şükela:  tümü | bugün
  • nesli tükenmekte olan türler hakkında farkındalık yaratmak için oscar ödüllü yönetmen louie psihoyos un hazırladığı belgesel. tüm dünyada 2 aralıkta discoverykanalında yayınlanacakmış.
    official site
    sianın seslendirdiği muhteşem soundtrack eşliğinde empire state binasına yansıtılan nesli tükenmekte olan canlıların harika görsellerinin yer aldığı klibini mutlaka izlemelisiniz.sia - one candle
  • temel olarak, bugüne kadar dünyanın başına türlü sebeplerle 5 adet felaket geldiğini (ki bunlardan biri, 65 milyon yıl önce çarpıp dinazor neslini pert eden göktaşı), 6. belanınsa hiç sürprize ya da olası felaket senaryolarına bakılmaksızın direktman insanoğlu olduğunu anlatan; insanların dünyanın içine nasıl da göz göre göre sıçtığını, böyle sürerse ne canlı türü ne de ekolojik denge kalmayacağını hatırlatan etkileyici belgesel. müzikleri de şahanedir.
  • bir sonraki kitlesel yok oluşa neden olacak asteroidin insan olduğunu anlatan güzel belgesel.
  • insanoğlunun komple geberip gitmesi gerekiyor. bu belgesel bunu çok açık ispatlıyor...
  • en büyük hayvan insan. bunun mesajını çok güzel veriyor ama anlayana.
  • izlediğim en etkileyici belgesellerden biriydi sanırım. sözlük sahiplerine, yönetenlerine bir kaç sözüm var. bunun dışında fikirlerimi yazıya dökmek istiyorum.

    öncelikle böyle bir belgesel hakkında bu kadar az entry'nin girilmesi beni üzdü açıkçası. sonuçta ekşi sözlük gençlerin de uğradığı, okuduğu bir platform. eğer bir bilinç oluşturulmak isteniyorsa bunu erkenden çocuklara aşılamak geleceğe yatırım olacaktır. filmde bunun da üstünde çok durmuşlardı. mesela sözlük yönetimi olarak bu belgeseli izleyip sözlükte bir tema, bir mesaj oluşturabilirsiniz. ingilizce bilen, okuyan insanlarsınız. bu konu hakkında bu belgeseli çeken insanlara ulaşabilirsiniz. elinizde böyle büyük bir topluluk varken bunu çok iyi yönde kullanabilirsiniz. eminim bu belgeseli çeken insanların da hoşuna gidecektir. onların amacı da bir nevi böyle bir şey zaten.

    etrafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. bu tür çalışmalara, girişimlere daha çok kulak vermeliyiz. bir çevreci olarak değil, bir insan olarak sorumluluk almalıyız. en yakın örnek benim. uzun zamandır motosiklet almak isteyen biri olarak, bu belgesel beni bu isteğimden vazgeçirdi. alacaksam da elektrikli bir şey almayı düşünüyorum artık.

    övünmeyi biliyorsunuz şu kadar ziyaretçimiz, şu kadar tıklayanlarımız, bu kadar entry girenlerimiz var diye. bu sizden başka kimseye yarar sağlamıyorsa neyi değiştirmiş oluyorsunuz? yaşam amacınız sadece para kazanmak mı? sizi değerli yapan sayılar mı? eminim bu sayıları çok daha değerli hale getirebilecek olgunlukta ve sorumluluk bilincine sahip insanlarsınız/insansınız.

    aldığınız reklamları bir köşeye atıp bir gün de insanlık adına, gelecek adına bir mesaj oluşturabilirsiniz. ülkemizde terör, siyasi tartışmalar, ahlak yoksunluğu gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. tüm bunların içinde bize insan olduğumuzu, bir canlı olduğumuz hatırlatacak ortak bir nokta yaratabilirsiniz. sözlük hakkında son dönemlerde gelen olumsuz eleştirilerin yönünü değiştirebilirsiniz.

    belgesel dönecek olursak, diyecek bir şey yok. gerçekten etkilenerek izledim. motosiklet sevdamdan beni hiç bir şeyin vazgeçireceğini sanmıyordum ama büyük konuşmuşum. belgeseli izleyin. hissettiklerimi anlatamam, izleyip görmelisiniz.
  • kesinlikle izlenmesi gereken bir belgesel. belki de izlediğim belgeseller arasında ilk 3'e girer. insanoğlunun bir virüs olduğunu gözler önüne seriyor.
  • seyrederken insanoglundan, kendimden nefret etmemi saglayan belgesel. bitince ruhsal cokuntuye ugruyorsunuz.
  • deli gibi ağladım ben yahu. ağlak bir kadınım tamam da, belgesel de belgesel.

    bir vakit bir çizim görmüştüm, eskiz mi deniliyor sanırım öyle idi. internet üzerinden sosyallesme sağlanan bir platformda(şu cümle üzerine yazmak istiyorum asıl ben yahu) çevreye son derece duyarlı, doğal bir hayatı savunan ve sade bir şekilde yaşamaya özen gösteren hatta şöyle bile desem olur; karbon ayak izi minumum olan bir arkadaşım paylaşmıştı. eskiz şöyle idi. hani bir yaşam piramiti vardır ya, üçgen şeklinde işte onu düşünelim, onun en yükseğinde yani tepesinde bir insankızı insanoğlu eskizi, bir altındaki kısımda vahşi hayvanlar, aslanlar, kaplanlar, kutup ayıları vs. vs..onun da bir altında vahşi olmayan hayvanlar inekler keçiler köpekler, işte onun bir altında su canlıları, işte onunda bir altında ormanlar ağaçlar, en alttada bitkiler, zerzevatlar vardı. hemen yanındaki diğer eskizde ise; kocaman cizilmis bir dünya ve dünyanın her yerine rastgele sıralanmış yandaki eskizde olan tüm canlılar bulunuyordu.

    acayip sevmiştim o eskizi, doğada tüm canlıların insanlığa hizmet etmek için yaratıldığını salık veren bir kültürün içinde doğup büyümeme rağmen bu eskiz bana çok iyi gelmişti. belgesel de bir nevi eskizin hikayesini anlatıyor desem yanlış olmaz sanıyorum.

    çocuklarımla izledik biz. kızım zaten duygusal, sonradan pişman oldum hatta, erken davrandım biraz daha büyünce izletsem olurdu diye ama oldu bir kere. ne diyecektim evet evet belgeselin finalinde son kalan hayvanlar büyük kocaman binalara yansıtılrken biz analı kızlı zırıl zırıl ağladık. geçen gün de oğluşum soruyor anniş dünyada kaç kaplumbağa kaldı diye,,

    ne diyeceğimi bilemedim...

    ne vahşi bir türüz biz yarabbicim!
  • nesli tükenmekte olan hayvanlara ve insanoğlunun yaşadığı gezegeni göz göre göre yok edişine dikkat çeken muazzam belgesel. bu farkındalığı oluşturmaya çalışan bir grup adamın mücadelesi de takdir edilesi gerçekten. belgeselin sonlarına doğru nesli tükenmekte olan hayvanlardan bazılarının sayısını veriyor. bunlardan biri de toghie isimli çizgili-uzuvlu ağaç kurbağası. dünyada 1 tane kalmış. o değil de dünyanın başına ne gelecekse bu hareket eden her şeyi yiyen laftan sözden anlamaz çinliler yüzünden gelecek.