şükela:  tümü | bugün
  • bir seye karsin, bir sey yapildigi halde anlamini veren sozcuk..
  • oyunun kurallarini, kosullarini belirtmede kullanilan beterbeter bir sozcuk. ragmen oncesinde geleni gormezden gelme, ondan kacinma egilimini yansitir. icinde bulundugu cumlelere "aman dikkat patlayici" ikaz lambasini konuslandirir. olumsuzluklar da olumluluklar kadar ozleri belirler cunku ve arti eksi ayrimi yapmak ozu iskalamakla esdegerdir. ve gercekten rahatsiz olunuyorsa bir seyden, ona ragmen baska bir sey yapilmadan once kisiyi bu caresizlige itenin ne oldugunun etraflica dusunulmesinde yarar vardir.
  • çaresizliğin yapı taşlarından biri olan kelime.. yapılan şeyler hissedilen duygular ne kadar yanlış olursa olsun umursanmaz. yanlış olduğunu bilirsiniz hissedersiniz ama gene de yapmaktan vazgeçemezsiniz. başka çareniz yokmuş gibi gelir size. o anda başka bir yol yoktur belki önünüzde acılarla dolu olan. belki de vardır ikinci bir yol. fakat siz bilseniz de ilk yolun size ne kadar acı vereceğini onu seçersiniz . kolaya kaçmadan acı çekerek seçersiniz. kaçmazsınız acıdan. belki iki yolda aynı yere çıkıyordur. belki de acılarla dolu olan daha iyi bi yere çıkıyordur. işte bu umutla, daha iyi bi yer umuduyla herşeye rağmen seçersiniz o yolu. ragmen budur aslında. çaresiz gibi görünen ama cesaret örneği olan..
  • annem büyükelçinin bütün meşgulüyetine rağmen bu kadar dakik, onca önemli kişiyle temasına rağmen bu kadar sevecen ve kibar olmasına hayretler eder, ragmenlerin daima gizli çünküler olduğunu aklından geçirmez, (tıpkı ihtiyarların yaşlarına göre şaşırtıcı, kralların gayet sade, taşralıların herşeyden haberdar olduğu gibi) m. de narpois nın hem onca meşguliyeti olup hem de düzenli cevap yazmasının, hem yüksek sosyetede beğenilip hem de bize nazik davranmasının, aynı alışkanlığa bağlı olduğunu düşünmezdi. -marcel proust, kayıp zamanın izinde, çiçek açmış genç kızların gölgesinde, çev. roza hakmen
  • futbolcu camiasi tarafindan farkli kullanimlarina sahit oldugumuz aslinda kar$in anlamina gelen zarf'tir.
    - evet bombaci muharrem mac hakkindaki yorumlarin?
    - raakibimize gore cok daha sahane oynamamiza ragmen 3-0 kazanmasini bildik! *
  • " 'rağmen'ler içindeki gizli 'çünkü'lerden oluşur " der proust.
    iyi ile kötünün birbirlerine kuyruklarından bağlanmış olması gibi...
  • (bkz: ramen)
  • işyerinde bu akşam ‘memo’ya bir mail geldi ceo’dan. adamın böyle bir mail attığı görülmemiş şimdiye kadar...

    mailde,satıştan üç kişinin, iş geliştirme konusunda ise bir kişinin adı geçiyor ve bunların yüksek performansları, şirkete katkıları nedeniyle ödüle layık görüldüğü çok gurur okşayıcı bir dille ifade ediliyor. tebrikler başlıyor. departman hazımsız ama; müdürlerinin buna layık görülmesi bir etki yaratmamış gibi. millet arayıp gelip gittikçe, en sonunda biri ‘tebrik ederiz... ama ekibe değil, sadece size verilmiş bu ödül’ diyerek bir teşekkür de kendilerine bekliyor muhtemelen. müdürün söylediği bir soğuk duş etkisi yapıyor ortamda, şöyle ki: ‘neden acaba?!’

    sonra ne mi olur? o kişinin içinde bon jovi’den it’s my life çalar tüm akşam. hayattaki en büyük başarı hissi, birilerine rağmenlerdir. herkese çevredeki sümsükleri umursamama özgüveni veren ortamlar dilerim.

    havamı attım, içimi boşalttım, dileğimi ilettim. oldu bence...
  • telif gelirlerinin kadın cinayetlerini durduracağız platformu'na bağışlandığı, tamamını kadın yazar ve çizerlerin oluşturduğu derleme kitap. oya baydar, şermin yaşar, sinem sal, kader büyükbingöl, deniz tekin... kitapta yer alan isimlerden bazıları.

    "ilk ne zaman kırıldı kalbin?

    şimdi böyle sorsam sana, ki sorulmaz da şimdi böyle pat diye, ne başkasına ne kendine... artık sormuş bulundum. cevap nerelerde olurdu? bir anda rengi değişiyor havanın odada, ya da böyle nasıl desem boğazına doğru bir hıçkırık yürüyor. (yürümüyor mu?) ömrümüz o hıçkırığı orada tutmakla geçiyor. soru da aslında bunu istiyor, ne zamandır yutkunamıyorsun?

    niye bunu düşünelim ki şimdi? uyuduk uyandık, uyuduk uyandık tamam işte. dört mevsim döndü, yine döndü. ay oldu, yıl oldu ve olacak. kurcalayınca ne olacak? bilmiyorum. bir tek o ortak hıçkırığı tanıyorum sende, bende. bir kere sormayalım mı "yavrum ne işin var orda , neden rahat vermiyorsun bana?" basitçe bir soru, gizeminde ömür yatıyor.

    film ilk nerede koptu? neden bazı sabahlar var uyanınca böyle göğsün ezilmiş gibi? kötü bir rüya mı görmüşsün acaba, huzurunu kim kaçırmış, ortada bir şey de yok? neyse şimdi akar gün siyah beyaz. buluruz bir yolunu. belki yol bulmaya gerek de kalmaz, kendiliğinden gömülür gün. çay mı sigara mı adını sen koy artık, içeriz, zamanı ve de içimizi geçiririz.

    ilk hangisiydi? senelerce emeğini verdin işine sonra bir gün "yürü anca gidersin" çektiler, o zaman mı? kaçsan nerelere kaçarsın, ama cepte kuruş yok, yaş da olmuş otuz, o zaman mı?

    şöyle bir çıkıp yürümek istesen, bu saatte yalnız yürünmez başına bir iş gelir, o zaman mı? koca şehrin bize gecesi gündüzü var mı hakikaten? otobüste sürtündü mü biri sanki arkadan, yok canım öyle değildir yanlış anlamışsındır, o zaman mı? taksi plakası, eşkal, güvenlik kameraları, oralarda mı? (neden sorumlusu benmişim gibi, gerçek miydi emin bile olamadığım bu canavar gözlerin?)

    içince sapıtıyordu ama çok aşıktın o zaman mı? ne masallar okurdu aman yarabbi, gözünün içine içine, sonra pat diye fiskeyi vurdu birden, belki o zaman? olur mu canım, aşktandır, özünde iyi bir insan, oralarda mı? (benim özüm de fena sayılmaz aslında.) cevap nerde? (içimde dizili ukdeler, içince en fazla ağlıyorum.) kim dedi canım 'git bu insan evladını al hanene, aç ona kalbini' diye? geçmiş olsun, 'ama sen de bile bile lades demeyeydin'. kaç kişiyi evcilleştirmek, ehlileştirmek istedin; kaçı mutlu bitti bu hikayelerin, saydın mı? hangisiydi ilk kırık?

    tanıyorsun aslında birkaç kilometre öteden o bakışları. tiksindirir, sıkıştırır, nefesinin daraltır. tuhaf bir tutkal gibi geçmişi bugüne yapıştırır. ama hikayede delikler var hâlâ. büyüklü küçüklü delikler. (boyumdan büyük delikler, izinsiz çözülmüş küçük düğme delikleri.) bu delikleri geçebilecek miyiz merak ediyorum. ilk ne zamandı? boşluklar var, daha kendimden haberim yokken ama bir şeyler dibine kadar yanlış hissedebiliyorken sanki. boyum köklerime daha yakınken... hikayemizde delikler var bizden izinsiz. rızasız ve kötü niyetli. halıların altına süpürüldükçe süpürülmüş,süpürülmüş. bir nesilden diğerine, sonra hop diğerine, küçük hayaletlerle akıtılmış. ilk ne zaman kırıldı kalbin? (halıları kaldırıyorum artık.)"
  • insan hayatının, yani ömür dediğimiz şeyin, tam merkezinde bana göre. yaşamak tastamam bir "rağmen"ler alanı. bir düşünün dilerseniz, "rağmen"lerinize rağmen ayakta kalışlarınızı, nefes alışlarınızı. ölüme "rağmen" yaşamaktan başlanılabilir düşünmeye. ne kadar "hayatın tamamı"... son günlerde uyku öncesi okumalarım cioran'dan. dikkatimi cezbeden bir cümlesinde çok güzel derleyip toparlamış bu sözcüğün insan hayatındaki yerini yurdunu. faydalanacağım:
    "insan bütün bildiklerine rağmen, bütün bildiklerine karşı her gün yeniden başlar..."
    haydi cucuklar şimdi doğru uykuya. yeniden, yeniden, yeniden başlamaya.
hesabın var mı? giriş yap