şükela:  tümü | bugün
  • indochinein le baiser albumunden nefis melodiye sahip sarkisi.

    ils passèrent comme des rois égarés
    a travers toute leur vie
    dans des villages appauvris
    ils pensèrent résister
    autour de gens agités
    que leur amour puisse exister
    toutes les nuits à l'infini...
    ah!l'infini

    car je ne crois pas que tout va bien par ici
    je veux aller quelque part
    je veux aller vers un paradis
    ne pas m'enfermer dans un parc
    a attendre un jour qu'elle ne parte
    pour une croisière sans retour
    vers la nouvelle angleterre...
    une croisière

    mmh! mmh!...
    car cet endroit ne lui disait plus rien
    elle y avait perdu, perdu son chemin
    ah! son chemin

    car je ne crois pas que tout va bien par ici
    je veux aller quelque part
    je veux aller vers un paradis
    on s'est construit et j'ai tout détruit
    on s'est détruit, on a reconstruit
    on s'est construit, on a tout détruit
    je me suis détruit, on a tout détruit
    on s'est puni

    oh! oh!
    mmh! mmh!...
    car cet endroit ne lui disait plus rien
    elle y avait perdu, perdu son chemin

    on s'est construit et j'ai tout détruit
    on s'est détruit, on a reconstruit
    on s'est construit, on a tout détruit
    je me suis détruit, on a tout détruit
    on s'est puni
  • indochine'in kesinlikle en iyilerinden. more ile beraber le baiserden çıkmış iki muhteşem şarkıdan biri. içindeki mızıka partisyonlarına da ayrı hastayım. elle y avait perdu son chemin...
  • peter watkins imzalı 71'den bir kurmaca-belgesel. amerikan yonetimi tehlikeli gordugu genceleri cesitli dersler vermek icin punishment park'a getirir. ozgurlukcu grup polis tarafindan cezalandirilirken aralarda belgesel mantiginda sistem ile grubun ideolojik tartismasini izleriz. zamaninda oyle bir tepki cekti ki klasik bir yeralti filmine donustu. ve nihayet yakin zamanda dvd olarak cikti...
  • sene 1970. abd’nin kamboçya’yı işgali ile birlikte ülkedeki savaş karşıtı gösteriler iyice yoğunlaşmıştır. kent state university'deki bir gösteride 4 öğrencinin öldürülmesi ile protestolar ülke genelindeki bütün üniversitelere yayılır, polise geniş yetkiler getiren yönetmelikler yürürlüğe girer. işte bu ahval ve şerait içinde peter watkins, abd’nin nasıl bir polis devletine dönüştüğünü ve işin nerelere varabileceğini göstermek için bu kurmaca belgeseli çeker.

    belgeselde 20-30 yaşları arasındaki bir grup muhalif gencin olağanüstü bir mahkeme tarafından yargılanıp hapis cezasına mahkum edildiklerini görürüz. ancak "suçlu"lara bir de alternatif sunulur; punishment park denilen, çölün ortasındaki bir arazide 85 km’lik bir yolu tepip, kendilerine önden 2 saat avans verecek olan polislere yakalanmadan abd bayrağına ulaşırlarsa serbest bırakılacaklardır. bundan sonrasında ise punishment park’ta tutukluların bu işin içinden nasıl çıkacaklarını tartışmalarını ve gün boyu aç susuz koşturmalarını, bir yandan da yeni bir tutuklu grubunun sorgulanmasını ve mahkeme üyeleri ile tartışmalarını izleriz.

    watkins oyuncuları komünist parti üyesi, antimilitarist, kadın hareketi içerisinde yer alan vs. kişilerden seçtiği için tutukluların kendi aralarındaki konuşmalar ve mahkeme üyeleri ile diyalogları oldukça gerçekçi ve etkileyicidir. zaten bu sahnelerdeki konuşmaların çoğu emprovizedir. filmin bu kadar kıyıda köşede kalma sebebi ise birkaç festivalde gösterilmesinin ardından dağıtımın yasaklanmış olmasıdır. film hakkında çeşitli değerlendirmeler için:

    http://www.mnsi.net/~pwatkins/punishment.htm
  • aradan geçen 43 yılın hiç eskitemediği cesur bir film.
    repliklerin, sahnelerin içinde geçen her şeyi geçtiğimiz iki yıl içerisinde defalarca gördük. görmeye devam ediyoruz. sanırım daha da görücez.
  • punishment park'ın hikayesinin türkiye'de yaşayan insanların hatrı sayılır bir kesimine çok tanıdık geleceği ortada. peter watkins'in de belgeseli kurgulama tekniği ile (found-footage sanırım) izleyenleri kurmacanın bir parçası haline getirdiği görülüyor. punishment park bir kurgu belgesel olmasına karşın içerisinde ciddi manâda doğaçlama öğeler de kullanıyor. abd'de 70'lerdeki savaş karşıtı avını, topluma enjekte edilen ulusal güvenlik bakış açısının nasıl bir histeriye kaynaklık ettiğini ve bunun ne oranda meşrulaştığını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
  • "buradaki polis memurları sizi hiçbir şekilde taciz etmeyecek ya da hedefe ulaşmanızı hiçbir şekilde engellemeye çalışmayacak. bununla ilgili kesin emir aldılar ancak size tanınan alanın dışına çıkmanıza da izin vermeyecekler."
    .
    .
    .

    + amerikadaki siyahi vatandaşlar tüm rusyadaki toplam televizyon seti ve araba sayısından çok daha fazlasına sahip.
    -ne olmuş yani?
    +bu durum bu ülkenin, senin halkının ekonomik şartlarıyla ne kadar yakından ilgilendiğini gösterir. dünyadaki diğer tüm siyahilerden çok daha iyi yaşam koşullarına sahipler.
    -hayvanat bahçesindeki hayvanlar için de aynısını diyebilirsin. onların da yaşam standartları iyileşmiştir eminim.

    sözleriyle düşüncelerinize, oyunculuklarıyla duygularınıza tercüman olabilecek bir dönem filmi. fakat hedefe aldıklarıyla müthiş derecede evrensel. gücün yozlaştırdıklarına dair.
  • devrimci sanıkların hepsi davalarında haklı olsa da, mahkeme sahnelerinde çoğunun ergen devrimci gibi çığırmaları bence zayıf nokta. iki tane aklı başında sakin sakin konuşabilen sanık da olsa iyi olurdu. karşı tarafın her organından pislik aksa da, devrimci tarafın haklılığından çok anarşistliğine vurgu yapıyor bu durum. ne gerek var.

    7/10
  • çekildiği döneme göre gerçekten çok cesur bir film. diyaloglar gerçekten çok iyiydi. bir kere izlemek yetmez bu filmi üzerinde düşünmek,tartışmak gerekir. izleyicisine bir şey göstermek istiyor '' punishment park'' bunu kapmak gerekir.
  • --- spoiler ---

    sanıyorum 68 kuşağından esinlenerek peter watkins tarafından 1971 abd yapımı belgesel havasındaki film. senaryoda da watkins imzası vardır. filmde, savaş karşıtı gruplara dahil olan siyasal suçlulara yıllarca hapse girmek yerine bir disiplin kampına birkaç günlüğüne katılma imkanı sunulmakta ve doğal olarak tüm siyasi mahkumlar da bunu tercih etmektedirler. ancak bu kamp, adeta bir av sahası gibi düzenlenmiştir ve polislerin faşizan tutumları nedeniyle mahkumların buradan sağ çıkmaları imkansız gibi birşeydir. filmin tamamı 16 mmlik eclair kamerayla çekilmiş ve filme belgesel havası son derece başarılı bir şekilde verilmiştir. filmde amerikan anayasası, hukuk sistemi, demokrasi kavramı, ırkçılık ve abd iç politikası hakkında önemli diyalog ve monologlar vardır. filmde devlet karşıtı sol propaganda yapılması nedeniyle, film yayınlandığı dönemde hollywood'a yakın sinemalar bu filmi göstermeyi reddetmiş ve hatta filmi protesto etmişlerdir. oysa filmin sol propaganda boyutu olsa da, amerikan devletine karşıt bir tavrı yoktur; yalnızca polis şiddetine ve genel olarak şiddete karşıt bir yaklaşım vardır. son olarak, filmin imdb.com puanı 7,9/10'dur.

    imdb.com - http://www.imdb.com/title/tt0067633/

    wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/punishment_park

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=suh2r2ojp3i

    --- spoiler ---