şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 12 eylül'den hemen sonra mamak askeri cezaevi komutanlığına getirilen ve burada yaşanan zulüm ve işkencelerden sorumlu tutulan albay.
    ahmet kahraman ile yaptığı bir röportaj'da,
    - ''doktor bana, mamak'ı hatırlama, strese düşersin demişti. şimdi sizinle konuşup hatırlayınca uykularım kaçacak. bir on gün uyuyamam. sonra alışırım ama...''
    - "ama orası cezaevi idi. hastane, okul, aşk gemisi ve yat kulübü değildi. benden öncekiler iyi davrandıkları için başarılı olamamışlar. mecburdum astlarıma inisiyatif vermeye. verince, anormal işler olmadı değil, oldu. o talihsiz olaylara ben de çok üzüldüm. ama bu bir savaştır. savaşta her zaman iyi şey olmaz."
    ifadelerini kullanmıştır.
    oğuzhan müftüoğlu, devrimci yol davaları sırasında, tetik'in, kendisine, konseyin * kendilerinden herhangi birine bir saldırı olursa içeride bulunan örgüt yöneticilerinin tümünün kurşuna dizileceğini söylediğini, o zaman bunu pek ciddiye almadığını ancak daha sonra bunun kenan evren tarafından bir söyleşide doğrulandığını yazmakta ve "amaç bellidir, dışarıya haber salınsın, kimse birşey yapmaya kalkmasın, zalimin, kendi zulmünün sonuçlarından duyduğu korku olduğunu ifade eder" şeklinde yorumlamaktadır
  • 12 eylül dönemi mamak askeri cezaevi'nin esat oktay yıldıran'ı. eksiği yok fazlası var.

    http://www.acikgazete.com/…neredesin-raci-tetik.htm
  • 12 eylül'de 8 yıl hapiste kalmış ülkücü liderlerden alaattin aldemir'in anlattıklarına göre raci tetik de mahkumlara işkence uygularken "kıbrıs'tan geldim ulan ben" dermiş.

    tıpkı esat oktay yıldıran gibi özel harp dairelerinde yetiştirilip kıbrıs'a gönderilen raci tetik, burada kasap olarak anılırmış. anlaşılıyor ki bu ikili bir işkence timi olarak yetiştirilmişler, kıbrıs'a "kalfalığa" gitmişler ve 12 eylül ile birikte türkiye'ye dönüp "ustalık" sergilemişler. kim bilir bu timde başka kimler vardı? esat oktay yıldıran cezasını bu dünyada buldu. raci tetik ise izini kaybettirdi. öldü mü yaşıyor mu bilen yok? muhtemelen saklı gizli yaşıyor. buna yaşamak denirse. nasılsa yargılanamayacağının konforu ona daha da batıyordur inşallah.

    bu kıbrıs'ın içinde daha çok pislik çıkacak. çok.
  • hakkında suç duyurusunda bulunulan şahıs. o dönemin şahısları kanun tarafından korunduğu için, suçlarının -bu koruma nedeniyle- zamanaşımı süresinin başlatılmaması gerektiğini düşündüğüm eşhastan sadece biri.
  • kadın tutuklulardan bahsederken "orospu" kelimesini kullanmayı alışkanlık edinmişti.
  • mesele dergisi'nin ekim 2011 tarihli 58 nci sayısında berat günçıkan'ın 'kaktüsler susuz da yaşar/kadınlar mamak cezaevini anlatıyor' adlı kitabın anlatıcılarından sema yiğit kanat'la yaptığı röportajda şöyle anılmakta raci tetik:

    "bg: - gelelim raci tetik'e...geçenlerde taraf gazetesi'nde bir haber yayımlandı. muhabir tetik'in eşiyle görüşmüş, avusturya'da bir huzurevine yatmayı planlıyormuş. eşi, vicdan muhasebesi yaptıklarını ve içlerinin rahat olduğunu söylüyor. 'eşim görevini yerine getirdi' diyor. siz haberi okudunuz mu? raci tetik dendiğinde aklınıza nasıl bir ses, nasıl cümleler düşüyor?
    syk: - haberi okudum evet. bu kadar ayyuka çıkmışken o caninin kimliği, hala bu evliliği sürdürebiliyorsa, onunla yaşamaya devam edebiliyorsa, insanın bir şekilde kendini kandıracak bir şeyler bulması gerekir herhalde. yoksa hangi vicdan kaldırabilir böyle bir yükü. görevini yaptı deyip yaşamasına devam edebilir. ya kendisi de ondan farksızdır ya da kendini kandırıyordur. raci tetik dendiğinde, tek tip elbise giydirme kararı aldıklarında koğuş pencelerinin karşısına düşen kuledeki hali geliyor gözlerimin önüne. ölüm taburlarına dönüştürdüğü mangaları canhıraş çığlıklarla maltalarda ilerlerken öylesine mutlu, öylesine alaycı bakışla bakıyordu ki sanki ölesiye zevk alıyordu. bacaklarını iki yana ayırmış elinde tuttuğu kamçıya benzettiği copuyla usul usul bacağına vuruyor, alayla çarpıttığı dudaklarından 'kırın, vurun, yok edin' emirleri dökülüyordu.
    bg:- açıkcası ben yıllardır gazetede hep 'raci tetik öldürüldü' diye bir haber okumayı ummuştum. tıpkı diyarbakır cezaevi komutanı esat oktay yıldıran gibi bir son beklemiştim. siz haberi duyduğunuzda neler hissettiniz, düşündünüz?
    syk:- cezaevinde öyle anlar olur, öyle acılar yaşanırdı ki insan buna katlanmayı ancak muhatabını aynı koşullarda hayal ederek becerebilirdi. başta raci, arkadan diğerleri ben hepsini çokça yaşadığım koşullarda hayal ettim. raci için ölüm bir kurtuluş. o cezaevine girmeli, yüzlerce binlerce insana işkence ettiği için yargılanmalı. ailesine sevdiklerine başka her şeye hasret kalmalı. yıllarını taş duvarlar arasında geçirmeli..."
  • http://www.youtube.com/watch?v=n_syglggppm

    sırrı süreyya önder: "kendisi benim bir fiil işkencecimdir"
  • sırrı süreyya'ya "geleceksiniz diye 15 gündür psikoterapi yapıyorlar. östrojen verdiler, kadın gibiyim şimdi.. ‘o kılıksız olan apo’nun partisinden. ona dikkat et, seni çok sıkıştıracak. sinirlenme’ dediler. bıyığından da belli, bak diğerlerine hepsi adam gibi" diyen ahlaksız.
  • "inciler" dökülmüş dudaklarından yine. bana en ilginç ve tiksinç gelen şey hala ve hala bir takım insanların işkenceyle ilgili "e ne var ki bunda" tavırları veya zerre çekinmeden inkara başvurmalarıdır. dün de eski emniyet genel müdürü refet küçüktiryaki hiçbir şey hatırlıyamamıştı. bir süre önce yargılanan bir emekli subay da hafızasını kaybetmişti, yanlış hatırlamıyorsam.
    samimi söylüyorum, okurken ürperiyorum resmen. adam yatağa mahkum, muhtemelen her gece uyumaya çalışırken azrailin şeklini ve şemalini merak etmektedir, yine de zerre pişmanlık duymuyor. hala insanları kıyafetine, bıyığına bakarak aşağılamaya çalışıyor, hala "var olduğumuz sürece umutlu olmanıza izin vermiyeceğiz" mesajı vermeye çalışıyor sanki.
    en az bu kadar vahim olan bir başka mesele de, memlekette kendisini ve temsil ettiği zihniyeti savunan milyonlarca insanın varlığıdır.
  • 1946 yilinda ikinci dünya savaşı bitmiş, ve kazananlar kaybedenleri yargilamaya başlamıştır.. bir büyük yürekli şairin dediği gibi sonrasinda şiir yazmanın bile barbarda olduğu, auschwitz cehenneminin sorumluları bundan yargilanmaya başlar.. rakamlar ortadadir.. her biri alçak bir şekilde kayıtlı tutulmuştur.. dile kolay, bir milyon yüz bin kusur insan açlıkla, gaz odalarında, şakaklarının ortasına giren mermiyle ölmüştür.. bir milyon yüz bin küsur ruhun katilleri yargılanmaktadır..

    birer birer sorgulanmaya başlar, auschwitz'in cellatlari, yani yönetimi.. hans aumeier diye bir adam vardir ki 41 ile 43 yillari arasinda auschwitz'de yardimci müdürlük gibi bir iş yapmış, ve o kadar gaddar olmuş ki nazilerin bile midesini kaldirip görevden alinmiş, ona sorarlar "ne yaptiniz auschwitz'de" diye..

    "ne yapmışız?" der önce "biz bize söylenenleri yaptik.. bize günah keçiliği yaptirtiyorlar.. ne ben ne de adamlarim ne birisini öldürdük, ne de gaz odalarından haberdariz. öyle bir şey olduğunu da sanmiyorum"

    çok tanıdık geldi bu sözler bana bugun gazeteleri okuduğumda.. raci tetik dün meclis darbeleri arastirma komisyonunda şöyle konuşmuştu çünkü:

    "tetik, mamak’taki işkence olaylarına ilişkin örnekler vererek yönelttikleri ısrarlı sorulara karşılık da, “sistematik ve kurumsallaşmış işkence yapıldığı” iddialarını reddederek, “en azından benim bilgim yok. ben, askeri cezaevi yönetmeliklerinin gereklerini yerine getirdim”"

    anlaşılıyor ki, dünyadaki tüm kötüler korkak aslinda.. korktuklari için yapiyorlar yaptiklarini.. yaşamdan, mutluluktan, onurdan korktukları için.. gögüsleri içinde atan kalpleri bir organdan ibaret.. yürek namina, cesaret namına hiç bir şeyleri yok..