şükela:  tümü | bugün
  • amerşkanca'da body building dışında bir olay yapamayan hayvanlara verilen isim.
    ayrıca vücut geliştirme sporunu yapanlar içinde fiil olarak kullanımı görülür.
  • robert plant'in heaven knows'unda da gecen bir deyis.. ama bay plant uzucu konusur;

    "..what kind of fool am i / why you take an eye for an eye
    what comes over me / you were pumping iron while i was pumping irony.."
  • 1977 yapimi film. 1975 mr. olympia ve mr. universe yarismalarini, sporcularin antremanlari, yarisma goruntuleri ve roportajlar ile beraber sunan, yari belgesel bir yapimdir. vucut gelistirme sporunu tanitmaya yonelik bir filmdir. filmde amerikali bir kadin ile yapilan ufak bir roportaja yer verilir. kadin, vucut gelistirme sporu yapanlari cok cirkin buldugunu soyler. o senelerde amerikada yaygin gorus de bu yondedir. (hatta o siralarda diger spor dallari ile ugrasan sporcularin neredeyse tamami hic agirlik calismasi yapmamaktaydi. cunku antrenorler bunun gereksiz oldugunu dusunuyorlardi). hindistan' da, guney afrika' da duzenlenen yarismalara yogun seyirci ilgisi olmasina karsin amerika'da bu yarismalar neredeyse seyircisiz yapilmaktaydi. filmde arnold schwarzenegger, lou ferrigno, franco columbu, joe weider gibi isimler yer almaktadir. vucut gelistirme sporu ve dolayisi ile agirlik calismasi schwarzenegger ve weider gibi isimler sayesinde populer olmustur.
  • arnold schwarzeneggerden nefret etmek icin 3 neden soyle deseniz, bir tanesi kesinlikle bu film derdim. filmin fenaligi veya oyunculuk performansi anlasilmasin zaten son derece documentary bir yapim. sebep basli basina arnold dur.

    daha ilkokula gitmezken conan la tanidigim, ranzamin bir tarafini kirtasiyeciden aldigim kart postallarina ayirdigim, bir donemin sly ile beraber en buyuk figurunu dogal yasam alaninda gozlemlememle, maalesef tum karakteri kabak gibi meydana cikmistir.
    dunyanin en prestijli yarismalarini, sadece o muhtesem vucuduyla kazanmadigini, bilakis tanidiklariyla, sponsorlorlariyla ama en onemlisi, rakiplerinin uzerinde kurdugu tabiri caizse adice baskiyla basarildigini saskinlikla ve safca bir kirginlikla seyrettim. pumping iron sadece bu acidan bile bir hollywood ikonunu tanimak acisindan harika bir guide.

    lou ferigno yu ve ferignonun mentoru, antrenoru kisacasi herseyi olan babasini nasil seytanca planlarla cileden cikardigini, podyuma cikmaya dakikalar kaldiginda bile, kuliste isinirken, yaglanirken nasil rakipleriyle alay ettigini, bu isin tum picliklerine vakifligini gorunce, diger tum o dev adamlar, birer muhallebi kivamina geldi gozumde. harbiden digerleri sadece vucut gelistirme yapip, sampiyon olacaklarina inanan, dereceye giremediginde cocuk gibi aglayan, amator ruhlu sporcularken, arnold "ne yaparsan yap, kazan!" mottosunu kutsal ayet bellemis bir cakalmis. hatta bunu , kameraya piskin piskin siritarak kendisi de dile getiriyor ; kazanmak icin her yol mubahtir.

    arnold a ait, o kadar cok irrite edici detayla dolu ki bu yapim, izledigime bin pisman oldum. kristal vazo gibi bin parcaya bolundu cocukluk ikonlarimdan biri. kendisini sevenler belki de bu filmi izlemis ve " helal be be sana, aferim kekle saflari" diye keyfe gelmis olabilirler. lakin bu cetrefilli duzenlere hic ihtiyaci olmayan, estetik harikasi vucuda sahip, neredeyse bu is icin dogmus bir adamin, ali cengiz oyunlarina, bir kupa fazla alayim diye ayak kaydirmalarina, hic kusura bakmayin saygi duyamiyorum. harbiden keske izlemeseymisim.
  • seyircinin ilgisini çekmek için çeşitli kurgusal yönler de yedirilmiş bu film epey kaliteli bir yapımdır. vücut geliştirmeyle ilgilenen/ilgilenmiş veya bunun günümüzde popülerleşmesinin en önemli sebeplerinden birisinin ne olduğunu merak eden sinemaseverlerin seyretmesini gerektirecek derecede iyi bir "belgesel". (rotten tomatoes epey yüksek puan vermişti; sadece bu ölçü olsun.)

    "belgesel" diyorum; çünkü, daha sonra yapım hakkında yayınlanan ekstra materyallerde söylenenlere göre, işin içinde bazı kurgusal yönler var: mesela, arnold'ın babasının cenazesiyle ilgili kısım gerçeği yansıtmamaktaymış. bunun dışında, arnold'ın başta lou feringo ve babası olmak üzere, dahil olduğu ortamlardaki insanları uyuz eden tavırları, yapıma ilgi artsın diyeymiş. hayır, bunu öğrendikten sonra zaten bazı sahneler bir kere daha düşünülünce denebiliyor ki, normalde öküzümtrak boyutlarda olan lou feringo'nun sanki küçük emrahmışçasına yansıtılması bittabi olaydaki dramatizasyonun örtülü göstergesi olabilir... ama şöyle de bariz bir gerçek var ki, güney afrika'daki yarışmanın finalinde, arnold ve franco columbu sahnedeki pozları esnasında, columbu'nun şakalaşmaya çalışırken arnold'ın olayı acayip ciddiye alır tavırları, kendisinin gerçekte sahip olduğu acayip yoğun bir hırs ve alfa olma istencinin bir yansıması olabilir. (yandan yemiş psiko-analize de girişmeyelim şimdi badi; neyse.)

    hasılı: seyredin. hatta mümkünse "raw iron: the making of pumping iron"ı da seyredin.

    (bkz: raw iron)
  • vücut geliştirme yapanların mutlaka izlemesi gereken film.

    modern vücut geliştirme sporunun kurucularını anlatıyor.
  • 70'ler için vücut geliştirme sporunun golden era'sı denir. bu sıradan, yavan belgeselimsi filmi de o dönemin yarışmacılarını az çok tanımak amaçlı seyredilebilirsiniz. az çok diyorum çünkü başta frank zane olmak üzere dönemin birçok başarılı sporcusu lou ferrigno, franco columbu ve bir kaç diğeri gibi arnold'ın kuklası olmamış ve film boyunca tek bir karede dahi gözükmemiş.
    ayrıca bu filmi seyrederken bodycilerin 70'lerde daha çok insanı andırdığını görürsünüz bunun sebebi ise steroidlerin ve diğer kimyasalların halen bu spora günümüzde olduğu gibi çok yoğun bir biçimde girmemesi.
  • generation iron'dan sonra izleyince, kızgın kumlardan serin sulara gibi bir şey oluyor.

    generation iron'da ne kadar vücutçu profilinden tiksiniyorsanız, sıradan bir insan olarak göz zevkiniz ne kadar bozuluyorsa; pumping iron'da da o kadar "vücutçu" profiline yakınlaşıyor ve göz banyosu yapıyorsunuz.

    belgeselde anlatılanlardan bir kısmı için "kurgu" deniliyor, bunun böyle olabileceğini, izlemeden önce bile tahallül edebiliyorsunuz. ancak kurgulanmasının pek de mümkün olmadığı şeyler de vardı, örneğin arnold'ın etrafına saçtığı enerji...

    arnold sadece şampiyon değil, aynı zamanda efsane olmuş bir adam ve bunun tek nedeni 7 kez mr.olimpia olması olamaz.

    açıkçası, arnold' ın neden bu kadar dillere destan olduğunu anlayamazdım. sanırım benim aklımda terminatör ve sonrasındaki yaşlanma süreci olduğu için ona bakış açım önyargılarla doluymuş.
    hatta ben arnold'ın aslında vücutçu olduğunu bile bilmezdim eskiden... sanırım kendisini terminatör filmi ile tanımıştım, o zamanlar ufaktım tabi.

    bu belgeselle kendisini biraz daha tanıma şansım oldu ve anladım ki, onun alametrifarikası simetrik koca vücudu değil, onun dışa dönük yapısı, kadınlarla arasının iyi olması, insan ilişkilerindeki başarısı, kafasının çalışması, etrafa saçtığı o hayranlık uyandırıcı enerjisi ve kazanmayı bilmesiymiş.

    arnold, şimdinin vücutçuları gibi "bir şey olamadım bare vücutçu olayım" dememiş de, sanki tanrı onu gerçekten bu iş için yaratmış; fakat arnold bununla yetinmemiş ve kendisine başka özellikler katmış gibi...

    neden idol olduğunu, neden efsane olduğunu şimdi daha iyi anladım.

    ve bana kalırsa, o da kendisinden sonra türeyen hiçbir vücutçuyu samimiyeti ile beğenmemiştir bile.

    kendisi ile ilgili şöyle bir video yapmışlar;
    https://www.youtube.com/watch?v=nvlgqj8tvxe ve belki bu belgeseli izlemeden önce "arnold nasıl bitmiş adlı çalışma" derdim görüntülerle ilgili. şimdi ise "efsane" görüyorum. hiç bitmemiş bir adam görüyorum. adam 70'inde bile ağırlık çalışıyor ve vücudu bence gayet iyi, çünkü bunu değerlendirirken belli kıstaslar canlanıyor insanın kafasında. normal/diğer insanlarla kıyaslamıyorsun son halini.

    buna ek olarak, o dönemin vücutları; muhtemelen o zamanlar da belli kürler kullanılıyordu ama her şey çok daha "doğala yakın" olduğu için vücutlar, günlük yaşam açısından çok daha estetik ve insanlık dahilindeymiş...
    ben o vücutları çok sevdim ama evet o güzel vücutlar o güzel atlara binip gittiler :(
  • arnold schwarzenegger in 5 kez üst üste mr. olympia olduğu dönemleri de anlatan belgesel.

    dönemin vücutcularını görebileceğiniz enteresan bir belgesel.

    arnold o dönemde günde 4 saat çalıştığını ve antrenman sonrası sürekli olarak boşalma yani orgazm olma hissini yaşadığını, bunun kendisine inanılmaz keyif verdiğini anlatır.
  • ayrıca spotify müzik kanalı. bunca zaman bb/fitness esnasında dinlenilen müzik benim için daha çok rap, elektronikken, bu kanal sayesinde davul ve gitarın da ayrı bir gaz olduğunu keşfettim. kanaldaki şarkıların yarısı bildiğim şeyler ama spor esnasında iyi gidecekleri aklıma gelmemişti.