131.jpg
    http://4.bp.blogspot.com/…aacawqkaxgaaaaec2l6zq.jpg
  • "çok açık bir pembe+bej ton içeren ten rengi" denebilir buna. son 2 yıldır acayip moda. pantolonda da çok şık duruyor, ama ayakkabıda mükemmel.

    edit: eklemeden geçemedim, oje olarak da çok güzel görünür bu renk, aslında en güzeli oje olarak kullanımı diyorum ben, elleri abartısız biçimde güzel gösteriyor, şu an tırnaklarımdaki essie atlantis pearl müthiş bi renk.
  • bazı kadınlar tarafından sürekli pudura rengi olarak telaffuz edilen renk.
  • siyahla beraber kombinlendiğinde hem sade hem de taze bir his oluşturur. mapa'nın 2013 yaz koleksiyonundaki siyah ve pudra renkli ceket pantolon takımlarda bu güzel uyumu görebilirsiniz.
  • sadece moda olduğunda konuşulan, moda olmasa kimsenin, hassâten hanımların bile umrunda olmayacak zannedersin ki ilelebed gözlerden ırak kalmış, kaldırılmış olma bahtsızlığını haiz bir eşi benzeri daha bulunmayan kadınlık alemin en ''kadınsı'' rengi olarak nitelemek dahi mümkünken kadınlar dahil kimseciklerin dikkatini çekmiyor oluşuna hem kahrolduğum hem de bir parça içten içe sinsice sevindiğim renktir pudra rengi.

    kadınları geçeceğiz bu vâdide. onlar câhil. bilmiyor, kafası çalışmıyor. sen nerdesin erkek!? hiç bu rengin senin tahayyül imkânlarını zorlamasına izin verdin mi? ayık oldun mu hiç? bir defa karını kıyafet giyerken detaylarıyla inceledin mi? yoksa sadece üstleri hafifçe serin olan, dar tek parça elbise içinde kendilerini ağyar nazarlara daha bir rahatça sunan karının iki adet olan o kavun parçalarına bakmaktan bunu düşünmeye vakit bulamadın mı? sen de haklısın, bende öyle bir karı olsa ev denen zindanı saray beller güç deposu ellerimle sabahlara kadar onları sıkar, bırakır, bakar, okşar, yalar, emer, ısırırdım.

    bu pudra renginin hikâyesi bend çocukluğuma kadar gider. moda'nın zihnime nüfuz etmediği, fikirlerimde herhangi bir emâresinin bulunmadığı çocukluk yıllarıma kadar gider. altın gününde başladı her şey.
    altın günü. baştan başa destansı bir incelemeyi hak etmiyor mu altın günleri? ama benim hislerimde, arzularımda, tahayyül ve tasavvurlarımda pudra rengi-altın günü benzeşim-çağrışım noktasında fevkalade bir yere sahiptir.

    nasıl mı başladı? ilk memeyle başladı her şey. ilk pembecik meme ucunu görmemle. bir altın gününde. sabi olmasından mütevellid altın günü'nde anacığının yanında oturmasına ses edilmeyecek yaşlardan biri. hafif tombul(balık etli mi deniyor) mahallenin genç gelini. yeni evli ve henüz 6-7 aylık olması muhtemel çocuğu kucağında. mahalle ortamında bir genç gelinin kendini, endâmını hakkıyla göstereceği, güzelliğini tescilleteceği, kendi dedikodusunu ettireceği yer altın günü olduğundan bu gelin süslenmesi-püslenmesiyle de o küçük çocuk nazarlarımdan kaçmamıştı. yerde oturuyordu, bir koltuğun kenarında. kucağındaydı çocuk ve ağlayan çocuğa susması için hafif tombul beyaz teninden çıkardığı ucu gel beni em diye bağıran pembe mi pembe, geniş mi geniş bir su topu uzattı. kokusu bile burnuma gelen bu şeye o an o kadar dokunmak istedim ki!..''pudra rengi'' sütyenden tek eliyle sıyırdığı, tâbir yerindeyse fışkırttığı o büyücek beyaz içi su dolu sandığım lohusa kadın masumiyetini her zerresinde görebileceğiniz adı meme olan şeyi bebeciğin minik ağzına dayadı. bu görüntü ise benim kaderime hükmedecek bir acayib görüntü olacaktı, o an bunu bilemezdim.

    ve benim zihnim o günden beri hülya abla(gelin)'nın dar gömleği içinden sergilediği pudra rengi sütyenden memenin ucundaki pembe tomurcuğun birbirleriyle yarışan ''mahallenin genç gelinin azdırıcı masumiyeti''ne varasıya kadar bin türlü his, arzu girdabına yelken açtım.

    bu yüzden pudra rengi iç çamaşırdaki vücudun rengi ile çamaşırın rengi arasındaki seçilemezlik, ayrımsanamazlık mahallenin yeni gelini hülya abla'nın kavun kokulu, avuçlanası o salınımlı tombul memelerine dokunamamış olmaklığımdaki âhımla birleşip beni pudra rengi iç çamaşırına kadın üzerinde rastladığımda şevkten, şehvetten bitirecek raddeye getirdi.

    ev işlerini bitireceği vakit akşam üstü gelecek kocası için süslenen bir-iki yıllık yeni gelinin kocası için içine tuhafiyeden aldığı yeni pudra rengi iç çamaşırı giyişi..üstelik ten çorabının altına. modadan bîhaber yaptığı bu şeheviliğin esâsında mevcud seksilik algılarını belirleyen lanet olası modaya-moda trendlerine ilham verecek derecede fazlasıyla azdırıcı oluşu..pudra rengi iç çamaşırını kendi beyaz elleriyle yıkayışı. onları balkondaki ipe asışı..

    pudra rengi iç çamaşırı...âhhh..pudra rengi iç çamaşırı..
  • zarif ve masum bir renk.
hesabın var mı? giriş yap