şükela:  tümü | bugün
  • bu şahıs gelin whatsapp felsefe grubu kuracağım diye bir grup kurup burdan insanları topladı. sonrasında şu kitabı okuyun tartışalım dedi.
    buraya kadar herşey ok.

    sonrasında grup içinde insanlar kendilerince tartışırlarken bu arkadaşımız zart diye kendi kurduğu gruptan kaçtı.

    gruba geri alındı neden çıktın diye soruldu.

    cevap: siz benim tartışabileceğim seviyede değilsiniz..

    grup kuruyorsun. insanları çağırıp bir sorumluluk altına giriyorsun. sonra kimin ne olduğunu bilmeden tanımadan hiçbir açıklama yapmadan kaçıyorsun.

    sen çok seviyeli biriymişsin ragnarblabla.. felsefe sana değil ama ekşiye hoşgeldin amk zeka yoksunu.
  • enteresan bir kişilik. dikkat ediyorum her gün ekşi sözlük dertleşecek insan veri tabanına ileti giriyor ve bu iletiyi gün içinde 300-500 defa güncelliyor.
    sözümona felfese konuşacak kişiler arıyor. bu arada da her seferinde kendi blogunun linkini paylaşarak insanları yönlendirmeye çalışmayı da hiç ihmal etmiyor.
    ancak malum başlık altındaki bu ısrarcı yakarışlarına kayıtsız kalamayıp felsefeyle ilgili ne konuşacağını merak edip iletişim kurmayı denediğinizde felsefe adına söyleyecek bir sözü olmadığını anlıyorsunuz. sorularınızı cevapsız bıraktığı gibi sağlıklı bir diyaloğun nasıl kurulacağını da bilmiyor. yahut diyalog kurmak istermiş gibi davranıp esas amacının bu olmadığı izlenimi de bırakıyor.

    acaba bütün çabası bloğunun tıklanma sayısını arttırmak mı, yoksa varlığının ispatını mı kanıtlamak istiyor, kendince görünür olma yöntemi mi bu ya da sıradan bir ilgi budalalığı mı?
    anlamış değilim.

    ancak oldukça önemsediğini düşündüğüm bloguna dair ciddi anlamda bir tavsiye istiyorsa, yazılı iletişimin (hele ki bu yazının edebi bir metin olması amacı taşınıyorsa) ilk ve temel kuralı anlaşılır olmaktır. dili kullanmak bir sanattır. anlaşılır olmayan, meramını ortaya koymaktan aciz hiç bir metinin öğretici, düşündürücü, okura ulaşabilen bir niteliği olamaz.

    bir yazıyı muğlaklaştırmak, o yazının değerini arttırmaz. yazar yazdığı yazıda anlatmak istediği temaya hakim olduğunu okura geçirmek zorundadır.

    üstelik bu uğraşı, felsefe gibi asli vazifesi olan insan ve evrenin doğasını gelişimini irdelemesi gereken ancak başarısız temsilcilerin yetersizliği nedeniyle 20. yüzyılın başlarından itibaren, kendini kısır bir döngünün içerisine hapsetmiş, çözümü de kendini muğlaklaştırarak, ağdalı, içerikten yoksun, mırıltılı bir yazınla statükocu bir zümrenin elinde kendilerince çok möhim işler yapıldığı izlenmi bırakmak adına güya ulaşılamaz, anlaşılamaz, önemli mi önemli ezoterik bir konumlandırmada bulmuş, temsilcilerinin işkencesi altında esir edilen, bir alandan bahsediyorsak, maalesef bayat benzerlerinden zerre farkı olmayan başarısız bir kopyadan öteye gidemeyecektir.

    yazdıklarınızın önce ayağının yere basması gerekir. "basitliğin erdemi"