şükela:  tümü | bugün
  • şekerim şurubum salatam diye şarkı yapabilecek kadar müzikalite yoksunluğuna sahip bir insan evladı.
  • bir gs-fb maci oncesi stadta 9 defa seni seviyorum sarkisini, 5 defa da macera dolu amerika sarkisini dinledikten sonra bir daha dinlememeyi kendime soz verdigim sarkici.
  • arabesk adam, nereye kadar
  • mavra kutu'da* gördüğümde koptuğum adam..
  • her sesliyi incelterek okuyan; soyledigi sarkilarla her zaman kendini yenileyip dumurlarimizi taze tutan, super telaffuz insani.
  • türkiye'nin en renkli ve çok yönlü sanatçılarından biri. eleştirilere rağmen çok başarılı. ilk albümü 750,000 sınırını geçti. 17 ağustos depreminden sonra alman televizyonlarına çıkıp depremzedeler için bağış kampanyalarına katıldı. çok az şarıkıcının yaptığı sosyal içerikli parçalar yapıyor. ingilizce, almanca ve italyanca biliyor.
  • 25 ağustos 1968 başak burcu - havsa / edirne doğumlu.. 1970 yılında ailesi almanya'ya işçi olarak gitti.. 7 yaşına kadar uzunköprü ömerbey köyünde anneannesi ile birlikte yaşadı.. 1. sınıfı köyde okuduktan sonra almanya'ya ailesinin yanına gitti.. öğrenimini almanya'da tamamladı.. 16 yaşında ilk söz ve bestelerini yazmaya başladı.. 17 yaşında midnight entertaintment film şirketine figuran olarak başvurmasıyla sinema hayatının ilk adımını atmış oldu. hayatının en büyük iki tutkusunun müzik ve sinema olduğunu anlayan rafet el roman, bu yıllarda tüm kazancını yine bu iki sanat alanında yaptığı yatırımlara endeksler.. 1987'de ilk uzun metrajlı filmi "defender"da başrolü oynar. bu film rafet el roman'ın senaristlik ve yönetmenlik alanında da ilk deneyimlerini yaşadığı filmdi.. 1988'de ilk sahne çalışmaları başladı.. 1992 yılında saarlaendischer rundfunk radio kurumu tarafından almanya'da yılın en iyi yeteneği seçildi.. 1994 yılında frankfurt kültür festivalinde media artist avard-medya sanat ödülü aldı.. 1995'de türkiye'ye gelerek ilk solo albümünü çıkardı.. "gençliğin gözyaşı" adlı albüm bir milyonu aşan satış rakamlarına ulaştı.. 1997 yılında "en güzel günler senin olsun" adıyla ikinci albümünü çıkardı.. 1997 yılında kızı su el nur dünyaya geldi.. 1998'de avrupa'da ilk solo albümü piyasaya çıktı.. 1998 yılında "propoganda" filmi ile kemal sunal, metin akpinar gibi türk sinema tarihinin dev isimleriyle birlikte başrol oynadı.. 1999'da "hayat hüzünlü" adlı üçüncü albümüyle yine büyük bir başarı yakaladı.. 1999 yılında ikinci kızı şevvalnur dünyaya geldi.. hayatı sinema ve müzik üzerine kurulan rafet el roman'ın 2000 yılı ve sonrası için en büyük hedefi, senaristliği ve yönetmenliğini yapacağı film projesini gerçekleştirmek.. 2000 yılında rafet el roman, mehmet ali erbil ile euro 2000 şampiyonası için milli takıma yazdığı "bir gol daha" şarkısını seslendirdi.. 2000 yılında "dar alanda kısa paslaşmalar" adlı sinema filminde müjde ar'la birlikte başrol oynadı.. rafet el roman 2000 yılı ve sonrası kendi müzik şirketi rer müzik adı altında müzik piyasasına yeni isimler kazandırmayı amaçlıyor.. 2001 yılında "hanımeli" adlı 4. albümünü çıkardı.
    (kaynak: rafet el roman'ın web sitesi)

    diskografisi $u $ekildedir:

    "gençliğin gözyaşı" - 1995

    (bkz: yaşa çiftçi)
    (bkz: macera dolu amerika)
    (bkz: seni seviyorum)
    (bkz: şu hayatta neler oluyor)
    (bkz: leyla)
    (bkz: bilemem insanlar ne yapar)
    (bkz: baba ocağında)

    "en güzel günler senin olsun" - 1997

    (bkz: affetmem)
    (bkz: bana gerçekleri söyle)
    (bkz: nerdesin)
    (bkz: aşk değilse)
    (bkz: bu nasıl sevgi)
    (bkz: yokluğun bir felaket)
    (bkz: seni seviyorum)
    (bkz: isyan ediyorum)
    (bkz: ayşem)

    "hayat hüzünlü" - 1999

    (bkz: bir melek diliyorum)
    (bkz: son mektup)
    (bkz: bulmaca)
    (bkz: bir gün olmazsam)
    (bkz: allah biliyor)
    (bkz: bay bay)
    (bkz: herşey senin elinde)
    (bkz: liberta) (el romano)
    (bkz: bugün aşık oldum)

    "hanımeli" - 2000

    (bkz: elimde değil)
    (bkz: sana dönemem)
    (bkz: beni affeder misin)
    (bkz: olmuyor bir tanem)
    (bkz: güzel hayat)
    (bkz: hanimeli)
    (bkz: şöyle böyle)
    (bkz: hoşçakal sevgilim)
    (bkz: hop vatandaş)
    (bkz: her şeye söz gerekmez)

    "5nr aşk" - mayis 2002

    (bkz: şanslıyım)
    (bkz: bugün anladım)
    (bkz: aşk)
    (bkz: non domandare)
    (bkz: yıllar sonra)
    (bkz: zamansız bir anda)
    (bkz: peşindeyim)
    (bkz: anlamsız bir fırtına)
    (bkz: tarihler yazacak)
    (bkz: gönül)

    "sürgün" - haziran 2004

    (bkz: yalanci $ahidim)
    (bkz: umut)
    (bkz: hasretinle yaniyorum)
    (bkz: yanarim)
    (bkz: gencligin ilkbaharinda)
    (bkz: kumral bomba)
    (bkz: don bebegim)
    (bkz: eyvah)
    (bkz: sonunda bitti)

    "kalbimin sultanı" - haziran 2005

    (bkz: yüreğimle seviyorum)

    http://www.rafetelroman.gen.tr/ (eski sitesi, guncellenmiyor)
    http://www.rafetelroman.info/ (yeni site)

    1 numarali rafet el roman hayrani olarak $unu rahatca soyleyebilirim ki, en iyi 2 albumu "gencligin gozya$i" ve "hayat huzunlu" 'dur. yukarida belirttigim 6 albumun yanisira kendisi 2000 yilinda avrupa futbol $ampiyonasi'na (euro 2000) katilan milli takimimizi desteklemek icin "bir gol daha" adli bir album cikarmi$ ve bu albumdeki single'i mehmet ali erbil ile birlikte seslendirmi$tir. bunun di$inda bir de yine 2000 yilinda a$kin nur yengi ile birlikte duet yaptigi "pe$indeyim" adli albumu vardir.

    (bkz: rumeli hisarı konserleri/3)
    (bkz: su elnur olimpos el roman)
    (bkz: 1996 türkiye güzellik yarışması)

    el roman soyadini almadan once soyadi yaşdut idi.

    kendisi ile yapilmis bir roportaj:

    propaganda” ve “dar alanda kısa paslaşmalar” gibi iki başarılı filmi geride bıraktınız. bu iki oyunculuk deneyiminizden bahseder misiniz?

    zaten daha önce de oyunculuk deneyimim vardı. kliplerin dışında almanya’da midnight entertainment adlı bir film şirketinde uzun bir süre yer aldım. yaklaşık 8-10 yıl kadar, bir filmin başlangıcından son aşamasına kadar nasıl yapıldığını öğrendim. ama yine de her ülkenin yönetmeninin çalışma sistemi kendisine göredir. türkiye’deki deneyimim bana farklı bir izlenim kazandırdı.

    yönetmenlik anlayışı açısından çok farklı iki yönetmenle çalışma fırsatı buldum. sinan çetin, olayları anında geliştirip hazırlayan ya da bir başka deyişle çok hazırlıksız sete başlayıp olayları gelişine bırakmayı seven bir yönetmen. serdar akar’ın elinde çok düzgün ve iyi hazırlanmış bir senaryo vardı. tabii onunla çalışmak benim için daha kolaydı.

    sanırım oyunculuk anlamında da farklı beklentiler içerisinde olan yönetmenler?..

    sinan daha çok medyatik ve gündemde olan oyuncuları tercih eder. oynayan kişinin, mutlaka bir oyunculuk kimliğine sahip olması gerekmiyor. hep popüleriteden yana bir yönetmen. belki bu, reklamcı olmasından kaynaklanıyor. serdar ise, daha çok tiyatrocuları tercih ediyor. mesela son filmindeki oyuncuların hemen hepsi tiyatrocuydu.

    film olarak hangisi sizin için daha tatmin ediciydi?

    açıkçası her iki film de benim film görüşümü taşımıyor. ben daha çok amerikan sinemasını seviyorum. bir filmin sürükleyiciliği olmalı. eğer komediyse beni güldürecek, dramaysa, beni heyecanlandıracak ya da korkuysa beni korkutacak nitelikte olmalı.

    hani vardır ya, sinemadan çıktıktan beş dakika sonra hala filmin etkisinden kurtulamazsınız. bu duyguyu ben her iki filmde de tatmadım. tabii neresinden bakarsanız, bu filmler benim için iyi bir başlangıç oldu. sinemaya meraklı olduğum için, sinemayı gerçekten çok sevdiğim için bu iki teklifi de kabul ettim. özellikle “ propaganda ” filminde, metin akpınar ve kemal sunal gibi oyuncularla birlikte çalışmak beni çok mutlu etti.

    “ popçu olduğumdan dolayı dışlanma endişesi yaşadım. ”

    bu filmde türk sinemasının iki güzide oyuncusuyla birlikte rol aldınız. çekim sırasında umutsuzluğa kapıldığınız ya da “ yahu benim burada ne işim var? ” dediğiniz hiç oldu mu?

    hayır, o konuda hiçbir tereddüt ya da yabancılık yaşamadım. sadece ilk gün onlarla tanışmak beni heyecanlandırdı. popçu olduğumdan dolayı bir dışlanma endişesi yaşamadım değil. ama hiç öyle kompleksi insanlar değildi. daha ilk günden itibaren beni kabul ettiler. onlarla sekiz hafta süren ve her zaman hatırlayacağım bir deneyim yaşadım.

    mesleği oyunculuk olmayan insanların sinemada boy göstermesi, özellikle tiyatrocular kesiminden büyük tepki topluyor. bu tepkiyi haklı buluyor musunuz?

    evet böyle bir tepki var ama bu yalnızca popçulara yönelik değil. ben bu tepkiyi doğru bulmuyorum. insanların oyuncu olmak için mutlaka bu işin okulunu bitirmesi gerekmiyor.

    kendinizi bir oyuncu olarak yeterli görüyor musunuz ?

    iki filmdeki performansımı da beğenmedim. ama bu, benim yönetmenlerimin iyi olmadığından kaynaklanıyor. bu filmlere, role uygun olduğumdan değil, ünlü olduğumdan dolayı seçildim. mesela “ dar alanda kısa paslaşmalar ”da, yapımcı, ünlü olduğum ve biraz da futboldan anladığım için beni uygun gördü. ne sinan’ın ne de serdar’ın oyuncusu değildim. bunu yönetmenin yüzünden anlayabiliyordum.

    son günlerde medya ile ilgili programlarda, medyanın starları malzeme yaptığı konusu gündemden düşmedi. sinemanın da yıldızlara kucak açtığını düşünürsek, sinemacıların, sizin oyunculuğunuzdan çok ününüzden yararlandığı gibi bir izlenime kapıldınız mı?

    evet ama bu dünyanın heryerinde böyle. her iki filmde de yapımcıların yaklaşımı, sadece ünümden yararlanmak doğrultusundaydı. bu iki filmi beğenmememin bir diğer nedeni de, rol gereği kahraman olmayışımdı. ben kahraman olmayı seviyorum. nasıl müziğimde sözünden klibine kadar herşeyi tek başıma başarıyorsam, filmlerimde de ana kahraman olmak istiyorum. bu yüzden de bu iki filmde çok sıkıldım. başından beri bunu bildiğim için, belki, ben de istediğim performansı gösteremedim. sadece rol icabı gerekli olanları yerine getirdim.

    “ her karakteri canlandırırım. ”

    hayatınızın filmini çekme ya da bu filmde oynama fırsatınız olsaydı, nasıl bir film ya da rol isterdiniz?

    her karakteri canlandırırım. mesela kendi yazdığım bir filmim var: “ bu film bitmez ”. orada bir yönetmeni canlandırıyorum. film içinde bir film. iki üç gencin, çok ünlü bir aktörün yeni çekilecek bir filminin mekanına giderek ve kendilerini o yörenin halkına yapımcı olarak tanıtarak dolandırıcılık yapmasını konu alan bir durum komedisi.

    hayata geçirmeyi düşünüyor musunuz?

    kesinlikle. aslında mayıs ayı içerisinde gerçekleştirmeyi planlıyorduk. ama bu yeni çıkan albümün turnesi epey vaktimizi alacak. bir de ekonomik krizden dolayı bana destek olacak bir finansör bulamadım. bu nedenle film projesini sonbahara erteledim.

    filmin yönetmeni de siz mi olacaksınız?

    evet. aslında önceleri filmdeki yönetmen rolünü de canlandırmayı düşünüyordum ama, sanırım rolümü bir başkasını vereceğim.

    almanya’daki yaşamınızda sinema ve oyunculukla olan ilişkiniz nedir?

    16 yaşımda bir gazete ilanı üzerine sinemaya ilk adımımı atmış oldum. figuran aranıyormuş. kabul edilmedim ama, yine de kamera arkasında çalışmaya başladım. kamera asistanlığından kurguya kadar 8-10 yıl boyunca film yapımının her aşamasında çalıştım. üç yıl sonra “ defender ” adlı bir filmle ilk kez kamera karşısına geçtim. aslında iranlı bir çocuk oynayacaktı rolü. ama onun oturma izni sorunu olduğu için yönetmen beni seçti. işte böyle yavaş yavaş kendimi geliştirdim.

    siz aynı zamanda bir videoklip yönetmenisiniz. yönetmenlik deneyiminizden bahseder misiniz?

    ilk olarak “ şu hayatta neler oluyor ”un klibini çektim. daha sonra “ sorma neden ”, “ gençliğin gözyaşı ”, “ leyla ”, “ amerika ” gibi 10-12 kadar klip çektim. yılmaz morgül gibi başka sanatçı arkadaşların da kliplerini çektim.

    yeni bir albüm çıkardınız. kliplerini siz mi çekeceksiniz ?

    albümün ilk parçası “ beni affeder misin? ”i kendim çektim.

    kamera arkası mı yoksa kamera önü mü daha zor?

    aslında ne kamera arkası ne de kamera önü; eğer siz iyi hazırlanırsanız, hiçbiri zor değil. yapımcı ve oyuncular görevlerini doğru bir şekilde yaparsa ortada hiçbir zorluk kalmaz.

    tabii bunlara rağmen bazı aksilikler çıkmıyor değil. mesela “ propaganda ”nın çekimlerinin 5 hafta süreceği düşünülmüştü, 7 hafta sürdü; keza “ dar alanda kısa paslaşmalar ”nın çekimlerinin 6 haftada bitmesi planlanmıştı, çekimler 8 hafta sürdü. bunlar önemli değil. bunları hollywood da yaşıyor.

    oyunculuk, hayatınızda tam olarak neyi karşılıyor?

    büyük bir boşluğu dolduruyor. benim çocukluğumdan beri kahramanlarım vardı. bu çizgi filmlerle başladı, kovboy filmlerinde john wayne ve daha sonra bruce lee ile devam etti. bir ara mafya filmlerine dadandım. al pacino, robert de niro gibi kahramanlarım oldu.

    fakat bir aşamadan sonra, filmlere, sırf eğlenceli olmasıyla değil; ışık, müzik, oyunculuk, kamera açısı, renk kullanımı ve kurgu gibi noktalarda bir film eleştirmeni gibi bakmaya başladım. herşeyden evvel içimde sinemaya karşı çok güçlü bir istek olduğunu fark ettim. o camianın içerisinde yer aldığımı düşünüyorum ve orada bir şeyler yapmazsam gerçekten üzülürüm. fikirlerimi sinemaya aktarmak istiyorum.

    “ “ dar alanda kısa paslaşmalar ”da diyaloglarımın çoğunu değiştirdim. ”

    sözü geçen bu iki filmde de, yönetmenlerle fikir alışverişinde bulundunuz mu?

    her iki filmin yönetmeniyle de yeri geldiğinde tartıştım ve görüşlerimi dile getirdim. özellikle “ propaganda ”da hemen hemen bütün diyalogların bana ait olduğunu söyleyebilirim. hatta filmdeki birçok plan, meltem ile yaptığım karşılıklı görüşmeler sonucunda sinan’ın düşündüğünden çok farklı şekilde gelişti.

    “ dar alanda kısa paslaşmalar ”da da diyaloglarımı beğenmemiştim ve çoğunu kendim değiştirdim. her filmde fikir öneririm. o yüzden bazı sanatçılarla sürtüşmem oldu. “ neden herşeye karışıyor? ” gibi tepkiler geldi. ama serdar akar da benim haklı olduğumu kabul etti. hatta savaş dinçer, daha sonra beni tebrik etti. eldeki senaryoda, benim canlandırdığım serkan rolü oldukça silikti ve çok az diyaloğu vardı. ben hepsini daha sonra değiştirdim.

    televizyona sıcak bakıyor musunuz? iyi bir dizi teklifi gelse, bunu nasıl karşılarsınız?

    iyi bir dizi olursa kabul ederim. ama televizyonlar da krizden paylarını aldıkları için, şu anda bir dizi teklifi yok. her sene, yeni yayın dönemlerinde dizi teklifleri geliyor. ama şu ana kadar beni tatmin eden bir dizi teklifiyle karşılaşmadım.

    “ türkiye’deki sinemacılar, müziğe az para harcamaya alışmışlar. ”

    son dönem türk filmlerinde gördüğümüz kadarıyla, film müziklerine verilen önem giderek artıyor. bir filmin müziklerine imza atma fikrine nasıl bakıyorsunuz?

    aslında “ propaganda ”nın müziklerini ben yapacaktım. fakat daha sonra sinan çetin, bir başka isme daha ihtiyaç duyduğunu söyledi ve sezen aksu’da karar kıldı. çok da güzel şeyler yapmıştım. tabii biraz da maddi açıdan anlaşamadık.

    “ dar alanda kısa paslaşmalar ”da da, sözleşme gereği, müzikleri ben yapacaktım. fakat yapımcılarla maddi konularda büyük problemler yaşadık. sanırım türkiye’deki sinemacılar, müziğe az para harcamaya alışmışlar. beş-on bin dolara işi halletmeye çalışıyorlar. anlaşma olmayınca, onlar da fahir atakoğlu’ndan hazır müzik aldılar.

    dediğim gibi, film müziği yapmaya hazırım ama, maddi koşulların sağlanması şartıyla. mesela bu albümün son şarkısı “ herşeye söz gerekmez ” bir film müziğidir.

    müzisyenlik, klip yönetmenliği ve oyunculuğun dışında çalışmak istediğiniz başka alanlar var mı? mesela tiyatro gibi...

    tiyatroyla hiç alakam yok. tiyatroyu hiç sevmiyorum. bana çok yapmacık geliyor. bana kalırsa duygular sinemada daha iyi anlatılıyor. geçtiğimiz günlerde sadri alışık’ın tiyatrosunda oynanacak bir müzikal için teklif geldi ama, ben kabul etmedim.

    ileriki günlerde hayatınızda sinema müziğe göre daha ağır basacak gibi görünüyor?..

    son zamanlarda bu konuda epey tereddüt içine girdim. çünkü haberlerim son günlerde hep sinema üzerineydi. bu albüm için de korkmadım değil. “ insanların kafasında müziğim ikinci plana mı düştü? ” diye endişeleniyordum ama, hiç de öyle olmadığını gördüm. şu anda albümüm, türkiye genelinde en çok satan albüm. bu da beni biraz rahatlattı. ben esasen bir müzik adamıyım ve sinema müzikle birebir ama, hep ikinci konumda gidecek.
    (kaynak: bigglook.com)
  • "sorma neden" adli sarkisiyla beni koparmis olan sarkici.
  • eleştirilere rağmen beğendiğim ve çalışmalarını takdir ettiğim sanatçı.ilk albümündeki sen ve ben ,sorma neden en güzel şarkılarındandır.
  • iyi bir muzik anlayisi var.ozellikle son videolarindan takip ettigim kadariyla klasik pop kaliplarinin uzerine jazzy ritmler eklemis.
    tabii bir saksafoncuya ben rafet hadi beraber calalim demisligide vardir eski zamanlarda.
    son imajiyla nostaljik bir havaya burunmus olan rafet beyin bu halinden en cokda karisi tiksiniyormus.