şükela:  tümü | bugün
  • yönetmen rodrigo sorogoyen elinden 2016 tarihli muazzam gerilim / polisiye film.
    son zamanlarda izlediğim en iyilerden biri diyebilirim.

    fragman
  • ispanya sinemasının polisiye gerilim konusundaki iyi örneklerinden biri. ayrıca film finaliyle birlikte amalia rodrigues şaheseri que deus me perdoe ile de tanışmamı sağlamıştır.
  • el cuerpo, contratiempo ve arjantin katkılı el secreto de sus ojos'tan sonra son zamanlarda seyrettiğim 4. ispanyol polisiye gerilim filmi.

    bu adamlar bu işi çok iyi yapıyor. bu kesin ama filmle ilgili aklıma birkaç şey kaldı. dikkat, bundan sonrasında ağır spoiler vererek bahsedeceğim.

    --- spoiler ---

    andres'in annesiyle olan ilişkisi tüm detayları anlatılmalıydı bence. velarde'nin peder'i ziyareti sırasında peder'in "ilişkileri bir anne-oğul ilişkisinden de fazlaydı" demesini açıklamamaları üzücü oldu.

    velarde'nin filmin sonunda andres'e söylediği "insanlara zarar vermeyi bırakalım artık" sözünde bir ayrıntı mı vardı acaba? açıkçası andres'in net olarak gözüktüğü ilk sahneye kadar velarde'nin de olaylarla bir ilgisi var mı diye düşündüm zira evinde rosario'ya neredeyse tecavüze yeltenmesi ve alfaro'nun da bahsettiği gibi ağır abazan olması bunu düşündürttü bana.

    son olarak, alfaro'nun karısının onu aldattığını görmesinden sonra yüzü-gözü yara-bere içinde eve dönmesinin ayrıntıları da havada kaldı. karısının sevgilisiyle mi dövüştü yoksa kaza mı yaptı soru işareti.

    bir de eleştiri getireyim; alfaro'nun ölümü biraz basit olmuş.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    filmdeki andres karakteri en brazos de la mujer madura'a bir gönderme sayılabilir mi diye sinefili dostların aklına karpuz kabuğunu bir düşürelim öncelikle.

    --- spoiler ---

    başarılı latin polisiyelerini gördük. başarısızlarını da gördük. bu filmi diğerlerinden ayıran ufak detayları verelim.

    ispanyol'ların olmazsa olmazı katolik kileseye bir el ense çekmesi olayı bu güzide filmde de mevcut. bu sefer franco'ya dalaşılmamış. göçmen muhabbetine inceden dadanılmış. film teknik olarak yine latin standardını yakalamış. karakterler, öyküleme, teknik nüve vs vs...

    you were never really here gibi göndermelerini eksik etmemiş. belki pazarlama metodu olarak dvd/blue-ray artık her neyse peşine düşüldüğünden yukarıdaki arkadaşın belirttiği işlere girilmiş. yalnız bu yine you were never really here gibi bilinçli bir şekilde mi yoksa prodüksiyonla ilgili bir sıkıntı mı(dante 01'i anlatırken yazmıştım bunu) yoksa yine dediğim gibi director's cut, deleted scenes falan ekmeği maksatlı mı açıkçası çok üzerine düşmedim.

    hafiften böyle bir şili, arjantin özellikle tony manero hevesleri yaratsa da finalde o seviyeye çıkamayan ancak kalburüstü ve etkileyici bir yapım. latin sinemasıyla ilgili prodüksiyon ve dağıtım konusuna girsem çıkamayız. orada bir sıkışıklık var. eş zamanlı, yakın zamanlarda çekilen az biraz parlamış yapımların boktan hollywood remake'leri başıma ağrılar sokuyor. beyinsiz içe kapalı köylü abd'liler şu çeşitliliği yakalasa prodüksiyon şirketleri ve imtiyaz sahipleri eldeki cevheri boku çıkmış şekilde dışarı satıp ekmeğine bakmak yerine kuvvetlenerek çok daha ilgi çekici yapımlar gerçekleştirecektir. avrupa dinamikleri ve küresel ekonomiye bağlı konular bunlar, bilen bilir neyse...

    ha bu arada ispanya'da din ve cinsellik, cinsel gelişim konusu çok dallı budaklı. sol ve polis kavramını da bir kenara alalım. buram buram madrid, hadi bakalım.

    finalde keyifli bir anlatı. üzerinde durulmaya değer fikirleriyle nispeten özgün olabilmiş bir yapım. derin derin yazmaya kalksak daha da dolu malzeme var esasında. çok detaya girip bokunu çıkarmadan burada bırakalım.