şükela:  tümü | bugün
  • colors adlı bölümü vasıtasıyla tanıştığım, ve eski uygarlıklarda mavi rengine isim verilmediğini (hatta renk isimleri olarak en son mavinin ortaya çıktığını) ve misal homer'in gökyüzünü bronz, denizi şarap rengi olarak tanımladığını öğrendiğim anda aşık olduğum, her bölümü öğrenince ufku iki katına çıkaran şeyler ile dolu radyo programı. bu kadar geç keşfetmenin acısını her gün bir bölüm dinlemeye çalışarak çıkarma çabasındayım.
  • podcast kayıtlarıyla, bir şeyler öğrenmedikçe kendini kötü hissedenler için yolculukları güzel kılan radyo programı.
  • bir bölüm süresinin okula ulaşım süresi x 2 (gidiş ve dönüş) olmasıyla ufukları seyretmek yerine ufukları seyrederken ufukları genişleten program.

    jad abumrad'ın müzisyen kimliği programa anlatım açısından pek çok şey katıyor. onun dışında da favorim yine jad reyiz, zira robert krulwich program sunucusundan çok dinleyicisi gibi davranıyor, çok şaşırıyor, anlamaya çalışıyor, tempoyu düşürüyor (belki bu şekilde programın sindirilebilirliğini artırıyor). ancak iyi bir denge tutturmuşlar zannımca. jad anlatıyor, robert dinleyicinin aklına gelip de soramadığı soruları soruyor, pek tatlılar gençli yaşlılı.

    pek keyifli bir gösterileri için tıklayınız.
  • dünyanın en güzel radyo programını keşfetmek için netin şaha kalkmasını beklemek gerekiyormuş. new york'taki wnyc radyosunda oynayan bu sağlı sollu vuran bilim eksenli programımızın sunucuları jad abumrad ve robert krulwich eskiden radyoyu radyo yapan olguların tozunu almış ve yer misin yemez misin diye markaya çevirmiş (burada "ortaya" diye devam etmem gerekiyo) ve ortaya katı am sik göt karı yalamak komak ibne pozitivizmin saundunu gönül telimize uygun hale sokan bir prodüksiyon çıkmış (burada "masaya yatırmak" falan diyeyim). her bölümde masaya yatırılan ana tema etrafında... neyse lan sıkıldım. süper program oturun dinleyin. ama arkaplan sesine çevirmeyin.

    http://www.wnyc.org/shows/radiolab/
  • podcastlerin efendisidir.
    (bkz: jad abumrad)
    (bkz: robert krulwich)
  • dinlemeye başladığım günden beri hayatımı değiştiren üç podcastten biri.

    iki tane adam bir saat boyunca sıradan bir konudan (aslında bize sıradan gelen) konuşarak sizi ne kadar etkileyebilirler?

    kısalar dışında her bölüm yaklaşık 1 saat sürüyor ve o gün belirledikleri konu hakkında bir kaç tane hikaye anlatıp ufkunuzu katlıyorlar.

    mesela bugün dinlediğim "düşmek" hakkındaki bölüm. üzerinde hiç durmadığımız bu "şey" ne kadar ilginç olabilir? gel gör ki bir saat boyunca gözlerimin dolmasından, oha oha nidalarına, oradan da kahkahalara kadar her türlü hissiyatı yaşadım.

    neredeyse her bölümde beyninizin bükülmesi garanti.

    websiteleri üzerinden dinleyebileceğiniz gibi, herhangi bir podcast uyguamasıyla telefonunuzdan da dinleyebilirsiniz.

    yalnız arkada konuşsunlar ben de o sırada başka bir şey yapayım demeyin, bilimsel çerçevede bir program olduğu için dikkatinizi vermeniz gerek.
  • freakonomics dinlerken tanıdım bu muhteşem radyo programını. steven dubner, bi ödüle aday olduklarını söylerken, diğer yarışmacılar arasında radiolab'in de olduğunu söylüyordu ve ben olsam oyumu onlara verirdim diyordu. oha dedim, freakonomics'in zihin açıcılığından daha fazla ne olabilir dedim. gel dedim, git dedim ve indirdim. bi kaç ay telefonda gezdi durdu o program. inheritence. önce bi dinledim, evet dedim buradan güzel bir şeyler çıkabilir. sonraki program shorts: raising cranes adlı bir şeydi. dinledim ve hayatımda sayılı olan beyin akmalarından birini yaşadım.
  • bit flip bölümüyle belçika seçimlerini etkileyen kozmik ışınları anlatmış, ingilizce bilen ya da ingilizcesini geliştirmek isteyen herkese tavsiye ettiğim podcast. hiç görüntü olmadan tamamen konuşmalardan oluşan bir programın bu kadar etkileyici olacağını hiç tahmin etmezdim. dinlerken, oha böyle bir şey mi varmış diyeceğiniz şaşırmak ve takdir etmek arasında dinleyeceğiniz bir program.
  • hali hazirda en favori podcastimken dun dinledigim fault line bolumuyle kendine bi kez daha asik ettirmistir.