şükela:  tümü | bugün
  • farklı bir kültürdür. purolar hakkında bilmek istenen herşey için. http://www.purodukkani.com/
  • kraliçenin bir numaralı hizmetkarı... elinde zenci pipisi gibi kocaman puro. puf puf veriyor aradan dumanı ufuklara bakarak.
    gerilim sinemasının babası... kocaman puro yine ağızda, ucunda da papağan mı ne bok?
    kulübünün ismini doğru söyleyemeyen para babası. stadda şeref tribününde yakmış koca puroyu göstere göstere içiyor.

    bu adamların parası, statüsü var da puroyu içiyorlar diye, gerçekten bu kültüre haiz olduklarını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. gece kulüplerinde kömür sobası bacası gibi tüten, sonra da içtiği puroyu yere atıp çiğneyen öküz insanlar gibi bu saydığım örneklerdeki kişiler de aslında sadece fallik bir nesneye sahip olmak için ellerinde tutuyorlar o el emeği göz nuru cisimleri.

    puro kültürü, basite alınacak bir kültür değildir. doğru puroyu seçmek, mekana, yemeğe, içkiye göre doğru puroyu yakmak, görgü kuralları ve bununla birlikte sayılabilecek bir çok kuralı içinde barındırır. tekel bayisinden beş liraya osuruk backwoods alıp, barda ucunu bile doğru dürüst yakamadan susamlı çubuk kraker gibi ağza dayayıp iki saniyede bir astım fısfısı gibi fıs fıs içe çekmekle bu iş olmaz güzel kardeşim. bu kadar gösteriş meraklısıysan djarum al, captain black al onu iç. illa ki puro içeceğim diyorsan, maymun olmadan önce bir iki satır bir şeyler okumuş olmalısın. bambi'de dürüm yeyip ardından, kocaman ucuz rus purosunu yakmak maymunluktan başka bir şey değildir. kimsenin gözünde "vays be yaktı puroyu taşşaklar nerden baksan beş kilodur" imajı bırakamazsınız. vay öküz diye bakacaklardır. gece kulübünde oturup müziğe vücudun alt kısmı sabit üst kısmı slow motion bir şekilde 90 derecelik çember yayı çizerek elde puroyla gözleri kısarak adam olamazsınız. adam olmanın şartı bu değildir. nerede nasıl davranmanız, oturmanız gerektiğini bilmiyorsanız, zaten elinizdekini piç ediyorsunuz, onu sarmak için ter döken kadınların emeğine ihanet ediyorsunuz.

    size bu kültürle ilgili bilmeniz gereken bir kaç husus hakkında bilgi vereyim de taşşak oğlanı olmayın.

    ilk kez puro alacak ya da ne bileyim heves etmiş kişiler mutlaka aynı soruyu sorarlar kendilerine. "ay hangi purolardan alayım. ay çok büyük olsun namım yürüsün. ay şuna bak damarlı zenci yarrağı gibi. ayol çekebilir miyim onun dumanını içine. ay çok güzel gözüküyor." çaylaksın gülüm. senin için başlangıç kuralı şudur: havana purolarına dokunma. zaten paran da yetmeyebilir bir çoğu için. başlangıç için her zaman hafif dominik purolarını alın. başlangıç için ciddi söylüyorum, gerçek kural budur. daha sert içimli, ya da hafif içimli ama içim mesafesi uzun havana puroları, sizi purodan bile soğutabilir. "ayh osuruk gibi ayol bu" diyip kendi dangozluğunun suçunu mis gibi puroya atıp puro içmeye başlamadan purodan soğuyan ve insanlara da içmeyin lan çok kötü diyenlerin sayısı hiç de az değildir. puro gerçekten de yapımı düşünüldüğü zaman bir sanat eseri, özellikle de tek bir tanesi tek bir bitkiden elde edilen criollo 98.

    şimdi bir puroya bakalım canolar. bir puro 3 tütün katmanından oluşur. nedir bu katmanlar? volado, seco, ligero. volado puronun yanmasını sağlar. seco kokuyu ve aromayı oluşturan katmandır. ligero ise puronun sertliğini belirler. örneğin bu satırları okuyan akıllı okurların da hemen farkedeceği gibi, daha hafif bir puro elde etmek için, ligero’nun oranının azaltılması gerekir. purolar hakkındaki en büyük yanılgılardan birisi de burada söz ligerodan açılmışken aklıma geldi. dangoz puro içicileri sanarlar ki küçük purolar (mesela cigarillolar) daha hafiftir. neden? çünkü küçücük fıçıcık. ulan bunun dumanından ne olacak osuruk gibidir. o yüzden gideyim kol gibi puro alayım, biraz daha sert olsun. bunlar çok hafif. nah daha hafif. bir puronun içim mesafesi, yani kendisi ne kadar küçülür ve kısalırsa o derece direkt, keskin ve sert bir içimi, dumanı olur. ince purolar daha sıcak olduğu için, içimi ve tadı da daha agresiftir. aynı durum puronun içindeki dumanı çekim direnci düşük olduğunda da geçerlidir. bu direnç, yani puronun iç yoğunluğu ne kadar düşük olursa, o kadar ağır ve agresif bir içimi olur. bu yanılgıya gösteriş budalası acemi dangozlar kolayca düşerler. çaylakların içine düştükleri ve yanlış seçim yapmalarına sebep olan diğer bir yanılgı da açık renkli puroların koyu renklilerden daha hafif olduğuna dair olan şehir efsanesidir. halbuki koyu renkli ama çok hafif içimli purolar olduğu gibi, açık renkli ama ceberut içimli purolar da vardır. bu gerçek tüm üreticiler için geçerlidir.

    evet genel geçer başlangıcın başlangıç bilgileri bunlar. devam ediyorum.
  • klozet kapağı kullanmayı bilmeyenlere göre değildir.
  • puro satın alınırken nelere dikkat edilmelidir? öyle her önüne gelen puroyu vays diye almak, ucuz bulduğunu cebellezi etmek doğru mudur? elma armut alır gibi bunu alırken çürük mü çarık mı diye bakmak gerekir mi? puro kültürümüzün bu bölümünde puro alırken dikkat edilecek hususları göreceksiniz. aldıktan sonra "ya dayı bunun içinde sanki bir böcek var gibi hassiktir anayı bu ne lan" demeyeceksiniz.

    abicim önce bir kendi puro konseptini belirlemelisin. sonra ise fiyat araştırmasını yapmalısın. kesene hangisi uygun onu araştır sonra tek dala 50-100 euro verme. temel düstur mutlaka şu olmalı "totalmente a mano long filler" olmalıdır; bu ne demek lan? yani bir tanesi yekpare yapraktan elde sarılmış puro.

    havana purosu alacaksan ve kübadaysan mutlaka sandıkta satılanlardan al güzel kardeşim. karton kutulardan uzak dur. hatta bu havaalanından puro alırken filan da geçerli. mesela guantanemera, karton kutu içinde fakat her bir dalı hava geçirmez bir jelatin midir nedir onunla kaplı olduğu için alınabilir. fakat jose l piedra he kadar mükemmel bir tada sahip de olsa, tamamen açık karton kutunun içinde satıldığı için alınmamalıdır. neden? çünkü karton kutular, puronun tadını ve kokusunu yüksek oranda tahrip eder. puroyu satın aldıktan sonra ise mutlaka nemlendiricili bir humidorun içine koyun.

    diyelim yine para bok kübadasın. bir sandık dolusu puro almaya karar vermişsin. sandığı önce açtır abicim ve puroları dikkatlice gözden geçir. sandığın içini de kokla. amonyak kokusuyla varsa tssısıs siktir lan de çünkü bu, purolarda olgunlaşmadan toplanmış tütün kullanıldığının bir göstergesidir.

    kübada veya istanbulda (istanbulda bir kaç tane de olsa iyi puro satıcısı var) müşterisine değer veren satıcıları tercih edin derim. gerçek puro satıcıları, puroyu sadece bir ekmek kapısı olarak değil, bir sanat parçası olarak görürler.

    nem oranının yüksek olduğu yerlerde küflenme, dükkanlarda bile maalesef görülebilmektedir. bu küf ve mantar, son kullanma tarihini geçirmiş purolarda gözükmektedir. tütünden beslenerek çoğalır ve puronun tadını tamamıyla bozar. bunlara dikkat edin. küflenme var mı yok mu diye kontrol edin sonra çöpe atarken gitti babo 20 euroluk nimet demeyin? ağlama yani sonra onu demek istiyorum.

    ve gelelim bir puronun başına gelebilecek en kötü şeye. lasioderma serricorne. bu sikindirik isimli şey bir böcektir ve bu sikindirik böcek başka tütün yokmuş gibi en değerli tütünleri sever ve tütün içine bıraktığı larvalarla da çoğalır. eğer bir puronun üstünde ufak ve düzgün bir delik varsa, böcek içeride fink atıyor demektir. ciddi ithalatçılar ve satıcılar puroları dondururlar ama bir çoğu buna gerek duymaz ve böcek güney amerika’dan buralara kadar gelebilir. böyle bir durumla karşılaşırsanız, puroları dondurun ve 2 hafta kadar filan buzlukta bekletin. tüm larvalar ve böcek geberecektir şerefsizler. kullanacağınız zaman ise bir gün normal buzdolabında bekletin. tırsma güzel kardeşim, puronun tadı bozulmaz böyle yapıldığı zaman. ama sonra tekrar dondurayım derseniz piç ederseniz puroyu, sonuçta banvit değil puro bu.
  • nasıl seçeceğimizi öğrendik. hıyarlık yapmamayı da bir kenara not ettik. bir sürü puro aldık. vays baba diye önünde mal mal bekliyoruz. e nereye koyacaksın şimdi o kadar puroyu? hayvanlar gibi şeker çuvalı dolusu puro almışsın, ne bok yiyeceksin şimdi bunlarla? kenara mı koyayım diyorsun? güldürme adamı, en az yüzde 70 nem olmazsa ortamda sıçarsın, kurur, tadı piç olur. evet kenara yazın yine.

    yeni nesil havana puroları sadece bir yıl boyunca aromasını koruyabilir. bunları bir sene içinde tüketirseniz, maksimum tadı alabilirsiniz. ama cohiba sublimes veya montecristo c gibi kuvvetli havana puroları, zaman geçtikçe olgunlaşır. bu tip puroları humidorlarda bekletin. humidor konusuna tekrar gelecem iki dakika bekleyin.

    puroları bazı dangozlar kurban eti gibi buzdolabında saklamaktadırlar. ketçap almak için buzdolabını açarsın bakarsın puro var. bre hayvan dersin purodun anlıyorsan. puroları asla buzdolabında saklamayın. her ne kadar böcekli puroları dondurmak gerekse de onları sürekli buzdolabında saklamak, tadını bozar ve hatta yabancı kokuların içine sinmesine neden olur. güzelim puroyu içerken tanıdık bir tad gelir. "allah allah bu puroda niye domates tadı var" dersin, bir gözlerin uzaklara dalar.

    puroların yerleri humidorlardır. humidor nedir peki? humidorlar, puroların bozulmaması için nem oranının sabit olduğu, özel ağaçtan yapılmış kaplardır. ama en iyisi en pahalısı olmadığı gibi kaliteli humidorlar da yaklaşık olarak 600 eurodan başlamaktadır. oha oha derseniz de kendi humidorunuzu basitçe yapabilirsiniz. kısaca anlatayım. diktörgen bir kap olacak şekilde tahtaları alın. genelde belli bir boyutu vardır ama fazla takmayın buna. purolarınızın boyuna göre tahtaları kesin. bir taban, bir açılacak kapak, aynı yanlar için de dört ayrı ahşap seçin. kiraz ağacının odununu kullanmanızı tavsiye ederim. tahtalar böyle güzelce zımparalanmış olsun. neyse işte bunları kutu olacak şekilde birleştir orayı o kadar anlatmayayım di mi basit bir şey için. yapıştırırken yapıştırıcı da kullanın ama silikon da kullanmanızı tavsiye ederim kenarlar için. yapıştırıcının tamamen kuruması için bir kaç gün bekleyin. sonra önce içine ufak bir nemlendirici bölümü yapın. kısa kenardan bir ya da iki santim içeriye bir tahta daha yapıştırın. bu ufak bölmenin içine de bir sünger koyun. alın size humidor, süngerin suyu buharlaştıkça içine su koyarsınız. kapağı da takmak da sizin işiniz, ufak minik menteşeler var onlardan kullanabilirsiniz. kapağın değdiği yerlere de ya silikon sıkın ya da hava almayacak şekilde kapanmasını sağlayın.

    yanınızda taşıyacağınız purolar için de puro kılıfı alın. bunları alırken de dikkat etmeniz gereken kılıfın hafif ve puronun nemini bir hafta boyunca koruyabilecek olmasıdır.
  • puroyu aldınız, saklıyorsunuz. alıp içeceksiniz bir gün. ama bir baktınız ucu kapalı. öküz kovboy tribine girip de sakın ucunu koparıp tükürmeyin. puroseverlerin çok kınadığı bir terbiyesizliktir bu.

    purolarda bir standart olmadığı için, nereden kesilmesi gerektiğine dair bir kesinlik yok. ama genel olarak yaklaşık 15 santime bir buçuk santim ölçülerindeki bir corona’nın, çapının 5’te 4’ü kadar bir kısmı, ucundan kesilirse iyi olur. göz kararıyla buna karar verebilirsiniz çok zor bir şey değil. oturup da ölçmeyin yani cetvelle.

    ucuz kesme aksesuarları pek bir boka yaramaz. kalite için biraz parayı gözden çıkarın. zaten madam hava atacaksınız, iyisini alın bir boka yarasın. iyi bir puro makası ya da bıçağının fiyatı yaklaşık 50-100 lira. valla bize gelişi bu. öyle normal kağıt makasıyla kesen öküzleri görüyorum ki fakirlik içinde kıvrandığım zamanlar da ben de yapmıştım bunu utançla, suratlarına suratıma tüküresim geliyor. konfeksiyonda kumaş kesmiyorsun arkadaşım, ayağını denk al yani.

    puro kesilirken mutlaka nemli olmalı. kuruysa, keserken dış tabakası patlayabilir. böyle sik gibi elinde puroyla kalırsın heheh.

    puro makası, giyotin veya bigudi kullanılabilir kesmek için. puro makası en önemli puro kesicisidir çünkü bir tek makasla en kalın purolar bile zedelenmeden kesilebilir. yolculuklarda ise en rahat taşınabilecek kesici giyotindir.
  • "almışım güzel puroyu, kol gibi ohş. koydum çeyiz sandığı gibi humidorumu da masaya. gümüş giyotinle de kesmişim puronun ucunu. şimdi de zippoyu çıkarıp yaktım mı sıra domaltmasına dizerim her hatunu" allah belanı versin bunu düşenen sen her kimsen pezevenk. sadece puronun kullanış amacı yüzünden de değil, zippoyla puro yakılmayacağını bilmeyip ahkam kesmesinden dolayı. neden yakılmaz? neyle yakılır? öğrenelim.

    neden benzinli çakmak kullanılmaz biliyor musunuz? bu tip çakmaklar, puronun içine, aromasını bozan yanan gazın buharını yayar. tecrübeli bir içici değilseniz farketmezsiniz ama biraz damak tadınız varsa bu konuda, ıyh edersiniz. tercihen kibrit, yoksa gazlı çakmak kullanın.

    puro hiçbir zaman direk olarak ateşle temas etmemelidir. yaktığınız kibriti ya da çakmağı alttan alev puroya değmeyecek şekilde tutun. yani ısıyla yansın.

    puronun ucu, alevin üstünde yaklaşık olarak 45 derece yukarıya doğru kalkmış bir şekilde durmalıdır. alevin puroya temas etmemesine dikkat ederek, yavaşça puroyu çevirin. puronun çapı ne kadar büyükse, alevin ısısını puronun ucuna o kadar dikkatli yedirmeniz gerekir. ama alevi sokmayın ikinci kez söylüyorum. tütünün aromasını bozarsınız. ve bunu siz bile farkedersiniz.

    bir puro bir defadan fazla yakılmamalıdır. muhabbete dalıp sürekli baştan yakarak piç etmeyin puroyu. puroda sigaradaki gibi sürekli yanmasını sağlayan o zımbırtıdan olmadığı için belli bir süre sonra söner. bir defadan fazla yakıldığı takdirde, tütünün tadında bozulma olur. ideal olanı, puronun sönmesine fırsat vermeden kısa kısa purodan nefes çekmektir. yani mesela dakikada bir nefes çekmek iyi bir süre. öyle ha babam de babam puroya abanmak da öküzlük biraz.
  • mesela, şöyle içme kotünü .ikerim, böyle yapan gelsin benimkini emsin diye ahkam kesenlerin muhtelif yerlerine sokulmaz puro. kültürü var boru değil. yakışmaz.
  • "abi bu kadar anlattın da ben bir backwoods bilirim başkasını tanımam? ha bir de che diye bir şey var" diyorsunuz, duyuyorum buradan. che kadar sikindirik bir puro daha yoktur ve üstüne bir de pahalı.

    şimdi size en ünlü puro markalarını sayayım ama bunlara da paranız yetmeyebilir, deli pahalı şeyler bunlar, götünüzü verseniz anca alırsınız bazısından böyle on dal filan, bir puro için de götü vermeye değer mi? sonra kesenize uygun türkiye'de de bulabileceğiniz güzel bir kaç purosu da söyleyeceğim meraklanmayın. bu puro markalarının yanına fiyatlarını yazmayacağım, çünkü yazacağım fiyatlara türkiye'de zaten bulamazsınız. ilgilendiğinizin fiyatını kendiniz araştırın ama mesela saint luis rey double coronasın tek bir tanesinin fiyatı yaklaşık 12 eurodur avrupada, kübada ama türkiye'de git hasbutçunun dükkanına bak bakayım fiyatına, çüş be abi dersin ama yok yani türkiye'de elden ne gelir.

    baba küba purolarından başlarsak işe:
    ramon allones specially selected orta sertlikte ve yoğun aromalı güzel bir puro.
    rey del mundo petit coronas en yumuşak içimli havana purosudur. davidoff amcanın da favorisi buymuş hatta ben başkasından duydum kendisi demedi.
    rome y juliete churchills ismi bayağı popüler olan bir purodur. sert churchiller grubunun içimi en sert olanlarından.
    hoyo de monterey petit robusto mesela ara sıra puro içenler için idealdir. orta sertlikte ve yoğun aromalı.
    saint luis rey double coronas eskinin en sert purolarından.
    h upmann magnum 46 var mesela unutulmaması lazım, sınıfının en önemli referansı bu hayvan bebek.
    partagas lonsdales de havana purolarının en zarifi abi. görüntü itibariyle de güçül bir ifadesi var. bunun fiyatını da söyleyeyim ehehe en aşağı on bir euro filan tanesi ehehe.

    bunlar yeterli küba puroları için biraz da dominik cumhuriyeti purolarına bakalım:
    the griffin’s en klasik dominik purosudur. bir de ikizi var joya de la romana.
    charles fairmorn belmore colorado da kuvvetli aromasına rağmenböyle fazla ağır olmayan mangal yürekli bir puro. daha hafif alternatifi var o da belmore erp.
    santa damiana en küçük ama en sert purolardan. sadece dominik için değil tüm dünya puroları için söyledim bu özelliğini.
    davidoff 2000 en lezzetli ve en güzel aromalı puro olarak kabul ediliyor. henüz tadamadık abisi.

    gelelim honduras purolarına. şaşırmayın. honduras da çok güzel purolar üretir.
    camacho küba purosu içmeyenlerin ya da sevmeyenlerin favorisi. küba purosu sevmeyene ne denir, bilemem. söylemek istemem daha doğrusu burada. iki serisi var camacho'nun. criollo yumuşak, corojo ise biraz serttir. başkan purosu adı verilen h1 en çok tercih edilen purolarındandır. hani o kulüp başkanlarının elindeki dangoz purolar var ya, at yarrağı gibi onlardan.
    maria mancini var aralarındaki en ucuzlardan. 1,50 euroya filan.
    la libertad bayağı ünlü bir marka. beş farklı formatı var ama en tav edici yanı o mükemmel sandığı. harika ötesi bir sandığı var.

    nikaragua'da da üretiliyor biliyorsunuz. pek meşhur olmasa da joya de nicaragua diye baharatlı ve sert bir puroları var. bir de daha zarif casa de torres var.

    brezilya'nın da çok ünlü puroları yok ama ciddi söylüyorum, küba purolarından sonra en güzel puroları fiyat, performans oranına göre bu herifler yapıyor. yani bir futbolcu, bir hatun, bir de puro. afro reggea de var tabi.
    artist line diye bir puroları var mesela. bu alemin mücevheridir artist line. yıllandıkça tütünü güzelleşir hatta şarap gibi mübarek. bir de benim favorim o muhteşem ve ucuz cigarilloları clubmaster vardır.

    bunlar pahalı purolar. en ucuzunun tane fiyatını söyledim. 12, 15 euroya kadar yolu var ki, bunu türkiye'den alacaksanız daha da katlanarak göte giriyor o monte cristolar.

    bütçenize uygun bir kaç puro markası sayayım. habanos'un ürettiği purolara güvenin. ucuz ve kaliteli purolar üretirler. guantanamera, hafif içimli güzel bir corona'dır. jose l piedra bakımı zor içimi de hafif sert bir coronadır. her ele yakışmaz lakin. türkiye'de her yerde bulabileceğiniz titan da fena sayılmayacak herkesin içebileceği hafiflikteki ucuz purolardandır. panter isimli ağızda çok hoş tad bırakan yoğun aromalı ve tatlı sert içimli bir senoritadır. muadili olarak daha hafif ama yoğun aromalı wildeyi gösterebilirim. clubmaster, romeot y juliet, fonseca, habanos cigarillos güzel cigarillolardır. en muazzamı romeot ve cülyet (pahalı da azıcık), en zor aromalısın habanos, en hoş içimli ama serti clubmasterdır. buna göre seçin. alvaro isimli saludolar var ki fiyatına oranla enfes ötesi bir puro. fakat türkiye yakınlarında bulabilir misiniz bilmem. havaalanında da yok sanırım. daha bir çok puro ismi var ama bunlarla başlarsanız, keseyi de fazla zorlamadan harika purolar tadmış olursunuz söyleyeyim.
  • adab-ı muaşeret kuralları:

    efendim puro sigara gibi bir şey değildir. dumanı yoğun ve içimi uzun sürer. o yüzden bulunduğunuz mekan kendi mekanınız değilse, mekan sahibinden içmek için nezaketen izin almak, önemli bir nezaket kuralıdır.

    puronuzu asla başkasına yaktırmayın. çıkarın büyük puro kibritinizi kendiniz yakın. başkasının purosunu da yakmak için yeltenmeyin. bu nezaketsiz bir kuraldır.

    puro küllükleri vardır. böyle uzun, üstüne koyulabilir purolar. eğer bu küllüklerden yoksa o sikindirik kahvehane küllüklerinin içine koymayın puroyu. elinizde tutun. külünü de sürekli silkmeyin.

    purodan sürekli nefes almayın. sigara değil bu. dakikada bir nefes yeterlidir. nefes demişken ciğerlerinize çekmiyorsunuz unutmayın. puronun tadından, aromasından hiçbir şey anlamazsınız bu şekilde.

    puronuz söndüğünde küllüğe bastırıp söndürmeyin. puroya yapılmış büyük bir saygısızlık olarak kabul edilir bu. maltepe mi söndürüyorsun dangoz derler adama. bırak puro kendisi sönsün. bir de dibine kadar içmeyin "lan o kadar para verdik bilader, dibine kadar içmeliyim" diye düşünmeyin aman.

    büyük puroları sigara gibi tutmayın ama mafya babası gibi gözükeceğim diye de işaret ve başparmak arasına da sıkıştırmayın ufak puroyu.

    masaya humidor filan bırakmayın. ufak cigarillo kutuları olabilir ama o humidorun yeri masa değil. (bar restaurant masasından bahsediyorum)

    yemek masasında puro içmeyin. bu bildiğin görgüsüzlük kardeşim. yemek masasını bir kere dumana boğmaya hakkın yok, ikincisi de orgazm sigarasıyla puroyu karıştırmayın her şeyin bir sırası var.

    yemek sonrası masadan kalktıktan sonra direk kocaman puroya saldırmayın. yemekten sonra içilebilecek en güzel puro cigarillodur. sonra içki içmeye başladığınızda, puronuzu yakabilirsiniz. sokakta yürürken puro içen dingilleri görüyorum. bunu yapmayın ya gözünüzü seveyim.

    birisinin suratına üflemeyin o dumanı.

    asla puronun ucunu ısırıp koparmayın. adam gibi makas, giyotin filan alın.

    herkes puroyu görsün amaçlı yapılan dirseği masaya dayayıp puroyu göndere çekme hareketi de görgüsüzlüktür. fazla havaya kaldırmayın.

    iki ucu da kapalı bakınca ulan bu ne diyeceğiniz purolar da vardır pek rastgelmeyecek olsanız da. böyle bir şeyi yakacak iseniz eğer, sadece içeceğiniz ucu kesin. yani ağzınızı dayayacağınız ucu.

    bazı tony montana özentisi beyaz dik yakalı gömlekli hırbolar puroyu dişlerinin arasına sıkıştırıp sırıtmaya bayılırlar. mükemmel bir piyasa yaptığını düşünen bu denyoların yaptığı bu hareket de görgüsüzlüktür, yapmayın. puro ağızda tutulmaz ayrıca. birincisi hoş bir davranış değil. ikincisi ağız kısmı ıslandığı için dumanı çekemezsiniz.

    puro yalanmaz arkadaşım. hiç de hoş gözle bakılmaz malafat gibi şeyi yalayan adama. filmlerde gördüğünüz her şeye özenmeyin