şükela:  tümü | bugün
  • inanilmaz.
    http://youtu.be/w2itwfjcgfq?t=9m6s
    nasil olur lan? biz daha turban meselesini bitiremedik, napiyorsunuz olm siz orda?
  • türk hava kurumundan lisanslı modelci olan bir arkadaşımın havadan çekim yapmak üzere bir quadcopter yapmaya karar verdiğini duyunca bu konu üzerine araştırma yaptım ve kısa zaman içinde drone’da denen kumandalı rc araçlarda en zevkli uygulamanın 250’lik fpv yarış quadcopteri olduğuna karar verdim.

    peki neden 250’lik ve neden yarış? quadcopter aleminde çeşitli boyutta araçlar yapılabilmesine karşılık aracın boyu büyüdükçe ajilitesi veya hızlı hareket kabiliyeti azalıyor. model büyüdükçe herhangi bir çarpma veya kaza anında oluşabilecek zararın miktarı da orantılı olarak artıyor. her şey bir yana bu alet ile sanki bir kuşun gözünden, adeta bir kuş gibi uçabiliyorsunuz. bunun hazzı da bambaşka.

    aşağıdaki birkaç video yarış quadcopterinin nasıl bir şey olduğıu konusunda bir fikir verecektir.

    https://www.youtube.com/watch?v=3dyrgpktz-m

    https://www.youtube.com/watch?v=8a3pgji_ih8

    bu işe başlamaya karar verdiğimde öncelikle internette you tube gibi bir çok kanalda çok miktarda bilgi olduğunu gördüm. bu bir yandan iyi bir yandan da kötü bir şey. iyi tarafı, gereken her şeye kolaylıkla ulaşmak, kötü tarafı ise aşırı miktardaki bilgiden gerçekten kaliteli ve gereken bilgiye ulaşmanın zorluğu. ama zaman içinde insan gereken bilginin nasıl toplanacağını öğreniyor.

    yarış quadcopteri genelde kendinizin tasarlayıp yaptığı bir rc araç. hazır yapılmış olan bir alet alsanız bile mutlaka bir yerlerini hemen kıracaksınız ve tamir etmeniz gerekecek. o zaman baştan neden siz yapmayasınız?

    ben bu entry’de parça bazında bu işin nasıl yapılacağına ve nelere dikkat edileceği konusunda tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. çok detaylı yapım kılavuzlarına ulaşmak kolay olduğu için detaya girmeyeceğim.

    fpv yarışı yapmak için temel bazı parçaların olması gerekli. bu parçalar quadcopter’in kendisi, kumandası, fpv görüntü sistemi ve pil gibi diğer aksesuarlar. şimdi bunları sırası ile görelim:

    quadcopter: asıl işi yapan uçan, kaçan alet budur. quadcopterin kendisi de zaten farklı alt parçalardan oluşuyor. en önemli parça kuşkusuz ki tüm parçaların üzerinde bağlandığı frame, diğer bir değiş ile aletin kasası. 250’lik yarış quadları içinde temel birkaç frame tipi bulunuyor. bunlar zmr250, qav250, luminere qav gibi frame’ler. bunlar haricinde de çeşitli markaların ve tedarikçilerin çeşitli eksantrik frame’leri var. bunlardan herhangi birisini seçebilirsiniz fakat seçiminiz sırasında önemli olan, herhangi bir kırım anında parçaların kolaylıkla değişebilmesi, kolaylıkla ucuz bir şekilde bulunabilmesi ve mutlaka yedek bir frame’in de elinizin altında bulunması olmalı. bu sayede bir parçayı kırdığınızda çin’den gelmesini 3 hafta beklemezsiniz. bu prensip aslında tüm parçalar için geçerli. özellikle kırılabilecek tüm parçaların birkaç tane yedeği olması bu işte hevesinizin kursağınızda kalmasını önlüyor.

    ben tercihimi en ucuz ve parçası en kolay bulunan kasa olan zmr 250 yönünde kullandım. aslında bundan önce hobbyking’in oldukça hafif bir frame’ini kullanmaya karar vermiştim ama bu frame’in tamir edilememesi ve üzerinde elektronik komponentleri sığdıracak yer olmaması beni zmr250’ye geçirtti.

    yeri gelmişken tüm parçaları ne şekilde getirttiğimden de bahsetmek istiyorum. bun ürünlerimi genelde iki siteden getiriyorum. hobbyking ve aliexpress. hobbyking zaten rc dünyasında oldukça iyi yer edinmiş bir site. gerek teknik desteği gerekse müşteri hizmetleri son derece tatmin edici en azından çin’de nerede olduğunu bilmediğiniz bir adamla konuşmuyorsunuz. tüm şikayetler kayıt altında, çözümleri için rating alınıyor, arızalı ürünler için kredi veriliyor vb. hobbyking’in tek olumsuz yanı posta maliyetlerinin biraz yüksek olması. istediğiniz parça biraz ağırlaşınca posta parası yükseliyor. posta parasından tasarruf etmek için aliexpress iyi bir alternatif. ağırlığı olan veya pervane gibi çok da müşteri desteği gerekmeyen parçaları buradan sipariş edebilirsiniz. iki site için de çin’den parçaların gelişi yaklaşık aynı sürede oluyor. yeri gelmişken rc ile ilgili yurt ışından parça getirme ile ilgili tecrübelerimi de paylaşmak istiyorum.

    çin veya hon kong’dan parça getirmek için en mantıklı yol standart kayıtlı posta ile parçaları istemek. bu hem ucuz hem de posta kayıt kodu ile takip imkanı sağlayan bir yol. bunun dışında fedex, tnt vb ile de parça getirtmek söz konusu fakat maliyetler genelde parçaların kendisi kadar oluyor. bunu ben hiç denemedim ama forumlardan okuduğum, bu tip özel kargo firmalarının gümrük için depolama parası adı altında oldukça yüksek ücretler istediği. dolayısı ile yolu boş veriyorum.

    çin’de parçalar ortalama 3 haftada elinize ulaşıyor. bu süre nadiren 1,5 - 2 haftaya iniyor bazen de 4 – 5 haftaya çıkıyor. bu tamamen şans işi belli bir kuralı yok. gümrük muafiyetlerinin içindeyseniz genelde gümrüğe takılmadan kapınıza kadar geliyor. eğer muafiyet üzerinde bir ürün isterseniz gümrük parası kargo tesliminde de ödenebiliyor. yani ptt gümrüğüne gitmenize gerek kalmıyor. bende bir kere piller gümrüğe muayene nedeniyle takıldı. o zaman size bir kağıt geliyor. posta gümrüğüne gidiyorsunuz malınızın ne olduğunu söyleyip çekiyorsunuz. istanbul’da gümrük halkalı sanayii sitesi içinde. tavsiyem metro ile gidin çok yakınında metro durağı var, araçla gitmeyin trafik korkunç orada.

    frame’in yanısıra quadcopter için size lazım olacak diğer parçalar motorlar, esc, uçuş kartı, pervane, pil, güç dağıtım kartı, pil alarmı, fpv sistemi ve diğer ıvır zıvır.

    öncelikle motorlardan başlayalım. ben motor olarak gayet ucuz olan 2300kv’lık dys1806’ları kullanıyorum. şu ana kadar bir sıkıntı yaşamadım. bundan 4 tane lazım ama ben yedekli olsun diye 6 tane getirttim çünkü motor üzerine düşerseniz kırılabilir. 2300 kv, motora uyguladığınız voltaj başına verilen rpm’yi temsil ediyor. 2300kv yüksek devirli nispeten az torklu bir motor. bu motorlara 3s lipo pil bağlanabiliyor 5 inç problar tavsiye ediliyor. alternatif olarak 2000 veya 1900 kv motorlar da kullanılabilir. bunların devirleri biraz düşük ama torkları yüksek. bu tip motorlara 4s lipo pil de bağlanabiliyor ve 6 inç probları daha rahat sürüyorlar. ben bu konfigürasyona gitmedim. ufak ve hızlı motor olmasını tercih ettim. motor ve diğer parçalarla ilgili bir nokta da parça üretiminin devamlılığı. ucuz olsun diye markasız veya süper diye acayip avangard parçalar alırsanız bir yıl sonra tek motor değiştirmek istediğinizde aynısını bulamayabilirsiniz o zaman 4 motoru ve yedekleri de değiştirmeniz gerekebilir. bundan kaçınmak akıllıca olur.

    motordan sonra gelen parça esc. esc yani elektronik speed controller, kontrol kartından gelen logic sinyale göre motorlara farklı miktarlarda 3 fazlı yüksek akım gönderen ve motor hızını kontrol eden bir elektronik devre. ben devamlılığı düşünerek mosfet transistör kullanan hobbyking blue series 12a esc kullandım. bunları alırken aynı zamanda programlama kartı almak veya olan bir arkadaşınızdan kullanmak iyi olur. çünkü esc’ler çeşitli özellikleri programlanabilen nesneler. kart olmadan programlama ses sinyallerine göre yapılıyor ve çok zor bir işlem.

    esc’lerin bir işlevi de uçuş kartı ve kumanda alıcısına sabit 5v elektrik sağlamak. bazı forumlarda esc’den gelen elektriğin kaliteli olmadığı ve dalgalandığı söyleniyor. blue series’de ben bu problemi yaşamadım. eğer böyle bir problem olursa 5v için doğrudan pile bağlanan voltaj regülatörleri var. bunlar regüleli 5v sağlıyorlar.

    esc’ler üç kablo ile motorlara bağlanıyor. hangi kablonun nereye takıldığı motor dönüş yönünü etkiliyor. hobbykin blue series’de esc programında motoru ters de dönmeye de ayarlayabildiğiniz için esc – motor kablolarını rastgele bağlamak mümkün. esc’lerde yön, cevap, failsafe gibi bazı özellikleri programlamak mümkün

    esc’lerin bir yanında motor varken diğer yanında ise yüksek amper güç bağlantısı ve sinyal, +/-bağlantısı oluyor. güç ve sinyal kablolarını ortadan geçirmemek için zmr250 ler için üretilmiş power distribution borard (pdb) kullanılabilir. pdb’ler pilden aldığı gücü esc’lere dağıtan, kendi üzerinde 5v çıkışı olabilen, esc sinyal kablolarını içerisinden kontrol kartına ileten quadcopter frame’in tabanı şeklinde elektronik kartlar oluyorlar. bunlar üzerine lehim ile sinyal kablolarını, esc güç bağlantılarını ve pil bağlantısını takabiliyorsunuz. bu sayede kablo karmaşasının bir nebze önüne geçebilirsiniz. pdb’nin de quadcopter frame’in diğer katlarını monte edebiliyorsnuz. hatta bazı gelişmiş modellerinde görüntü sistemi kabloları, on screen display vb gibi bağlantıları da var. tüm bu bağlantıları yapmak için özellikle ince uçlu ve ufak boyutlu lehim havyası, lehim teli, pastası ve tutacaklı büyüteç olması faydalı. benim gibi lehimleme konusunda çok kabızsanız you tube’de çok sayıda lehimleme dersi var. burada izleyip çöpe atacağınız elektronik aletlerin boardlarında denemeler yapıp işi biraz öğrenirseniz faydanıza olur.

    quadcopter tasarımının en güzel yanlarından birisi tasarım konusunda tamamen özgür olmanız. örneğin ben genel trendin tersine lipo pilileri quadın üzerine değil altına koydum ve montaj vidalarını uzatarak pili sabitledim aynı zamanda iniş takımı yaptım ve ağırlık merkezinin dipte olmasını sağladım. yine pdb’yi ters bağlayarak açıktaki lehimlerin alta nispeten daha izoleli bir alana bakmasını sağladım.

    quadcopter’in en önemli parçası kuşkusuz uçuş kontrol kartı. eğer 250’lik racer frame alacaksanız mini boyutta olanları almanız gerekli, yoksa sığdıramıyorsunuz. kontrol kartları, üzerinde gyro, akselerometre, bazı modellerde barometre ve magnetometre olan ve uzaktan kumanda alıcısından gelen sinyale göre hangi motora ne kadar gaz gerileceğini ayarlayan elektronik parça oluyor. aynı zamanda aletin stabil uçması için de uğraşıyor, daha boyutlu dronelara kamera vb bağlayacaksanız bunun da stabilizasyonunu sağlıyor, hatta uydu gps sinyalinden pilin azalma alarmını görüp size geri dönen sistemleri destekleyenleri bile var. bu ikinci grup biraz büyük drone’cuların işi. buna girmedim ben, zaten racer ile çok uzağa gidilmiyor.

    kontrol kartı olarak ilk önce hobbyking kk mini aldım ve uzun süre bu kartla uçmaya çalıştım. kk mini’nin en büyük avantajı üzerinde lcd panel olması ve programlamanın oradan yapılabilmesi. dezavantajı ise program parametrelerinin çok esnek olmaması, quadcopter kontrolünün çok da iyi olmaması, habire sinyalin gitmesi ve üzerinde failsafe olmaması. bu yüzden bol miktarda kırım yaşadıktan sonra cc3d kartına geçtim. cc3d, 8 bitlik kk miniye göre işlem yeteneği daha yüksek olan 32 bitlik bir kart. dolayısı ile çok esneklik sağlıyor. quadcopter’in kontrolünü de oldukça başarılı bir şekilde yapıyor. programlaması üzerindeki usb porttan bağlanan pc’den kolaylıkla yapılabiliyor.

    cc3d’nin kıl tarafı üzerindeki kumanda bağlantı soketi. buna baskı uygulayınca soket çat diye kırılıyor. kırılınca da benim yaptığım gibi kumanda kablolarını 0,5 mm aralıklarla doğrudan karta veya ilgili mikro boyuttaki dirençlerin üzerlerine lehimlemek ve kat kat tırnak cilası ile sabitlemek gerekiyor.

    hemen yeri gelmişken fail safe fonksiyonundan da bahsetmek istiyorum. quadcopteri uçururken bir şekilde kumanda sinyalinin kaybı durumunda ne yapacağını bu işlem tanımlıyor. yani cc3d’de kumanda sinyali giderse gazı uçma gücünün %10 altına çek ve olduğun yere yavaş yavaş in diye aleti programlayabiliyorsunuz. bu davranışı bazı kumanda alıcılarında da tanımlama imkanı var ama benim kumanda alıcım ucuz olduğu onda yok, bunu cc3d’den yapıyorum.

    sıra kumanda alıcısına gelmişken biraz da bunlardan bahsedelim. kumanda quadcopteri uçurmanızı sağlayan ara birim. oldukça önemli ve pahalı bir ekipman. iyi kumandalar kumandaya takılan sinyal vercisi modül, quad üzerindeki sinyal alıcı ve kumandanın kendisinden oluşuyorlar. piyasada bir çok marka var. bende nispeten iyi bir kumanda olan turnigy 9xr ve ucuz bir modül ve alıcısı var. ucuz modülün kötü tarafı mesafesinin 250 – 300 metre ile sınırlı oluşu. biraz araştırıp ileride iyi bir modül ve alıcı almayı düşünüyorum. şimdilik sinyal gitse bile fail safe ile idare ediyorum. quad yavaşlarken sinyali genelde tekrar yakalıyor.

    quadcopter üzerindeki anten kablosunun kurulması veya kopması söz konusu olabiliyor. böyle bir durumda kullandığınız alıcının frekansına göre olabilecek en ince coaxial kabloyu kullanarak yeni bir anten yapabilirsiniz.

    quadcoptere bağlanan diğer önemli parça pil. quadcopter ve benzeri yüksek hızlarda hareket eden elektrikli rc araçlarının en önemli enerji kaynağı lityum polimer (lipo) piller. lipo’lar ufacık boyutuna karşılık 150 amperlere varan akım verebiliyorlar. 250’lik racer’larda 3s denen 3 hücreli yaklaşık 12,5 volt piller kullanılıyor. 20c üzeri deşarj oranı olan piller bu konuda işi görüyor. kapasite olarak 1800 mah maksimum tavsiye ediyorum. daha büyük kapasiteli piller ağır oluyor ve aracı hantallaştırıyor. 1200 mah altı piller de çabuk bitiyor. discharge rate’i temsil eden c değeri için de online hesaplama yapan siteleri kullanabilirsiniz. benim tecrübeme göre 20c 250 lik bir quadı uçurmak için yeterli oluyor ama daha akrobatik uçacaksanız c değerinin yüksek olması tavsiye ediliyor.

    lipo pilleri kullanırken dikkat etmek gereken noktalar var. öncelikle pilleri üretici tavsiyesi doğrultusunda kullanmak, şarja koyduğunuzda yanmayacak özel bir kılıf içinde evden başından ayrılmadan şarj etmek önemli. çok nadir de olsa lipo pillerin şarj sırasında yanabildiğine dair bilgiler var. ne demiş ecnebiler: better safe than sorry.

    lipo pillerle ilgili birçok kaynak bulunabiliyor. lipo pillerde güvenlik çok önemli. bu pilleri ciddi fiziksel hasardan korumak çok kritik bir nokta. tam şarjında dolu bir lipo pili delerseniz gayet güzel bir şekilde alev alıp patlayabiliyor. tavsiye edilenin üzerinde voltajla şarj ederseniz de keza patlatabilirsiniz. uçuş sırasında çok önemli olan, pili belli voltajın altına indirmemek. bunu engellemek için de lipo pilin balans ucuna takılan hücre başına voltajı gösteren voltaj ölçerleri kullanmak şart. bunu hücre başına voltaj 3,6 – 3,5 civarına ayarlarsanız alet pilinizin herhangi bir hücresi bu voltaja inince ciyak ciyak ötüyor ve size geri dönüş için yeterli zaman bırakıyor. diğer koruma ise esc’lerde. eğer esc’ler 3s için genel voltajın 9 volta indiğini görürlerse quadın gücünü gradeli olarak kesiyorlar. lipo pillerin voltajlarını 3 voltlar seviyesine indirmeyi tavsiye etmiyorum. bu durum pillerin ömründen yiyor. eğer yanlışlıkla 3 voltun altına indirirseniz şarj aleti pili şarj etmiyor. eğer şanslıysanız bir süre sonra pil kendini toparlayıp 3 volt üzerine çıkıyor ve pili kurtarabiliyorsunuz. ama benim bir pilde yaptığım gibi her hücreyi 0,4 volt seviyesine indirip şişirirseniz, bu pili tam discharge yapıp geri dönüşüme atmak dışında çare kalmıyor. bu durumdaki pilleri kurtarmak için bazı videolar var ama 15 dolarlık pil için evi yakmaya değmez hiç uğraşmayın derim.

    son olarak pillerle ilgili, iyi kaliteli bir balanslı şarj cihazı almanızı öneririm. bir de eğer pili doldurup, uçuş yapamazsanız mutlaka saklama voltaj seviyesi olan hücre başına 3.8 volta indirmeniz gerekli. bunu için de 12 voltluk halojen spot kullanabilirsiniz. tabii bir yandan da voltajı kontrol etmeniz gerekli. genelde lipo pilleri kullanmadığınız zaman hücre başına 3,8 voltta ve yanmayan özel kaplarda veya metal kutularda saklamak gerekiyor.

    gelelim en ilgi çekici nokta olan first person view (fpv) yani görüntü aktarım sistemine. bu sistem de iki parçadan oluşuyor. quadcopter üzerindeki kamera ve görüntü vericisi ile tv monitörü ve yayını alan alıcı sistem. quad üzerindeki kamera yaklaşık 15 dolarlık bir parça. 600 line’lık olan fpv için yapılmış kameralar işe yarıyor. bu kamera mikro konnektör ile görüntü vericisine bağlanıyor. kameranın ucu quad’ın önünden fırlamayan bir model olursa kafadan düşüşlerde kamerayı kırma şansı azalacaktır. görüntü vericisi ve alıcısı genelde set olarak veya ayrı ayrı da satılıyor. tavsiyem çok ucuza gitmeyip en düşük seviyenin birkaç gömlek üzeri bir sistem almanız. vericinin boyutu da oldukça önemli bir nokta. benim gibi çok güçlü bir verici alıp quad’ın üzerinde koyacak yer bulamayabilirsiniz. fpv sisteminin en kritik noktalarından birisi de anten. antenler alıcı ve verici için ayrı ayrı oluyorlar. cloverleaf, plannar ve helikal antenler var. bunların dalga yayılım paternleri birbirinden farklı. cloverleaflar racer için uygun olan küresel ama kısa mesafeli yayın yaparken, plannarlar veya heliklaller dar ve uzun mesafe yayını yapıyorlar. antenin quadcopter üzerindeki yerleşimi de önemli. bu anten denen nesne düşünce yamulan veya kırılan bir şey olduğu için üzerinde plastik koruması olanından alın. hatta plastik korumasını bantla sağlamlaştırmak lazım ki düşüp kaybolmasın. antenlerin 3-5 kilometreye kadar yayın yapabilen pahalı tipleri var. ucuzları da var. benim gördüğüm ucuzları da fena iş görmüyorlar.

    alıcının üzerinde ise anten ve pil bağlantısı var. çıkışı da sizin görüntü aldığınız monitöre bağlanıyor. monitörler kumanda üzerine takılabildiği gibi göze gözlük gibi de takılabiliyorlar. kumanda üzerine takılan monitörleri ben beğenmedim. uçuş hissiyatını tam olarak veremiyorlar. asıl fpv olayı gözlük türü monitörlerde. bunların ufakları da 300 – 400 usd seviyesinde oldukça pahalı ekipmanlar. bu noktada sağ olsun 50 dolarlık hobbyking’den quanum v2 model fpv gözlüğü imdadınıza yetişiyor. ben bu basit monitörü oldukça başarılı buldum. birçok incelemede de quanum v2 nin birçok pahalı gözlüğe göre çok daha kaliteli görüntü verdiğinden bahsediliyor. quanum v2’yi siz monte ediyorsunuz, biraz hantal bir alet ama benim majör bir şikayetim yok. görüntü alıcınıza düşük kapasiteli 3c lipo pil takabiliyorsunuz.

    pervaneler: tabii bu olmadan quadcopterler uçmuyor. 250’lik framelere 5 veya 6 inç pervane takılabiliyor. bir de bunların vida derinlikleri var. örneğin 5030 demek 5 inç çap, 3 inç vida derinliği anlamına geliyor. örneğin 5040, 5030’a göre daha güçlü bir itiş sağlıyor ama pili daha çabuk bitiriyor. 6 inçler de 5 inçlere göre daha güçlü itiş sağlıyor ama motorun bunu sürecek kadar güçlü olması gerekiyor vb vb.. burada ne tip pervane kullanacağınız size kalmış. pervaneler quadcopterin sarfları ve her düşüşte kırılıp yamulabiliyorlar. yamulan pervaneler elle düzeltilip bir kaç kez daha kullanılabilirken, kırılanları değiştirmek gerekli. pervane ne kullanırsanız kullanın bol bol yedeğiniz olmalı ve tavsiyem bir hex tornavida almanız, bu sayede pervaneleri kolayca değiştirebilirsiniz.

    özetle bu hobinin ekipman kısmı bu şekilde. fpv racing ile ilgili diğer aklıma gelen noktalar ise şu şekilde:

    öncelikle iyi bir araştırma yaparak bu işe başlayın. charpu gibi bu işin üstadlarının videolarını izleyin. bol bol quadcopter yapım videolarına ulaşabilirsiniz. bunlar genelde size yardımcı olacaklardır. bu konudaki çoğu kaynak ingilizcedir ama bazı türk facebook grupları bu konuda yardımcı olabilirler.

    şüpheli ekipmanla uçmayın. bir şeyi tamir edip uçun yoksa uçuş ortasında düşüp daha büyük hasara neden olabilirsiniz. önceden de dediğim üzere özellikle kırıma müsait parçalarınızın mutlaka yedeği olsun.

    çift taraflı bant, siyah izolasyon bantı, sandalye kaydırmaz sünger tabakası, plastik kravat, cırt cırt bant, alyan anahtar seti bu hobide çok önemli yardımcılarınız olacaktır. bunun dışında sert strafor ile iniş takımı, anten veya kamera koruyucu gibi çeşitli parçalar yapabilirsiniz. bu iş yaratıcılığınıza kalmış.

    insanların veya hayvanların üzerinde uçmayın. o hızlı dönen pervaneler çok ciddi yaralanmalara neden olabiliyor. uçuş için geniş çimenlik alanlar bulursanız iyi. beton üzerinde uçarken düşerseniz aleti kırma olasılığı daha yüksek. istanbul’da maltepe sahilde yapılan devasa parkta çok büyük bir çimen alan var. orası uçuş için uygun. sabah etken veya akşam geç saatlerde güvenlik şimdilik bir şey demiyor. kalabalık saatlerde tavsiye etmem.

    quadcopteri tam dis-armed olduğuna emin olmadan tutmayın. yoksa parmağınızı ciddi şekilde kesebilirsiniz.

    ağaçlar üzerinde uçmayın. ağaçta kalırsanız alamama olasılığınız yüksek olur, çok yükseğe çıkmayın, düşerseniz kırım çok ciddi olacaktır. askeri bölge, havalimanı, enerji hatları, suyun üzeri, içinde insan/çocuk olan çocuk parkı, polis merkezi, otoyol üzeri vb gibi yerlerde uçmayın demiyorum bile. biraz sağduyulu olup eğer burada düşersem başıma bir iş gelir mi, böyle bir aletten rahatsız olabilecek insanların olur mu diye kendinize sorun.

    benim söyleyeceklerim bu kadar. umarım bu işle uğraşmak isteyen okuyuculara yardımcı olmuşumdur.
  • fiyatlarının ucuzlamasıyla ve türkiye'de de bir çok çeşidinin satılmaya başlamasıyla yaygınlaşan, fakat halen çocuk oyuncağı olarak görülen elektronik uçan dört motorlu aygıtlar. dji phantom ve parrot ar drone başta olmak üzere bir çok modeli artık ülkemizden de satın alabiliyorsunuz fakat işte ciddi bir farkındalık eksiğimiz var bununla alakalı. bir çok yerde alçak uçuşla bu arkadaşların kafalarına göre takıldığını görüyorum.

    bir quadrocopter'in sapıtması çok yaygın bir durumdur, hatta herkes en az bir iki kere yaşamıştır bunu. zira birincisi radyo frekansıyla yönetiliyor bu cihazlar, yani interferansa çok açık, ikincisi örneğin aletin altındaki yükseklik ölçen ultrasonik sensörler saçmalayabiliyor.

    elinizdeki oyuncak gibi ufacık zımbırtı da yüzünüze teninize geldiğinde işte böyle oluyor: https://www.google.com.tr/…fe=off&tbm=isch&imgdii=_

    o yüzden dikkatli olmak gerek. çoluğa çocuğa alınacak oyuncaklar değil bunlar.
  • quadcopter, helicopter'den farklı olarak daha yüksek manevra kabiliyetine sahiptir, ayrıca daha stabildir. ha neden büyük cihazlar olarak değil de 2013 senesinde minik robotlar olarak karşımıza çıkmıştır, iki saattir bunu düşünmekteyim.

    geçenlerde bir videoda quad drone'ların minik cihazları formasyon uçuşuyla birbirlerine destek olarak kaldırdıklarını izledim. bu, büyük cihazlar ya da ne bileyim hafriyat/inşaat için geçerli olamaz aslında. çünkü bu cihazlar böceklere analoji ile ortaya çıkmıştır. bu durumda böcekleri incelemek gerekir. böcekler de yüksek manevra kabiliyetine sahiptir fakat devasa böcekler görememekteyiz. (gerçi bunun böceklerin yaşadığı alandak oksijen yoğunluğu ile de alakası var, oksijen oranı arttıkça bir bölgede, böceklerin ebatları trake solunumlarından ötürü büyür, böcekler harika energy-saving verimli hayvanlardır)

    ben quad'ların dinleme, casusluk, deprem/felaket gibi senaryolarda ve bir cok alanda ön saha araştırmalarında kullanılabileceğini düşünüyorum. yani dünyanın mevcut mekanik sorunlarına bu cihazların hobi değil ama endüstriyel çözümlere bir çare olacağını kafamda canlandıramıyorum (bunun için nette bir ton arama yaptım, hala doğru dürüst bir sonuç bulamadım)
  • nihayet kendime 450lik bir quad yapmayı başardım ve ilk uçuşumu 29/09 tarihi itibari ile itü semalarında gerçekleştirdim. kesinlikle muhteşem bir hobi tabi bunun ileri ki aşamaları daha heyecanlı ve bir o kadar da masraflı.

    kk 2.0 kontrol kartı ile başladım ama şimdi naza + gps bakıyorum bir tık üstünde olacak böylece, sonrasında gelsin aerial photography, fly cam çalışmaları. en son olarak da fpv olmazsa olmazı. şiddetle önerilir! bir kere tadı alındı mı asla vazgeçilmez bir şeydir quadcopter.

    konu hakkında hevesli kişilere tavsiye niteliği taşır ki parçaları kesinlikle türkiyeden almayın. freeshipping yapan sitelerden 3-5$ gibi fiyatlara alıp türkiyede abuk sabuk fiyatlara satan bir sürü firma/kişi var. kazıklanmanız içten bile değil bu sebepten fiyatları yurtdışından araştırın ebay olur hobbyking olur ondan sonra yine alın türkiyeden uygun fiyata bulursanız.

    bilgi ve alışverişler için aşağıdaki siteler önerilir.

    rcgroups, rc tartışmalarının olduğu bir site adamlar kafayı bu işlerle kırmışlar. çok şey öğrendim çok da yardımcı oluyorlar.

    aşağıdakiler alışveriş siteleri 3' ündende alışverişlerim oldu hepsi de sorunsuz oldu. multicopterler ile ilgili inanılmaz bir ürün çeşitlilikleri mevcut.

    hobbyking
    banggood.com
    goodluckbuy
  • bunu şehir içinde uçurup 1500 metreye çıkarmak nasıl bir cesaret merak ediyorum gerçekten. yahu birinin kafasına, trafiğin ortasına düşse ne olacak diye düşünmüyor mu insanlar? bildiğin köy yerinde bile tırsıyorum "yüksek gerilime çarpar, dereye uçar, vb." diye.
  • gözümde bu aletle şunu yapan adamlar tony stark'tan karizmatiktir. başka sözüm yok:
    http://www.youtube.com/watch?v=a52fqfoi0ek
  • insanlı multicopter'ler de üretilmeye başlandı. ha, quad değil de 18-copter. olsun, mantık aynı.

    ahanda e-volo vc-200 18 rotorlu iki kişilik multikopter:
    http://www.youtube.com/watch?v=_uqeq5roxnw

    bu da e-volo'nun prototipi. ilk insanlı elektrikli multicopter uçuşu:
    http://www.youtube.com/watch?v=l75esd9pbow

    ben de geçen yaz başında bir dji phantom aldıydım da sadece tek bir test uçuşu yapmak nasip oldu. iş güç derken yaz geçti. tey tey...
  • güzel teknoloji. ulan 90'larda 2000'lerde çocuk olmak boktanmış derdirtti bana*. en boktan rc kumandasını 70 dolara alırken, 14-15 dolara bi' ton teknolojili hava aracı almak çok fantastik gerçekten. iki tane alıyorsunuz, hem yedek parça işlevi var, hem de kaybolursa keyiflenmeye devam. ben balkondan salıyorum aleti, gerçekten zevkli oluyor. seneye nasipse action cam bağlayabileceğim orta yollu birşeyi kendim yapma fırsatını bulabilirim. action cam falanla hayatıma yeni bir stres, hedef yerleştirmek istemiyorum (bir alanda daha fotoğraf, video çekmek gibi), ama fpv'yi denemek istiyorum. oturduğun yerden gözlüğü takıp, 1 km uzaklara uçurmak çok zevkli olmalı.
    (bkz: h8 mini)
  • skynet kafasında işlere soluk getirmekte de kullanılan aygıttır.

    (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler/#40109377)