şükela:  tümü | bugün
  • radyoaktif isinlarla yapilan kanser tedavisi. vucudun kanserli bolgesi belli bir zaman araliginda her gun birkac dakika isina maruz birakilir. isin tedavisi de denir.
  • yeni bir radyoterapi formunda operasyon sırasında plastik borular doku içine konulur, sonra yara biraz iyile$ince radyoaktif maddeli çubuklar borulara sokularak radyoterapinin sistemik etkilerinden olabildigince korunulur. buna bir de isim vermi$ler: brakiterapi
  • beyne uygulandığı zaman*, saçları döken tedavi yöntemi...
  • yan etkisi kemoterapi kadar ağır olmayan, tedavinin uğgulandığı bölgede tıpkı güneş yanığı gibi ama, daha ağır bir etki yaratan, o bölgenin şişmesine ve müthiş ağrılara sebep olan bir tedavi. dökülmeden önce düz olan saçlar daha sonra kıvırcık ve daha gür çıkmaktığı görülmekte. *
  • radyoterapi tedavisi goren kisinin seans odasina girip kapiyi kapatmasindan sonra, radyoaktif isinlar verilmeye basladiginda kapi otomatik olarak kilitlenip muayenehanenin her tarafinda deli gibi bir alarm calmaya baslar. kapinin uzerinde "radioactivity alarm, do not enter" yazisinin yanip sondugunu gorursunuz. o anda insanin icinde bi yerlere bi hancer saplanir; aglayamaz, oylece kalakalirsiniz. aglamanin fayda etmedigini coktan ogrenmissinizdir zaten.
    (bkz: kemoterapi)
  • kanserin radyasyon kullanılarak tedavisine verilen isim. radyasyon onkolojisi olarak da adlandırılır. çoğunlukla diğer kanser tedavi yöntemleri olan cerahi ve kemoterapi ile birlikte kullanılır
  • hastayı iyonizer radyasyonla tedavi etmektir. iyonizer radyasyonun elde edilme şekli sezyum, kobalt, iridyum vb. radyoaktif kaynaklarla veya linac gibi elektronun hızlandırılmasıyla elde edilen x-ışınları veya elektronlarla yapılabilir.
    radyoterapi üç aşamalı gerçekleşir. birinci aşamada hasta simülatör denilen cihazla simüle edilir. halk arasında buna çizim de denir. doktorlar(radyasyon onkologları) burda hastayı yatırıp tümörün yerleşimini, daha önce teşhis konulan raporlardan da faydalanarak, kestirmeye çalışırlar. buna göre ışının gireceği alanlara ve tümörün merkezinin derinliğine karar verirler.
    ikinci aşama; doz planlama kısmıdır. halk arasında buna doz hesabı denir. burda da hasta elinde alacağı dozun, tedavi alanlarının ve derinliklerinin yazılı olduğu bir dosyayla medikal fizikçilere gelir. hastanın ne kadar süre tedavi cihazının altında yatacağı, tedavi alanında kritik organ denilen medulla spinalis, kiazma optikus, akciğer, böbrek gibi organlar varsa bunların ne kadar doz alacağı, hatta bazen en uygun tedavinin bulunup seçilmesi gibi işlemler gelişmiş bilgisayarlar yardımıyla yapılır.
    üçüncü aşama ise tedavi kısmıdır. tedavi süresi bir fraksiyonda iki ila beş dakika arasında olabilir. ortalama bir tedavi günde bir kez haftaiçi her gün beş hafta boyunca sürer.hasta cihazdan verilen randevu saatinde gelir, iki dakika ışınını alır ve normal hayatının akışına geri döner.
  • potansiyel bir radyo istasyonu adı.
  • adı, şanı, ünvanı, birikimi vs****** .'si ne olursa olsun*, gidilen yer veya kişi dışında konsültasyon için ayrıca onkoloji - radyoloji dallarında bir uzman* ve mümkünse bir de diyetisyenle görüşülmeden kesinlikle* başlanmaması gereken tedavi türü. verilmeyen en ufak bir bilgi dahi tedaviyi daha zararlı hale getirebilmekte, iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. bu nedenlerle, olabildiğince çok bilgi almak için, tedaviye gidilen yerdeki doktor veya doktorları olabildiğince sıkıştırıp rahatsız etmek farzdır.

    (bkz: iskeletor)
  • baş ve boyun kanserlerinde kemoterapiye üstündür.