şükela:  tümü | bugün
  • parisin en mutena semti. başka yeri görmeye gerek yok. burası yetsin size. düşünün, cafe deux magotsda oturuyorsunuz, sağ masada jacques prevert, sol masada le clezio, ana o da ne az ilerde e.b. bi dakka şu bizim benoit magimel değil mi? hemen yan kafede* isabelle hupert.. yaşadım ben bunu...
  • alınan son haberlere göre saint germain des près'yi ilhak etmis mahalle. "yazarların takıldıkları yerler olmak" emeliyle montparnasse'a da el atmasından korkulmaktadır.
  • paris'te yogun olarak ogrenci ve ressamlarin oturdugu semt.
  • paris'te 60'larin son ceyregine damgasini vuran meydan. leo ferre'nin ayni isimli sarkisi mevcuttur. sozleri de soyledir.

    ce quartier
    qui résonne
    dans ma tête

    ce passé
    qui me sonne
    et me guette

    ce boul'miche
    qu'a d' la ligne
    en automne

    ces sandwichs
    qui s'alignent
    monotones

    chez dupont
    ca traînait
    la journée

    c'était l'pont
    qui durait
    tout' l'année

    l'examen
    ca tombait
    comme un' tête

    au matin
    sans chiqué
    ni trompettes

    cett' frangine
    qui vendait
    sa bohème

    et ce spleen
    qui traînait
    dans sa traîne

    j'avais rien
    ni regrets
    ni principes

    les putains
    ca m'prenait
    comm' la grippe

    ce vieux prof
    qui parlait
    a son aise

    très bien sauf
    que c'était
    pour les chaises

    aujourd'hui
    un diplôme
    ca s'rupine

    aux amphis
    tu point's comme
    a l'usine

    les années
    ca dépasse
    comme une ombre

    le passé
    ca repasse
    et tu sombres

    rue soufflot
    les vitrines
    font la gueule

    sans un mot
    j'me débine
    j'ferm' ma gueule

    je r'trouv' plus rien
    tell'ment c'est loin
    l' quartier latin
  • paris'te , saint germain bulvari etrafinda daha makul fiyatli kafeleri ve dukkanlariyla, ogrenci mekani.
  • daha cafelerine girmeden "aha lan ben bunu taniyorum neydi adi", "aa binoche degil mi bu" diye insani manyak eden sorularla basbasa birakan buyulu yer.. genelde bu bolgenin civarında turistlerin gezecegi cok cok bir yer olmadigi icin biraz daha fransiz kalmis oldugu soylenebilir. ama paris demek turist demek oldugu icin yine de fotograf ceken insanlar bolca bulunmaktadir. bir de tabii edebiyata ilgili, bu insanlarin zamaninda takildigi cafelerin gormek isteyen bunyelerin de ugramadan gecmedigi semttir burasi. ozellikle sartre ve camus'a adanmis bir hayata sahipseniz, onlarin zamaninda kahve ictikleri yerde bir seyler iciyor oldugunuz hissi insani kisa sureli fenafillaha sürükler. ucuz degildir ama guzeldir, imgelerle sabit bircok seyin daha da yerli yerine oturmasını saglar, parisin merkezine dondugunuzde daha baska biri haline geldiginizi hissedersiniz..

    4. metro hattiyla gidilir, sehrin gobegine cok uzak degildir, ama merkezden yürümek yorabilir. boyle dusuncesi olanlara st. michel uzerinden devam etmeleri tavsiye edilir.

    ayrica suan icin ah, ah cektiren yermis bir de.. ozlenir.
  • paris'te bircok unlu yazar ve ressamin yasadigi bolge. yuruyerek gezmeyi sevenler icin 7 km lik ve yaklasik 3 saat suren bir yolculuk bekliyor. bu gezinin baslangic noktasi 10 numarali metro hatti uzerinde bulunan cardinal lemoine istasyonu. istasyondan ciktiginiz zaman rue du cardinal lemoine uzerinde solda 71 numarali bina irlandali yazar james joyce'un bir donem yasadigi evi gorebilirsiniz. james joyce ulysses kitabini burada tamamlamistir. ayni yol uzerinde biraz daha ilerleyip sagda 74 numarali binanin ucuncu katinda 1922 - 1923 yillarinda ernest hemingway'in yasadigi yeri gorebilirsiniz. bu sokagin bir arka sokagi olan rue descartes 39 numarada da hemingway bir sure yasamis. hemingway'in kitabinda anlattigi` : a moveable feast ` sokaklarda yururken rue clotilde'de eglise st etienne du mont'u gorursunuz. bu kiliseye gitmemizi yolda bizimle konusmak isteyen parisli yasli bir teyze tavsiye etmisti. icinde oturup kilisenin serinliginden yararlanabilirsiniz. buradan cikip seine kiyisini takip eden yolda bircok unlu yazar ve sairin gittigi kitapci, bar ve kafeler bulunur. rue des grands augustins'ten sola dondugunuz zaman solda 7 numarali binada pablo picasso'nun studyosu gorursunuz. 1936 - 1955 yillari arasinda burada yasamis ve guernica'yi 1937 yilinda burada tamamlamistir. st germain bulvarina inip saga dogru devam ederseniz sagda 11. yuzyilda yapilmis olan eglise st germain des pres'i gorursunuz. ayrica bu cevrede bircok guzel kafe ve restoranlar oldugundan bu uzun turda mola vermek icin iyi bir noktadir. les deux magots, cafe de flore jean paul sartre, simone de beauvoir gibi unlulerin takildigi kafelermis. ayrica oscar wilde'in 1900 yilinda menejitten oldugu l'hotel(o zamanki ismi hotel d'alsace) bu bolgede rue des beaux arts uzerinde 13 numaradadir. rue jacob 44 numarada bulunan hotel d'angleterre ise hemingway'in paris'te ilk gecesini gecirdigi oteldir. tam olarak tarih ve oda numarasi da belirtilmis. 20 aralik 1921 oda no 14. rue bonaparte'dan guneye dogru yurumeye devam ederseniz jardin du luxembourg'a ulasirsiniz. sokaklarda paris havasi alip arastirmaci gozlerle gezerken montparnasse bulvari uzerindeki la rotonde, le dome, select, dingo bar gibi yerlerde yemek yiyip birseyler icerek bu 7 km lik geziyi tamamlamanin keyfini cikartabilirsiniz. burasi 4 numarali metro hattinin gectigi vavin istasyonu yakinlarindadir.
  • "ask genc insanlar icindir" genellemesinden olsa gerek, faubourg saint denis hikayesi one cikarken, aslinda paris je t aime'in can acitmaya en yakin gerceklikteki parcasi olan quartier latin'i cok begendim diyene rastlamiyoruz. birinci cogulu bir kenara birakirsam, filmin beni aglatan iki hikayesinden biriydi; digeri tabii ki juliette binoche'un guzel anneligi. kisaca bu hikaye benim icin, onlarca yil sonra esimden ayrilsam nasil basa cikardim'in eskizi gibi bir sey oldu. bir cafe'de karsilikli geyik yapip "all is good" tavrindan sonra eve gidip lo$ isikli salonun penceresinin onunde sigara icen altmis bes yasinda bir kadin oldum bir anda, ve gelecekteki olasi kendimden korktum. insan kendisini ya da olasi gelecek eskizlerinden birini gordugu hikayeleri korkutan bir hazla seviyor demek ki. tanim: paris je t aime filminin en acitan ve en gercek hikayesidir.
  • hakkinda fikir sahibi olabilmek icin ufak bir video: http://www.youtube.com/…618affcfbcf3e/4/ph_4d2xumbe