şükela:  tümü | bugün soru sor
  • su an itibariyle tamamen bir hayal kirikligi yaratmis olan,eski quebec denen yerinden baska pek de bir olayi olmayan kanada sehri.
  • kuzey amerikanin avrupadan ilk ziyaretcilerinden olan fransizlarin ilk giris yaptiklari sehirlerden biridir. uzun sure sehre ve quebec'e hakim olduktan sonra fransa'da devrim olmasi sebebiyle fransizlar desteksiz cuk gibi ortada kalmislar ve ingiliz saldirilarina daha fazla dayanamayip kralicenin emrine girmisler. sehir hala quebec eyaletinin (province) baskentidir. kanada'da diger tum eyaletlerin parlementosu "provincial assembly" diye anilirken quebec city'dekine fransiz kanadalilar "national assembly" derler. cok az kanada bayragi olup her yerde quebec bayragi goze carpar. sehrin her yerinde ingiliz ordusuna direnisin isaretleri vardir. bir gun kendi ulkelerinin baskenti olacagi gunu bekler sehir. kuzey amerikanin en guzel sehirlerinden biridir. kuzey amerikadaki avrupa olarak anilir.
    az evvel tecrube ettigime gore salyangozu ve istridyesi de superdir ayrica.
  • ucuncu senesini dolduracak olan amerika yasamimda bana ilk defa ben buraya kesinlikle bi kere daha gelmeliyim detirden sehir. ha bu arada sakin bu dana daha bi bok gormemistir demeyin, new york, chicago, las vegas, san francisco, boston, toronto, montreal'i gormus bir kisi olarak bunu soyluyorum
  • 2008 itibariyle 400. kuruluş yılını kutlayan ve bu kutlamalar kapsamında şehrin dört bir yanında sürekli konserler(mesela orada geçirdiğim 15 gün süresince ücretsiz celine dion, moby ve opeth konserlerine tanık oldum.), tiyatrolar, pandomimler, dans gösterileri vs. gibi sanatsal aktiviteler düzenleyen , yaş ortalaması bir hayli yüksek gözükmesine karşın dünyanın en iyi ve -göreceli olarak- en güzel insanlarını barındıran,şirin bir kanada-quebec şehri.
  • kuzey amerika'daki avrupa şehri olarak bilinir. şehir avrupai dokusunu hala taşır. 1985'te unesco tarafından dünya mirası şehirler listesine eklenmiştir.
  • küçük fransa'dır.
  • sadece tarihi kısmı için bile ziyaret edilmesi gereken, kanada'nın masalsı kentlerinden biri.

    fransızcasınıza güvenerek gitmeyin, zira burada fransızca çok farklı bir şive ile konuşulmaktadır. ingilizcenize de güvenmeyin, çünkü buradaki insanlar ısrarla fransızca konuşur. bu da öyle garip bir şey işte.
  • kanada'da bulunur, kitasini sasirmis bir avrupa sehri gibidir, insan kendini fransa'daymis gibi hisseder resmen. sehri cevreleyen surlari, muzeleri, kafeleri, buram buram tarih kokan sokaklari ve kiliseleriyle "buranin amerika kitasinda ne isi var" dedirtir. sokakta ingilizce bilmeyen bir suru insan bulunur. "dur" tabelalarinda fransa’da bile “stop” yazarken orada “arret” yazar. saint lawrence nehrinden sehre dogru bakildiginda goze carpan en ihtisamli yapi chateau frontenac adli oteldir. ayrica sehirde tarihi bir funikuler sistemi de bulunur.
  • - 405 yıllık tarihiyle kuzey amerikanın en eski yerleşim birimlerinden biridir.
    - 500.000'lik nüfusuyla kanada için büyük sayılabilecek bir şehirdir.
    - montreal'e 250 km uzaklıktadır.
    - zamanında quebec bölgesinin en önemli şehriydi ve bu yüzden başkent seçilmişti ama amerika'yla yapılan kara ticareti ingiltere'yle yapılan deniz ticaretinin önüne geçince üstünlüğü montreal'e kaptırmıştır.
    - eski şehirdeki binaların tasarımı avrupa'yi aratmaz. ayrıca yokuşları da kanada'da rastlanmayacak türdendir.
    - tepeden bakıldığında istanbul'u andırır, karşıdaki levis kentiyle arasından saint lawrence nehri geçer, genişliği yaklaşık 3 km kadardır.
    - burayı fransiz kaşif samuel de champlain keşfetmiştir. kendisine çok hürmet edilir, ayrıca montreal'de aynı isimli önemli bir köprü vardır.
    - ismini kizilderili dilinde "nehrin en dar yeri"nden alır, eyalete de ismini verir.
    - burada eski şehri çeviren surlar kuzey amerika'da meksika'nin kuzeyinde tektir çünkü buraları avrupa gibi istila yaşamadığı için gerek duyulmamıştır. bu surlar ise önce ingilizler tarafından fransizlara karşı yapılmış, zafer kazanıldıktan sonra da amerikalilar saldırıya geçince güçlendirilmiştir.
    - şehrin önemli yerleri eski şehir, abraham düzlükleri, montmorency şelaleleri, st.anne kilisesi, parlamento binasıdır.
    - yolları temiz, turistik yerleri bakımlı, halkı son derece kibar, guleryuzludur. fransa'dakinin tersine dillerinin döndüğünce ingilizce yardımcı olmaya çalışırlar.
  • quebec eyaleti'nin başkenti, ingilizce'nin neredeyse hiç kullanılmadığı ve eski quebec city kısmı haricinde çok da turistik vaatte bulunmayan bir bölge. ingilizce o kadar uzak tutulmaya çalışılıyor ki turistik alanlarda dahi ingilizce tanımlara rastlamak pek mümkün değil ne yazıkki. insanların fransızca'yı da aksanlı konuşması sebebiyle o erotik fransızca tınısında da sizi mahrum bırakıyor. yine de halkı kanada'nın geri kalanı gibi oldukça güleryüzlü ve yardımsever.
    sanıyorum burası sadece kanada'nın değil tüm kuzey amerika'nın en eski yerleşim bölgelerinden, bizdeki gibi rant peşinde koşan göt laleleri olmadığı için de şehir neredeyse hiç bozulmadan korunmuş. şehri gezecek görecekler için bir kaç not derlemek gerekirse;

    -old quebec bölgesinde notr dame kilisesinin bulunduğu meydan sizi 3-4 asır öncesine ışınlıyor, köşedeki pizzacıda soluklanıp bu ufak meydanda vakit geçirmenizi tavsiye ederim. bu meydana dair ilginç bir not; catch me if you can filminin son sahnesi filmde bahsedildiği üzere fransa'da değil tam olarak bu meydan'da çekilmiştir.
    -çok iyi korunmuş olması ve dolambaçlı yolları sebebiyle bu şehirde elde harita gezmek apayrı bir tad veriyor insana.
    -otel olarak kullanılan şato'nun* etrafında bolca vakit geçirdikten, manzaraya doyduktan sonra arka tarafta bulunan parlamento binasına doğru geçmek iyi bir rota tercihi olacaktır, bu parlamento binası ottawa'daki kadar şaşaalı olmasa da yine de gezilmeye görülmeye değer.
    -parlamento binasındaki turlara katılınca nasıl bir ileri demokraside yaşadığı daha da iyi anlıyor insan. burada sivil halk doğrudan parlamento oturumlarına katılabilir ve söz alıp fikirlerini paylaşabilir.
    -yine parlamento binasının önündeki anıtlardan birinin gomidas vartabed'e ait olduğunu görünce istanbul'lu bir ermeni olarak bir hayli gururlandım. ancak vartabed'in doğduğu topraklardan bu kadar uzakta anılıyor olmasına hüzünlendim doğrusu.

    sonuç olarak şehre yakın bir yerde konaklıyorsanız günübirlik ziyaret etmenizde fayda var, ancak sadece burayı gezeceğim diye kalkıp kanada'ya gelmenin anlamı yok.