şükela:  tümü | bugün
  • bir putperec olarak objektif olamasam da başucu eserleri arasında yer alabilecek lezzette bir georges perec şaheseri.
    karakter öylesine özgün ki hem hepimiz olmayı başarabilmiş, hem de varolamayacak kadar anti kahramanlığı omuzlamıştır. bu kez değişik bir üslup takınarak, fütursuzca bizimle sohbet etmekte üstad. ve yine, yine, yine alt alta sıraladıklarıyla beni mıhlamayı başarmıştır.

    dengesizin tekiydi
    kimi gün oluyor varoluştan bıkkınlık duyuyordu
    kafasına bir kurşun sıkmak istiyordu
    daha iyisi, suya atmak istiyordu kendisini
    varoluştan bıkkınlık duyuyordu
    suya atmak istiyordu kendisini kimi günler
    kafasına bir kurşun sıkmak istiyordu
    dengesizin tekiydi
    artık, her şeyi bir defada bitirmek daha iyiydi
    dehşetli umutsuzdu inanılmazdı kuyu gibiydi
    kör karanlık bir kuyu
    brrr
    yaşamaktan usanmış, canına tak etmişti
    (neye yarardı yaşamak)
    korkuyordu bu normal değildi
    dengesizin tekiydi
    suya atmak istiyordu kendisini.
  • anlatıcının (ve grubunun) içip içip olayları kafa iyiyken aktarıyormuşlar hissi veren kitap.

    ana karakterin ismini bir türlü öğrenmez, bilemez, tam söyleyemezler. zaten önemli olan da o karakter değildir. bir türlü ismindeki fikre konu bağlanamaz, döner durur.

    başında yer alan "çok sayıda harp akademisinin ödülüyle onurlandırılmış olan kişi dostlarına nasıl yardım etmeli kitabının yazarından, en iyi yazarlardan alınma dizelerle bezenmiş destansı düzyazı anlatı" notu ise tam bir ironidir: kitap anti-militarist bir tutumdadır ve kesinlikle destansı degildir. güzel bir post-modern kitaptır.

    yazar/anlatıcı hep okurla muhabbete girer.
    33. sayfada bu kitap ne anlatıyor diye soranlar icin bir özet bölümü yer alırken, 72. sayfada kışlanın bahçesinde görünen şeyin ne olduğunu sorar ve yanıta karşılı "tabii ki hayır şapşallık yapmayın" der.

    sonuçta arkasında dediği gibi "sinsi bir gülüştür".
  • çevirmen bir şekilde bu hikayeyi yeniden türkçe yazmış gibi. bu açıdan belki bunu (kitabı yani) orijinal adıyla değil türkçe adıyla anmak daha doğru burada (bu sözlükte ve belki ülke olarak burada tabi) .

    edit: hemen orijinal diline evrilmiş başlıh. lan mı? canın sağolsun.
  • hahaha. kitap bitince tekrar başlıyor. okumaya, 81. sayfasındaki index'i okuyarak başlayanların hayatı değişiyor. şimdi bütün söz sanatlarını tek tek sözlüğe girmek farz oldu. bu entiriyi bir spoiler ibaresi olarak da okuyabilirsiniz. hinanılmaz
  • porsgemsheniark da bahsetmiş, o kadar söz sanatını bırakalım sözlüğü edebiyat dediğimiz nane bile kaldıramaz. perec gibi bir adamın ölmesi bile bana komik geliyor açıkçası.
  • perec saçmaladıkça sempatikleşilmiş mi? yoo, perec sempatik bir iskelet; onun üzerinden saçmalanmış bütün kara parçalarında. ve dahil afrika pekala. mezarında ters dönmenin frengi karşılığı var mıdır? oh bırakalım ahlakçılığı, aylaklığı, sayıklamaları. 'şeytan arabasına' biniverende vicdani redçi (sanki?) novella: eminim ki ordumuz tarafından her askeri ocağa, er gazinosuna tavsiye edilesiye!
  • cemal yardımcı'nın muhteşem çevirisinin de etkisiyle tadından yenmeyecek kitaptır. bir solukta okutur kendini, aralarda gülmekten nefes alamaz hale getirir okurunu. öyle anlarda durup bir soluklanmak elzemdir, sonra kalınan yerden kikirdeyerek okumaya devam edilir. sinirli olduğum günler açıp tekrar okuyorum kendisini, eser kalmıyor sinirden stresten. pamuk gibi yapar adamı valla.
  • tüm putperecliğimle okuduğum perec'in en delimsirek metni. yere göğe sığmayacak sinsi kahkahalar içün, esbab-ı mucibesi belirsiz sarhoşluklar adına!

    bahçedeki gidonları kromajlı pırpır da neyin nesi?

    cemal yardımcı, normal bir metin çevirmiş midir acep?