şükela:  tümü | bugün
  • gözlerinin içi pırıl pırıl parlayan, muhabbeti sağlam, kalemi güçlü, güzel insan.

    kelimeler yetmez ki onu anlatmaya,

    tarifsiz bir koku gibidir kendileri...

    hoş geldin ne de iyi ettin...
  • insan değil, cin olduğundan şüphelendiğim, kalbimi, aklımı, ruhumu teslim almış yazardır.
  • hoş gelmiş yahu. gelmiş de haber vermiyor. vermediği gibi bi' de unutmuşum diyor.

    dayaklık yeminle.
  • beni dertlere gark etmiş yazar. eğitimciymiş(!)
    #32925487 entrysiyle çoğunluk takdir etmiş olmalı ki eğitimciliğini; en beğenilenlerde yer almış.
    derdini "göt herifler" cümlesiyle anlatan bir eğitimci! giri boyu ettiği hakaretlerle sözde mazlumluğunu anlatan; "verdikleri maaş bir yerlerine girsin" deyip, "ailen malsa üzgünüm" serzenişiyle beğeni toplayan bir eğitimci. bu üslupla bırak eğitimciliği; görgüsünden dahi şüphe ettiren bir eğitimci...
    bu mudur eğitimci yorumlaması? kağıt ile plastik kutusunu ayırmakla eğitimci olunmaz; her şey dilde başlar.
    öğretmenlerin çocuğu yetiştirmek gibi bir vazifesi yoktur, ahlaki bir misyon taşımaları iyi niyetlerindendir. kılavuz olmaktır görevi, ebeveyn sorumluluklarını icra etmek değil; evet. bütün bunların yanında kendi rızasıyla ve isteğiyle, görevi gerektirmediği halde yaptıklarını başa kakması gibi bir hakkı da mevcut değildir. bu davranış biçimi şık değildir.
    bir öğretmene, her ne konuda olursa olsun, birilerine ithafen; "ailen mal" ifadesini kullanmak, "kızlar gerçekten bu tür durumlarda erkeklere nazaran daha duyarlı olurlar." gibi sığ bir bakış açısıyla konuşmak yakışık almaz.
  • "küfür işçi sınıfının ağzında bir güldür" sözünü bir kez daha doğru çıkartan yazar.
    şans eseri denk geldiğim bir yazısından sonra ötekileri yazılarını okumak elzem oldu. arada katıldıklarım oldu, katılmadıklarımda. yine de bu takip edilesi bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

    eline sağlıktır.
  • bir sestir.

    belki her şeyi değil ama çok şeyi görüp, duyup, dokunup, koklayıp, yaşayıp, sarsıp, sarsılıp sonunda hayreti ve merakı kaybetmişken,

    her şey gereğinden iyi, gereğinden kötü, gereğinden cazip, gereğinden yavan, gereğinden parlak, gereğinden soluk, gereğinden sıradan ve renksiz hale gelmişken,

    dünyanın, evrenin, taşın, toprağın, ateşiyle, suyuyla, herşeyiyle mucize olan hayatın içinde bile mucizelere inanmaz hale gelmişken,

    dünyayı yukarıdan seyretmek, olmazsa dünyanın yüzünü tırmalayıp yüzünde gezinmek dışında hiç bir şey artık ilginç gelmezken

    duyulan bir sestir.

    hiç bir yerden, ama her yerden gelen bir ses.. konuşan, bağıran, gülen ağlayan, fısıldayan, rahatlatan, güç veren kadın sesi.. yere sıkı basan, kararlı yürüyen ayakların adım sesi. o hayreti, hayranlığı, merakı hayata döndüren, renkleri yerlerine geri koyan, ardında evrenin gizi okunan pırıltılı gözleri görmeden sanki bin yıl önce, sanki bir an sonra duyulan melek sesi. akıldan sadece ve milyon kez 'demek ki böyle de olabiliyormuş' düşüncesini geçiren o gülümsemenin taşıyıp getirdiği tanrı sesi.

    günlerden bir gün, tam bu saatte, iyi ki benimle dalga geçenin, varlığını duyuranın, benimle gülenin, ağlayanın, yol yürüyenin, iyi ki beni sevenin, iyi ki kendini bana sevdirenin sesi.

    zaman bittikten sonra bile, zamanın ötesinde bir yerlerde, tam bu saatte, 'iyi ki varsın, iyi ki beni sevdin, iyi ki seni sevdim' diyecek olduğum mucizemin sesi..
  • ''hiç bir zaman olması gerektigi gibi degil dedi insanlar,
    müzigin sesi, sözcüklerin
    yazılışı,
    hiç bir zaman olması gerektigi gibi degil, dedi,
    bütün bize ögretilenler, peşinden koştugumuz aşklar,
    öldügümüz bütün ölümler, yaşadıgımız bütün
    hayatlar,
    hiç bir zaman olması gerektigi gibi degiller,
    yakın bile degiller.
    birbiri arkasından yaşadıgımız
    bu hayatlar,
    tarih olarak yıgılmış,
    türlerin israfı,
    ışıgın ve yolun tıkanması,
    olması gerektigi gibi degil,
    hiç degil,
    dedi.

    bilmiyor muyum? diye
    cevap verdim.

    uzaklaştım aynadan.
    sabahtı, öglendi,
    akşamdı,

    hiç bir şey degişmiyordu
    her şey yerli yerindeydi.
    bir şey patladı, bir şey kırıldı.
    bir şey kaldı. ''

    - hiç sıkılmıyor muyum sanıyorsun kendimden?
    + sıkılıyorsun da bu yakıp dökmelerin neden?
    - adı üstünde sıkılıyorum işte kendimden! hem bak hiçbir zaman olması gerektigi gibi degil insanlar. içi geçmiş leşleri saymıyorum bile!
    + peki, haklısın.
  • doğduğu şehir sebebiyle badilerim arasına hızlı bir giriş yapan yazar. öğretmenmiş yanlış anlamadıysam, meslektaşız.
  • insan canlısı olduğunu düşündüğüm yazar. ufacık bir yardım istedim, o daha fazlasını sundu. ne mutlu ki böyle insanlar da var.