şükela:  tümü | bugün
  • kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle şu veya bu sebeple kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi. öğretmenin bir öğrencinin başarılı veya başarısız olacağı yönündeki beklentisinin, o öğrenciyi başarılı veya başarısız kılması bir örnek olarak verilebilir.
    (bkz: kendi kendini gerçekleştiren kehanet)
  • mite göre kıbrıslı yalnız heykeltraş pygmalion, fildişinden yonttuğu heykele aşık olur. galatea ismini verdiği heykele duyduğu saplantıyı fark eden tanrıça aphrodite galatea'yı canlandırır ve yontucusuyla aşk yaşamasını sağlar. ''kendini gerçekleştiren kehanet'' olarak literatüre geçen bu terim beklenti yansıması olarak da tanımlanabilir. bir nesne, kavram ya da kişiye olan beklenti ve tutumlarınız eğer algıya dönüşürse kesinlikle gerçekleşecektir. bir ip cambazı bir gün ipten düşer ve ölür. karısının anlattığına göre son üç ayı hep bu korku içinde geçmiştir. bir kişiye üstün gözüyle bakılır ve kişi bunun farkına varırsa, o doğrultuda davranışlar geliştirecek ve kehaneti sağlayacaktır. peki beklenti sonrası oluşan algının kadere dönüşmesini engellemek mümkün müdür? minority report filminde prekognitif (haber verici) rüyalar kanıt olarak kabul edilip, suç öncesi olaya müdahale ediliyordu. şuçlu, daha kehanet gerçekleşmeden yakalansa bile suçu işlemiş bir katil olarak yargılanıyordu. kendini gerçekleştirmeyen kehanet ise başrol oyuncusunun algı ve tutumunu kontrol etmesiydi. hayata dair beklentilerimizin yüksek ya da düşük tutulduğu ve bunu davranış, tavır, bedensel ve ruhsal yönden sezdirdiğimiz andan itibaren denklemi sağlayacak platform kendiliğinden gelişecek ve özneyi içine çekecektir. doğu felsefesindeki karma inancına göre evren çok istediğimiz bir şeyi biz vageçtiğimiz an bize sunar. zamanlama senkronizasyonu kişiden kişiye mutluluk çıktısı olarak tatmin edici olmasa da böyle bir mistik inanış var. psikolojideki pygmalion etkisi ise dönütlerini organizmanın hamlelerine göre senkronlar. sokrates geometri hakkında hiç bilgisi olmayan birine problem çözdüreceğine inanır ve bunu başarır. kader yap-bozu tamamlanırken belki de elimizde olmayan kısmı, bizim oluşturabileceğimiz parçaları biraz düzenleme yolunda etkisi olan bir kavramdır. kim bilir? bir şeye bakmanın onu değiştireceğini söyleyen belirsizlik ilkesi yan odada sırıtırken, kişinin kehanetleri ne zaman gerçekleşir, gerçekleşir mi? o belirsiz.
  • pygmalion adlı oyunda da bu etkiyi ifade eden dialoglar vardır.oyundaki karakterlerden profesör higgins çiçekçi kız mis doolittle a her zaman bir çiçekçi gibi arkadaşı pickering ise bir hanımefendi gibi davranırlar.ve mis doolittle şu sözü söyler:" bir hanımefendi ile çiçekçi kız arasındaki fark nasıl davrandıkları değil, onlara karşı nasıl davranıldığıdır."
  • kişinin neyi beklerse onun gerçekleşmesi olasılığının yükselmesidir. yani bireylerin düşünceleri davranışlarına yön verir, sonuçta ön yargımız ya da beklentimiz sonucu etkiler.
  • bende olduğunu düşündüğüm etki.

    bir ara deli olduğuma da inandırdıydım kendimi ama sonra "deli olduğumu düşündüğüme göre deli değilim! heheh" deyip yırttıydım. iyi de "bir delinin ne düşündüğünü anlayabilirmiş gibi yapan akıllıların uydurduğu bu fikir, bir deliyi deli olmadığına ikna edebilir mi?" o konu bir yana dursun hazır "bir pygmalion asla bir pygmalion olduğunu bilmez" diye bir lafta yok bence bende bu durum var iddiasını ortaya atabilirim.

    konuşmaya başladığımdan beri "bu çocuk çok zeki! acayip" diyolar benim için. ilk çocuk olduğumdan ebeveynlerin görmemişliği sonucu oluşmuş bir durum bu. bir laf ediyorsun "oha! büyümüşte küçülmüş!" "yok artık" falan oluyorlar. anlatılıyor falan bu tüm sülaleye, çevreye. bu gazla yetişince zeki olmak bir yükümlülük oluyor insanın sırtında. sonra bir bakmışsın küçük çaplı bir "nasrettin hoca" olmuşsun. tüm arkadaş çevren-akrabalar-hatta okulda hocalar falan senin fıkralarını anlatıyorlar birbirlerine. üstelik bir çoğu gerçek bile değil. ya da sen hatırlamıyorsun. biri çıkıyor "ya geçen sen şey dedin ya ne güldüydük arkadaş" diyor. durup "sen kimsin abi?"(dayılanma değil gerçekten adamı hatırlamıyorum) diyorsun.

    zeki miyim? ıq testlerine, edebiyat-matematik yarışmalarına falan göre öyle. zeka bu mu? belki. tübitak bilmem ne ödülüm var ama liseyi falan boşver 1 yıl önce üniversitede benimle aynı sınıfta okuyan sınıf arkadaşlarımın yarısının ismini-yüzünü hatırlayamıyorum. ama asıl şaşırtıcı olan ilkokul 3 te ödev yapmayı bırakmış bir daha eve iş getirmemiş bir öğrenci olarak üniversiteyi (ftr) kazanmama kimsenin şaşırmaması. bir kere bile bana ders çalış denmedi. bizimkilere göre "o zaten yapar" çocuktum hep. yazdıkça hatırlıyorum ilkokulda bana bozulmuş tv'yi tamir ettirmişti bunlar. gizli bir tarikata falan mı üyeler nedir?

    birinci ağızdan "var böyle bir etki" diyorum ve bence bendeki tüm garipliklerin sebebi olabilir. ondan sonra "3 ay ortadan kaybolmak ne demek?" diyorlar. "her yağmur yağdığında sokağa çıkıp ıslanmak garip" "okulu saçma bulup son sene bırakmak manyaklık" diyolar.... beni siz delirttiniz kardeş.

    "siz siz olun insanlardan bir şeyler beklemeyin bırakın onlar size verebildikleri kadarını versinler."

    psikanalitik edit; al işte aynı baskıdan ötürü entryi özlü sözle bitirdim. bi de kendi lafımı tırnak içine alarak bakın ne ağır laf etmişim havası yaratmışım. ciddi bir baskı var üstümde.
  • beklenti etkisi. "kendini gerçekleştiren kehanet" ya da "pygmalion etkisi" olarak da adlandırılan bu olgu, kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir.

    pygmalion etkisi : rosenthal ve kendini gerçekleştiren kehanet

    mitolojiye göre, pygmalion bir kadın heykeli yarattı ve ona öylesine bir sevgi gösterdi ki, afrodit’in müdahalesi ile, heykel bir canlıya dönüştü ve onun sevgisine yanıt verdi. kendini gerçekleştirme kehanetine göre de, neyi beklersek, onun gerçekleşme olasılığı daha yüksektir (rosenthal ve jacobson, 1968).

    teorinin gerçek hayattaki karşılığına bakarsak,
    kendisine saygı duyulmadığını düşünen bir kişi, gerçekte böyle bir durum söz konusu olmasa da, bu algısı nedeniyle çevresindeki insanların tavırlarını düşmanca algılayacak, pek çok durumda aşırı hassas davranacak ve çevresine karşı şüpheci yaklaşacaktır. rosenthal iletişimle ilgili yapılan araştırmalar içinde en önemlilerinden birini sınıfta pygmalion adlı kitabında sunmaktadır. rosenthal ve lenore jacobson’ın 18 öğretmen ve 650 çocuk olan bir ilk okulda yaptıkları çalışmalarda, her sınıftan eşit sayıda öğrenci rasgele seçilmiş iki gruba ayrılmıştır. araştırmada rosenthal öğretmenlere, bazı öğrencilerin diğer bir grup öğrenciye göre daha yüksek potansiyel gösterdikleri belirtiyor. gerçekte çocuklar rasgele seçilmiş bile olsalar, okulda geçirdikleri bir yılın ardından görülüyor ki: yüksek potansiyele sahip olduğu belirtilen sınıfta olan çocuklar genel zeka testlerinden ortalamanin üstünde puanlar alırken, diğer grupta yer alan çocuklar için önemli bir değişim söz konusu değil.

    rosenthal’a göre, öğretmenlerin yüksek performans beklentisi, öğrencilerine söyledikleri , yüz ifadeleri, beden dilleri gibi sözel ve sözel olmayan çeşitli yollarla iletilmiş olabilir. bu deneyde her iki grup arasında öğretmenlerin öğrencilerle geçirdiği süre açısından bir fark bulunmamaktadır, ancak öğrencileri ile kurdukları ilişkinin niteliği daha farklıdır. bu şekilde gruba hissettirilen olumlu beklentinin öğrencilerin benlik kavramları üzerinde etki etmiş ve motivasyonlarını, kavrama becerilerini yükseltmiş olduğu düşünülmektedir. böylelikle gelişen olumlu beklentileri öğrenmelerini desteklemiştir.

    rosenthal’ın hazırladığı çalışmayı takip eden 20 yıl boyunca, kendini gerçekleştiren kehanet teorisinin sınırlarını araştıran pek çok araştırma yapıldı. bugünkü görüşe göre, bir heykelin gerçeğe dönüşmeyeceğini biliyor olsak da, beklentiler sayesinde kendi performans düzeyimizi ve diğerlerinin performansını etkileyebileceğimizi biliyoruz. kendini gerçekleştiren kehanet kavramı, bir bakıma beklentilerimizi kontrol altına almamızın, yaşamımızı kontrol altına almamız anlamına geldiğini öne sürmektedir. beklentilerimiz davranışlarımızı yaratır ve bu nedenle başarıya ulaşabilmenin önemli bir yolu da, düşüncelerimizi ve beklentilerimizi kontrol altına almaktan geçer.

    rosenthal beklentileri ifade önemli noktalar olduğunu belirtiyor. bu noktaları temel olarak özetlemek gerekirse,

    (1) karşımızdaki kişiye kendimize güvendiğimizi ve yaptığımız iş konusunda iyi olduğumuzu göstermeliyiz: yani “ben öğretmek konusunda pek de iyi değilimdir” diyerek, olumsuz bir beklenti yaratmak yerine, “benimle çalışmaya devam edin – ben kazanmanızı sağlarım” diyerek olumlu bir beklenti oluşturarak, beklentinin kendini gerçekleştirme kehanetinin vuku bulmasına olanak sağlayabilirsiniz.

    (2) karşınızdaki kişinin yeteneklerine ve becerilerine güvendiğinizi belirtin: “bunu başarabileceğini biliyorum” cümlesinin sonrasında başarı getirme olasılığı, “bunu başarabileceğinden emin değilim” dediğinizdeki durumdan çok daha yüksektir.

    (3) sözel olmayan iletişim önemlidir: iletişim sırasında uzaklara bakmak, kesik kesik konuşmak, kararsız ses tonu ve mesafeli duruş olumsuz beklentilere neden olurken, gülümseme, başıyla onaylama, dokunma, göz kontağı, neşeli tavır, iyimser bir enerji olumlu etkiler sağlamaktadır.

    (4) performans alanında birlikte çalıştığınız kişilere hem belirgin konularda, daha genel geniş bir boyutta geri bildirimde bulunmanız önemlidir: ancak bu geri bildirimi nasıl yaptığınız daha önemlidir. olumlu tutum, kötü bir sonuçla karşılaşıldığında bile “çok iyi olmuş, birkaç teknik eksikliğin ötesinde her şey çok iyi” diyen kişinin sahip olduğu tutumdur. olumsuz beklentiler yaratan durum ise, devamlı “her şey yanlış gidiyor” “yeniden deneyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız” diyen ve açıklamalardan kaçınan tutumdur.
  • beklenti etkisi, beklentilerin hayata geçmesi için kullanılan metafor. beklentinizin yüksek olduğu çocuğunuza daha fazla zaman ayırırsanız ve hataları konusunda yapıcı geri dönüşler yaparsanız onun beklentilerinizi karşılamak yolunda ilerleme kaydetmesini sağlamış olursunuz. önemli olan gerçekçi beklentilerdir, bir çeşit cesaretlendirme de denilebilir.

    bunun tam tersi de golem etkisidir. bunu toplumumuzda daha sık görüyoruz; yurtdışına gitmek isteyen birine 'gidemezsin, yapamazsın sen oralarda' demek gibi.

    pygmalion etkisi ise gerçekçi beklentiler konusunda başarıyı sağlar. diyelim ki çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanan bir çocuk var, ona öğrendiği her çarpım işleminde olumlu geri dönüşler yapıp cesaretlendirirseniz kısa sürede bütün tabloyu öğrenecektir. bir çeşit özgüven etkisi gibi düşünülebilir. çalışanların performanslarını, öğrencilerin başarılarını arttırma adına olumlu etkileri vardır.
  • bilinen adıyla kendi kendini gerçekleştiren kehanet düşündüklerimiz ister istemez davranışlarımıza yansıyor, davranışlarımızın sonucunda da düşündüklerimiz gerçekleşiyor, sonra da böyle olacağını tahmin etmiştik diyoruz. daha somut bir ifadeyle, düşündüklerimizin gerçekleşmesi durumudur. önemli bir sunum yapacaksınızdır ve her şeyin iyi gideceğine inanıyorsunuzdur, bir süre sonra sunum biter ve tahmin ettiğiniz gibi olmuştur her şey. yahut bir proje hazırlıyorsunuzdur ve bu projenin kötü sonuçlanacağını ve başarısız olacağınızı tahmin ediyorsunuzdur, öyle de olur. hani derler ya eskiler, kötüyü çağırma, iyi düşün iyi olsun diye, olumlu düşünün daima.
  • self fulfilling prophecy olarak da bilinir.