şükela:  tümü | bugün
  • skid row....are we saved by the words of bastard saints ..yane ne diyim...

    she caught the melting sky.
    it burned but still the winter passes by and by to the other side
    a slow parade of wind that blows through trees that wilted
    with the season's children
    are we saved by the words of bastard saints? do we live in fear or faith
    tell me now who's behind the rain
    a maze of tangled grace
    the symptoms of "for real" are crumbling from embrace
    but still we chase...the shadows of belief
    and new religion clouds our visions of the roots of our souls
    are we ashamed of our own fate
    or play the fool for our own sake
    tell me who's behind the rain
    what do we need where do we go when we get where we don't know
    why should we doubt the virgin white of fallen snow
    when faith's our shelter from the cold
    quicksand jesus i'm so far away without you
    quicksand jesus i'm so far away without you
    quicksand jesus i'm so far away...away
    quicksand jesus i'm so far away
    quicksand jesus i need you
    quicksand jesus i believe you
    quicksand jesus i'm so far away
  • ic parcalayici, hayat karartici, yurek daglayici.
  • sırasıyla 18 and life, in a darkened room, wasted time'dan sonra dinlenir,dağılan bünyeyi tekrar toplamak için youth gone wild ve monkey business dinlemek gerekir..
  • dinlemek gerekir denilebilecek bi parça!(bkz: skid row)
  • erimekte olan göğü yakaladi,
    gök yanmaktaydı ama kış adım adım geçiyordu öteki tarafa,
    yumuşak gösterisi rüzgarın,
    esip giden,
    mevsimin çocuklarıyla birlikte kuruyan agacların arasından.

    kurtulduk mu gayrımeşru* azizlerin sözleriyle?
    korkuyla mı yaşıyoruz, inançla mı?
    kim yağmurun arkasında, söyle bana şimdi.

    karmakarışık bir zerafetin labirenti,
    gerçekliğin belirtileri sarıldıkça parçalanıyor,
    fakat hala kovalıyoruz.

    inancın gölgeleri,
    ve yeni bir inanç perdeliyor
    engelliyor görmeyi ruhumuzun köklerini

    kendi kaderimizden mi utanıyoruz,
    yoksa kendi iyiliğimiz için mi oynuyoruz aptalı
    kim yağmurun arkasında, söyle bana şimdi.

    neye ihtiyacımız var,
    nereye gidiyoruz,
    ne zaman varacağız, bilmiyoruz
    neden şüphe duymalıyız,
    yağmış karın bakir beyazligindan
    inanç bizi soğuktan korurken

    quicksand(i) jesus*, sensiz uzaklardayım (x3)
    quicksand jesus, sana ihtiyacım var
    quicksand jesus, sana inanıyorum
    quicksand jesus, cok uzaklardayım

    (i)quicksand : uzaktan kumsal gibi gorunen, super etkileyici, serin sulara atlama istegi olu$turan ama ustune basinca sizi curp diye icine ceken, bataklik gibi, guvenilmez, hain ve sinsi cografi olu$um.*
  • sarkiya genel olarak bakildiginda, "quicksand jesus" isa'nin gittikce kendisine duyulan saygiyi yitirmesi gibi anlamlandirilabilir. tanri ya da isa yardim icin cagirilmakta ancak bu cagri cevapsiz kalmaktadir, bu kenara itilmislik ise ofke ve belki kirginlik olarak kendini gostermekte ve kisinin inanci ve saygisini olumsuz yonde etkilemektedir. yoruma son derece acik bu sozler hic bir anlam tasimiyor olmus olsalardi bile sirf muzigin yurek parcaliyiciligi sarkinin gunlerle araliksiz dinlenebilirligini saglamaktadir. hem guzel, hem ic acitan -aglatan, hem de umut dolu bir sarkidir.
  • skid row denen tanrinin 1991 ciki$li ikinci albumu slave to the grind'in dorduncu $arkisi.
  • sebastian bach'ın mükemmel yorumunu konuşturduğu şarkı.
  • skid row'un 1991 yılında çıkmış 2. stüdyo albümü slave to the grind'in lokomotif şarkılarından biri ayrıca sebastian bach'sız skid row olmayacağını gösteren örnek şarkılardandır.

    http://www.youtube.com/watch?v=9vz9yxjjhp8
  • neresinden tutsan elinde kalan varoluşa anlam biçme çabalarında inancın yerine dair bir şarkı.

    mükemmel bir kısa öykü gibi; tek bir sözcük fazla ya da eksik değil. söylenen her şey denize bırakılan bir beton bloğu gibi dibe çöküyor. her notası ağır, sözlerinin her satırı vurucu. ezici.

    nereden geldik? nereye gidiyoruz? bir yere gittiğimiz var mı ki? her şey mükemmel bir planla mı şekilleniyor? her şey, bilhassa varlığın özünün serüveni, böylesine belirsizken inanç bir battaniye gibi sarıyor kendisini kapana kısılmış hisseden zihni. hı hım, her şeyin bir amacı var, orada bir yerde tüm sevdiklerimin toplandığı harika bir yer var. tüm acılar ebedi mutluluğun tabi birer bedeli. her şey öylesine anlamlı ki. her şey öylesine harika olacak ki. tüm acılar ve sorular kar tanesinin saflığında örtülüp gidecek. yalnızca inanç kalacak, her şeyi boşvereceğiz. tanrı elimizden tutacak. birlikte batıp gideceğiz, kumlar önce ayakkabılarımızı ve en son saçlarımızı yiyecek. tebessümle, şüphenin acısından uzakta emilip kaybolacağız. hiç korkmadan, sonsuz güvenle. sorular sormadan. tüm şüphelerden azad olmuş bir halde. huzurun daha net bir resmi çizilebilir mi?